PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türban


AtikCan
09.02.08, 01:48 AM
Arkadaşlar son günlerde gündemden düşmeyen Türban konusuyla ilgili olarak görüşlerimizi burada paylaşabiliriz.

Bence eğer bir bayan üniversiteye mini etekle girebilme özgürlüğüne sahipse başka bir bayanda aynı üniversiteye baş örtüsüyle girebilme özgürlüğüne sahiptir.Ama açıkcası bu konuların bu kadar tartışılmazsı bana mantıksız geliyor.
Yani bi düşünsenize Dünyanın iyi Bor minarellerine sahipsiniz ama bunları işleyecek tesisatınız dahi yok.O işleyemediğiniz Bor minarellerini dış ülkelere örnek veriyorum 5 YTL ye veriyorsanız 20 YTl ye geri alıyorsunuz şahsen bana o baş örtü değil ama emperyalist devletlerin bizi böyle sömürmesi zoruma giderdi ve gidiyor. siz bu konularla ilgileneceğiniz yere bir başörtüsüyle hatta onuda geçtim bir baş örtünün iğnesiyle bu kadar uğraşıyorsanız bence bu kesinlikle bir geri kafalılıktır... !!! :sad14::sad14:

...NMT...
09.02.08, 02:03 AM
kesinlikle katılıyorum
ülkemizin bu kadar sorunu varken hiç kimsenin aklına bişey gelmiyo
ama türbana sıra gelince en ufak ayrıntısına kadar düşünüyolar
ya bunlar gereksiz.insanların türbanına karışacaklarına önce ülkenin gidişatına bakmalılar
mini etekle üniversite ye girenlere bişey demiyorlarsa türbanlılarada bişey demeye hakları yok
bunlardan önce yurdun daha önemli sorunlarını düşünmeleri gerekiyo

AtikCan
09.02.08, 18:56 PM
Evet düşünmeleri gerekiyo ama düşünecek insanlarda düşünülmesi gerekenleri değil de ne kadar önemsiz şelerle uraşıolar saçmalıkkkkkk

EmRuLLahPaşa
09.02.08, 21:18 PM
YÜzde/100 Katiliyorum Sana Atİkcan

EmRuLLahPaşa
09.02.08, 21:18 PM
Hanİ Herkes EŞİttİ Nerde

nedoş
09.02.08, 21:42 PM
Mecliste ve Türkiyenin her yerinde özgürlük ve çağdaşlık adı altında Türban tartışılırken …gerçek zihniyet kendini her yerde göstermeye başladı……..
Alıntı: Hürriyet Gazetesi 5 Şubat 2008 Salı
“””””Sezen AKSU,Emel MÜFTÜOĞLU gibi bir çok ünlünün vokalistliğini yapan ve albüm hazırlıkları için üç ay Bulgaristanda kalan Aslı ZEN iki hafta önce çıkan albümün “Şerefe” adlı şarkısına çektiği klip tartışma konusu oldu. Yaklaşık iki hafta önce çıkardığı maxi single ile aynı adı taşıyan “Şerefe” şarkısına klip çeken Aslı ZEN meyhane sahnelerinden dolayı sansürlendi.Kral TV yönetiminin “Bu klibi yayınlayamayız.300 milyar ceza alırız” dediğini belirten zen “şarap sahneleri yüzünden klibin yayınlanmayacağını söylediler.Şerefe derken ayran mı içseydim”dedi”””””””
Şimdi tekrar soruyorum “Alkol içipte eğlenenlerin,saçını uzatan erkeklerin boynunun vurulması ile ilgili kanun ne zaman çıkıyor?

EmRuLLahPaşa
09.02.08, 21:45 PM
ceza yokmu ceza

...NMT...
09.02.08, 22:37 PM
Mecliste ve Türkiyenin her yerinde özgürlük ve çağdaşlık adı altında Türban tartışılırken …gerçek zihniyet kendini her yerde göstermeye başladı……..
Alıntı: Hürriyet Gazetesi 5 Şubat 2008 Salı
“””””Sezen AKSU,Emel MÜFTÜOĞLU gibi bir çok ünlünün vokalistliğini yapan ve albüm hazırlıkları için üç ay Bulgaristanda kalan Aslı ZEN iki hafta önce çıkan albümün “Şerefe” adlı şarkısına çektiği klip tartışma konusu oldu. Yaklaşık iki hafta önce çıkardığı maxi single ile aynı adı taşıyan “Şerefe” şarkısına klip çeken Aslı ZEN meyhane sahnelerinden dolayı sansürlendi.Kral TV yönetiminin “Bu klibi yayınlayamayız.300 milyar ceza alırız” dediğini belirten zen “şarap sahneleri yüzünden klibin yayınlanmayacağını söylediler.Şerefe derken ayran mı içseydim”dedi”””””””
Şimdi tekrar soruyorum “Alkol içipte eğlenenlerin,saçını uzatan erkeklerin boynunun vurulması ile ilgili kanun ne zaman çıkıyor?

harika bi yorum yapmışsın
insanlar artık na yapacaklarını şaşırdı
herşeye kanun çıkartıp duruyolar
sözde ülkede eşitlik var
bumudur eşitlik,bumudur demokrasi????

EmRuLLahPaşa
09.02.08, 22:58 PM
sözde ülkede eşitlik var
bumudur eşitlik,bumudur demokrasi????

Alim
10.02.08, 00:00 AM
Mecliste ve Türkiyenin her yerinde özgürlük ve çağdaşlık adı altında Türban tartışılırken …gerçek zihniyet kendini her yerde göstermeye başladı……..
Alıntı: Hürriyet Gazetesi 5 Şubat 2008 Salı
“””””Sezen AKSU,Emel MÜFTÜOĞLU gibi bir çok ünlünün vokalistliğini yapan ve albüm hazırlıkları için üç ay Bulgaristanda kalan Aslı ZEN iki hafta önce çıkan albümün “Şerefe” adlı şarkısına çektiği klip tartışma konusu oldu. Yaklaşık iki hafta önce çıkardığı maxi single ile aynı adı taşıyan “Şerefe” şarkısına klip çeken Aslı ZEN meyhane sahnelerinden dolayı sansürlendi.Kral TV yönetiminin “Bu klibi yayınlayamayız.300 milyar ceza alırız” dediğini belirten zen “şarap sahneleri yüzünden klibin yayınlanmayacağını söylediler.Şerefe derken ayran mı içseydim”dedi”””””””
Şimdi tekrar soruyorum “Alkol içipte eğlenenlerin,saçını uzatan erkeklerin boynunun vurulması ile ilgili kanun ne zaman çıkıyor?

El Cevap: :)
İnsanın sorduğu soru kültür seviyesini ortaya koyar ve senin sorduğun sorudan kültür seviyeni anlayabiliyorum.
Öncelikle burada yaptığın yorum başlıktanda anlaşılacağı gibi Türban konusu ile ilgili olmalıydı.Ancak; madem sen farklı bir konuya teğet geçtin (değindin diyemiyorum) açıklama yapma gereği duydum.
"Bu şarkıyı yazan kişi (adını ilk defa duymuş olmam konunun akışını değiştirmez sanırım) şerefe diye şarkı yapabilir ve buna istediği gibi klip çekebilir.Ancak bu klip görsel kitle iletişim aracı olarak kullanılan televizyonlarda yayınlanmaya başlarsa inşanları alkole,şarhoşluğa ve sarhoş insanın yapabileceği tüm hatalara özendireceği ve özendirmekle kalmayıp bizzarure uygulama aşkı ile yanıp tutuşturacağı düşünülerek yasaklanmış olabilir."

Türkiye'de İnsanların % kaç'ı izlediği tv programlarının sadece zaman öldürmek için hazırlandığını biliyor.(eğitici olsada olmasada)
Bunun yanında muhteviyatı (içeriği) açısından gerçekten insalara bir bir şeyler vermek isteyen programlardaki (dizi,film,vs...) verilmek istenen mesajı alabilen kaç insan var?Bunların hepsi tartışma konusu.

Konuyu uzatmak istemiyorum ve başlıktan devam etmek istiyorum.
"İnsanların dini inançlarına saygı gösterilmeyen bir ülkede demokrasi ve özgürlük kelimesini ağzına sakız yapan ve her fırsatta laiklik elden gidiyor diye ortalıkta bir korku-karmaşa ve endişe havası yaratarak istikrarı bozmak isteyen insanlardan tiksiniyorum.Yahudi erkeklerinin başlarındaki takkeyi heryerde taktığını hepiniz biliyorsunuz(onlar takke demeyebilir).Ya da hristiyanların meclise vatikandan papaz sokarak hep birlikte dua ettiklerinide biliyoruz.
Türkiye'nin %99'u müslüman lakin bu %99'un bir kısmı Müslümanlığın ne olduğunu bilmiyor,dini anlamda tam bir heyelan söz konusu.
Hiç ilgi alanı olmadığı ve konu ile ilgili bilgi,birikim,koalifikasyon sahibi olmayan insanları fetva verirken görmemiz şaşırtıcı ve bir o kadar düşündürücü.Aslında konu çok derin zira vakit sınırlı...Saygılar

Örnek Haber:



[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]



Yunan meclisinde milletvekillerinin yemin töreni tartışma konusu haline geldi. Yunanistan genel seçimlerinde 14 milletvekili ile meclise girme hakkı kazanan sol koalisyon partisi Syriza lideri Alekos Alavanos, milletvekillerinin yemin töreninde papaz bulunmasına karşı çıktı.
Alekos Alavanos, "Milletvekillerinin yemin töreninde biz papaz istemiyoruz. Politik yemin etmek istiyoruz" sözleriyle gündemde tartışma konusu haline geldi. Yunan anayasasının 59. maddesine göre, meclis içinde görev alacak olan milletvekillerinin sözleri anayasa tarafından belirlenmiş bir yemini var ve yemin töreni her zaman bir papaz eşliğinde gerçekleşiyor.

...NMT...
10.02.08, 00:13 AM
bence orda arkadaş bundan söz etmemiş
'herşeye kanun çıkartıyosunuz bunlarada çıkartın bari' demiş
bende karşıyım insanların diniyle bu kadar uğraşılmasına
tabiki dinimize ve gerektirdiklerine sahip çıkmalıyız
sonuçta islam dini sadece bize ait olmamasına rağmen
insanlara islam dendiğinde türkler akla geliyo ve islama en çok sahip çıkması gereken ülkede biziz

fooden
10.02.08, 17:59 PM
arkadaşlar ben size katılmıyorum ne olursa olsun bu vatan ulu önder atatürkün yaptıgı ilkeler dogrultusunda cok buyuk fedakalarlıklarla binlerce insanımızın canlarıyla bir 'hiç'ten oluşmuştur. önderimiz koydugu ilkerede sahip cıkmak boynumuzun borcudur bana bunları yazanlar 'ne mutlu turkum diyene' denemesin sakın...
o ilkelerin basındada laiklik gelir bu düzenleme laiklik ilgikesinle %100 celişmektedir neden mi şöyle açıklayım...
arkadaşlar laiklik nedir? din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması diye ezberlettiler deilmi tabikide budur ancak şöyle de denebilir devletin yönetim kurallarının dini kurallarla belirlenmemesidir yönetim kurallarımız nelerdir anayasamız deilmidir? sen nasıl kalkıpta din böyle emrediyor diye devletin anayasasına bunu yerleştirebiliyorsun! bide bunlar kalkıp laiklikten bahsediyorlar bu laiklikmidir hadi ordan! arkdaşlar türkiye iranlaştırılıyor ve bunuda türk halkı yiyor! türbanmıs türkiyemizin daha önemli bircok sorunu mevcut bunlara girmiyeceğim sizlerde bahsettiniz zaten. bu sorunları nasıl arka plana itip halk sacmasapan bi konuyla uyutuluyor!
bide su var turban için bu kadar araştırılmalar yapılıyor irdeleniyor herşey iğnesine ipliğine kadar! dünya ülkelerinin dillerinden tutun bir sürü türban baglama şekillerine kadar meğer ne cok örtünme şeklimiz varmısta haberimiz yokmus! bu hassasiyet türkiyenin gercek sorunları için gösterilse! nerdee... bir türbandır tutturuldu gidiyor ülke bölünüyor arkadaşlar malesef bu yönetimle bu ülkenin geleceğini hiç iyi görmüyorum bütün ticaretimiz yabancıların eline gecmiş durumda herşeyimiz satılıyor bu yönetim gelmeden önce durum böylemiydi hayır! türkiyemiz emperyalist devletletlerin kucagına düşmüş durumda sömürülüyoruz oysaki hakkımız bumuydu sanlı turk tarihine bu yapılanlar yakışıyormu! daha 80 yıl önceki durum ya cokmu 80 yıl öncesi ne cabuk unutuldu o kdr yapılanlar kelimelere sıgmayanlar:( atam izindeyiz bumu iz yaa yapılanlar sömurgeleştirmeler yetmeyip şimdide atatürk ilkeleri deiştiriliyor hemde halk bunu görmuyor gören kesimlerde yok sayılıyor nemiş toplumda uzlaşı saglanmısmıs hadi ordan! uzlaşı saglanmıs olsa bu kadar tedirdinlik korku neden bu tedirginliğide üstelik ülkenin en eğitimli en yetkili kesimleri duyuyorr cunku onlar biliyor göruyor! dünyayı yakından takip edip turkiyenin içinde oldugu durumun farkındalar. bu meslede böyle yalanlarda ortada dolaşıyor işte toplumda uzalaşı saglanmıs laiklikle çelişmiyormus. bir ülke yalanlarla yönetilirse ne olacak bu türkiyemizin hali.
valla arkdşlar bu yönetimle geleceğimizi hiç parlak görmuyorum daha yazacak şeylerim var ama benim göruslerimde bu yönde...

efe85
10.02.08, 18:13 PM
laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasından ibaret değildir laiklik yanında gelen diğer ilke ve inkilaplarıda bağlar bunların içinde demokrasi ve özgürlüklerde vardır.

benim anlayamadığım hem bu işle amma derinlemesine ilgileniyorlar yok ipliği iğnesi diyorlar diye yorum yapmışsın hemde kendin hala kurcalıyorsun. bu konuyu bu hale getiren yine sen ve senin zihniyetinde olan insanlardır.üniversite okumak ile devlet yönetiminin ne alakası var ki laiklik tarifi yapmışsın hem sen kim oluyorsunda ben türküm diyecek insanın alnını karışlarım dercesine pervasız bir yorum yapıyorsun.
demokrasi özgürlük laiklik diyenleride biliyoruz 80 lerde hepsi sosyalist bir düzen getirmeye çlışıyorlardı şimdi menfaatler söz konusu olunca laiklik elden gidiyor oldu milletin taktığı baş örtüsü seni neden geriyor ya da neden bundan rahatsız oluyorsun iyi bizde açıkları boykot edelim olur mu böyle bir mantık saçma sapan yorumlar yapmayın ve adam gibi herkese saygılı davranın.

aslında sizin derdiniz laiklik değil ya neyse...
KİMSE TÜRK OLMAYI SEN VE SENİN GİBİLERDEN ÖĞRENMEYECEK.

...NMT...
10.02.08, 18:28 PM
arkadaşlar ben size katılmıyorum ne olursa olsun bu vatan ulu önder atatürkün yaptıgı ilkeler dogrultusunda cok buyuk fedakalarlıklarla binlerce insanımızın canlarıyla bir 'hiç'ten oluşmuştur. önderimiz koydugu ilkerede sahip cıkmak boynumuzun borcudur bana bunları yazanlar 'ne mutlu turkum diyene' denemesin sakın...
o ilkelerin basındada laiklik gelir bu düzenleme laiklik ilgikesinle %100 celişmektedir neden mi şöyle açıklayım...
arkadaşlar laiklik nedir? din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması diye ezberlettiler deilmi tabikide budur ancak şöyle de denebilir devletin yönetim kurallarının dini kurallarla belirlenmemesidir yönetim kurallarımız nelerdir anayasamız deilmidir? sen nasıl kalkıpta din böyle emrediyor diye devletin anayasasına bunu yerleştirebiliyorsun! bide bunlar kalkıp laiklikten bahsediyorlar bu laiklikmidir hadi ordan! arkdaşlar türkiye iranlaştırılıyor ve bunuda türk halkı yiyor! türbanmıs türkiyemizin daha önemli bircok sorunu mevcut bunlara girmiyeceğim sizlerde bahsettiniz zaten. bu sorunları nasıl arka plana itip halk sacmasapan bi konuyla uyutuluyor!
bide su var turban için bu kadar araştırılmalar yapılıyor irdeleniyor herşey iğnesine ipliğine kadar! dünya ülkelerinin dillerinden tutun bir sürü türban baglama şekillerine kadar meğer ne cok örtünme şeklimiz varmısta haberimiz yokmus! bu hassasiyet türkiyenin gercek sorunları için gösterilse! nerdee... bir türbandır tutturuldu gidiyor ülke bölünüyor arkadaşlar malesef bu yönetimle bu ülkenin geleceğini hiç iyi görmüyorum bütün ticaretimiz yabancıların eline gecmiş durumda herşeyimiz satılıyor bu yönetim gelmeden önce durum böylemiydi hayır! türkiyemiz emperyalist devletletlerin kucagına düşmüş durumda sömürülüyoruz oysaki hakkımız bumuydu sanlı turk tarihine bu yapılanlar yakışıyormu! daha 80 yıl önceki durum ya cokmu 80 yıl öncesi ne cabuk unutuldu o kdr yapılanlar kelimelere sıgmayanlar:( atam izindeyiz bumu iz yaa yapılanlar sömurgeleştirmeler yetmeyip şimdide atatürk ilkeleri deiştiriliyor hemde halk bunu görmuyor gören kesimlerde yok sayılıyor nemiş toplumda uzlaşı saglanmısmıs hadi ordan! uzlaşı saglanmıs olsa bu kadar tedirdinlik korku neden bu tedirginliğide üstelik ülkenin en eğitimli en yetkili kesimleri duyuyorr cunku onlar biliyor göruyor! dünyayı yakından takip edip turkiyenin içinde oldugu durumun farkındalar. bu meslede böyle yalanlarda ortada dolaşıyor işte toplumda uzalaşı saglanmıs laiklikle çelişmiyormus. bir ülke yalanlarla yönetilirse ne olacak bu türkiyemizin hali.
valla arkdşlar bu yönetimle geleceğimizi hiç parlak görmuyorum daha yazacak şeylerim var ama benim göruslerimde bu yönde...

valla bende sana katılmıyorum
atatürk'e tabiki saygımız sevgimiz sonsuz
yaptıklarından dolayı o'na minnettarız
ama atatürk türkiye'ye laikliği getirdiğinde bütün ülkeler şaşırmış.(bunlar bana anlatılanlar.ve bunları anlatanlarda devlet hakkında çok bilgi sahibi olan insanlar.)
çünkü laiklik türkiye'ye uygun bir ilke değildi
türkler müslümandır ve kanunlar islamın önüne geçemez
ki zaten türkiye'de din kültürü ve ahlak bilgisi dersi zorunlu
daha ilkokulda öğretiliyor din
yanlışı doğrusu gösteriliyor
insanlar hem bu bilgilerle hem aileden aldıkları bilgilerle dinlerini yaşamak istiyorlar
hadi diyelim laiklik var
ama eşitlikte var!!!
mini etekle üniversiteye girilebiliyor
peki neden türbanla girilemiyor?????
eşitlik bunun neresinde??
bide buna cevap vermeyi dene
madem eşitlik var neden insanlar dinlerini özgürce yaşayamıyor
madem eşitlik var neden kapalı kadınların haklarını sınırlıyorlar
hadi bide bunlara cevap vermeyi dene
madem laiklik atamızın ilkesi buna sahip çıkalım diyorsun
buyur bakalım eşitlikte atamızın bir kanunu
neden buna sahip çıkmıyoruz

iğnesiyle bağlanış şekliyle uğraşıp duruyolar
bırakın nasıl bağlamak istiyolarsa bağlasınlar
eşitlik varsa bu da haklarıdır

...NMT...
10.02.08, 18:32 PM
laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasından ibaret değildir laiklik yanında gelen diğer ilke ve inkilaplarıda bağlar bunların içinde demokrasi ve özgürlüklerde vardır.

benim anlayamadığım hem bu işle amma derinlemesine ilgileniyorlar yok ipliği iğnesi diyorlar diye yorum yapmışsın hemde kendin hala kurcalıyorsun. bu konuyu bu hale getiren yine sen ve senin zihniyetinde olan insanlardır.üniversite okumak ile devlet yönetiminin ne alakası var ki laiklik tarifi yapmışsın hem sen kim oluyorsunda ben türküm diyecek insanın alnını karışlarım dercesine pervasız bir yorum yapıyorsun.
demokrasi özgürlük laiklik diyenleride biliyoruz 80 lerde hepsi sosyalist bir düzen getirmeye çlışıyorlardı şimdi menfaatler söz konusu olunca laiklik elden gidiyor oldu milletin taktığı baş örtüsü seni neden geriyor ya da neden bundan rahatsız oluyorsun iyi bizde açıkları boykot edelim olur mu böyle bir mantık saçma sapan yorumlar yapmayın ve adam gibi herkese saygılı davranın.

aslında sizin derdiniz laiklik değil ya neyse...
KİMSE TÜRK OLMAYI SEN VE SENİN GİBİLERDEN ÖĞRENMEYECEK.

katılıyorum
bu kim oluyoda bizim türklüğümüze karışıyo
bundanmı öğrenicekmişi biz türklüğü
önce dönsün bi kendine baksın
böyle düşünen bi türk,türk olabilirmi bilmiyorum yani
türksen türklere karşı saygılı davranıcaksın
yorum yapıcaksan doğru düzgün yorum yapıcaksın

AtikCan
10.02.08, 19:17 PM
arkadaşlar ben size katılmıyorum ne olursa olsun bu vatan ulu önder atatürkün yaptıgı ilkeler dogrultusunda cok buyuk fedakalarlıklarla binlerce insanımızın canlarıyla bir 'hiç'ten oluşmuştur. önderimiz koydugu ilkerede sahip cıkmak boynumuzun borcudur bana bunları yazanlar 'ne mutlu turkum diyene' denemesin sakın...
o ilkelerin basındada laiklik gelir bu düzenleme laiklik ilgikesinle %100 celişmektedir neden mi şöyle açıklayım...
arkadaşlar laiklik nedir? din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması diye ezberlettiler deilmi tabikide budur ancak şöyle de denebilir devletin yönetim kurallarının dini kurallarla belirlenmemesidir yönetim kurallarımız nelerdir anayasamız deilmidir? sen nasıl kalkıpta din böyle emrediyor diye devletin anayasasına bunu yerleştirebiliyorsun! bide bunlar kalkıp laiklikten bahsediyorlar bu laiklikmidir hadi ordan! arkdaşlar türkiye iranlaştırılıyor ve bunuda türk halkı yiyor! türbanmıs türkiyemizin daha önemli bircok sorunu mevcut bunlara girmiyeceğim sizlerde bahsettiniz zaten. bu sorunları nasıl arka plana itip halk sacmasapan bi konuyla uyutuluyor!
bide su var turban için bu kadar araştırılmalar yapılıyor irdeleniyor herşey iğnesine ipliğine kadar! dünya ülkelerinin dillerinden tutun bir sürü türban baglama şekillerine kadar meğer ne cok örtünme şeklimiz varmısta haberimiz yokmus! bu hassasiyet türkiyenin gercek sorunları için gösterilse! nerdee... bir türbandır tutturuldu gidiyor ülke bölünüyor arkadaşlar malesef bu yönetimle bu ülkenin geleceğini hiç iyi görmüyorum bütün ticaretimiz yabancıların eline gecmiş durumda herşeyimiz satılıyor bu yönetim gelmeden önce durum böylemiydi hayır! türkiyemiz emperyalist devletletlerin kucagına düşmüş durumda sömürülüyoruz oysaki hakkımız bumuydu sanlı turk tarihine bu yapılanlar yakışıyormu! daha 80 yıl önceki durum ya cokmu 80 yıl öncesi ne cabuk unutuldu o kdr yapılanlar kelimelere sıgmayanlar:( atam izindeyiz bumu iz yaa yapılanlar sömurgeleştirmeler yetmeyip şimdide atatürk ilkeleri deiştiriliyor hemde halk bunu görmuyor gören kesimlerde yok sayılıyor nemiş toplumda uzlaşı saglanmısmıs hadi ordan! uzlaşı saglanmıs olsa bu kadar tedirdinlik korku neden bu tedirginliğide üstelik ülkenin en eğitimli en yetkili kesimleri duyuyorr cunku onlar biliyor göruyor! dünyayı yakından takip edip turkiyenin içinde oldugu durumun farkındalar. bu meslede böyle yalanlarda ortada dolaşıyor işte toplumda uzalaşı saglanmıs laiklikle çelişmiyormus. bir ülke yalanlarla yönetilirse ne olacak bu türkiyemizin hali.
valla arkdşlar bu yönetimle geleceğimizi hiç parlak görmuyorum daha yazacak şeylerim var ama benim göruslerimde bu yönde...





Sana Kesinlikle ve Kesinlikle katılmıyorum...

Arkadaşım '' Ne Mutlu Türküm Diyene '' sen bu lafı örnek alıyor olabilirsn ama bu laf kesinlikle IRKÇILIğı tetikleyen bir laftır.Neden Ne mutlu İnsanım Diyene değilde böle bişi sölemiştr.Evet haklı olduğun bazı yerler var Atatürk zeki bir insamış ileriyye dönük bi insanmış ama Bence bir Halk devrimcisi değilmiş..
Zaten sizin halk devrimi dediğiniz şey kesinlikle SOSYALİZM dir, aksi düşünülemez. Eğer atatürk devrimci bir insan olsaydı halkının özgürlğünü düşünen bir insan olsaydı, Özgür Halkın o emekçilerin İŞÇİ BAYRAMINI yasaklayıp illegal bir getirmezdi. Ve son olarak Eğere Atatürk insanların görüşlerine saygı duyan bir insan olsaydın Türkiye Komünis Partisinin kurucusu olan Mustafa SUPHİ ' yi bir gemide karıs ve dostlarıy
la birlikte o gemiyi yakıp öldürmezdi... Kısacası Atatür Bir Diktatörmüş...

Bu da Benim Görüşüm

Alim
11.02.08, 11:49 AM
çok uzun mesajları alıntı yapmayın lütfen malum aynı mesajı tekrar yazmış gibi sistemde yer kaplıyor gereksiz bişey.

teşekkürler

EmRuLLahPaşa
11.02.08, 11:54 AM
Yaw Oku Oku Bİtmİyor Kisa Kisa Yazinda Okuyim

Alim
11.02.08, 11:55 AM
reis alemsin valla:gulgul:

nedoş
11.02.08, 16:50 PM
yaaa çok uzun yazdınız daha kısa yazılar lütfen........

...NMT...
11.02.08, 17:04 PM
ne yapalım
düşüncelerimiz böyle uzun
yani bu konuda kısa yazmak zor
bişeyler yazdıkça başka şeylere değinmek zorunda kalıyoruz buda uzun yazmamıza neden oluyo

nedoş
11.02.08, 17:08 PM
olsun yinede teşekkür ederim

URFALI
12.02.08, 03:23 AM
Milli Gazete Köşe Yazarlarından Mehmet Şevket Eygi'nin 09.02.2008 tarihli yazısı:

TC Antetli Resmî Vesikalarla KDV’li Fuhuş Yapılmasına Karşı Çıkmayan Vesikalı Çağdaşlar

AŞAĞIDA anlatacaklarımın hepsi gerçektir, olmuştur; şahitlerle, delillerle sabittir. Yakın tarihimizde başörtüsü karşıtları neler yapmışlardı?

(1) Okullara, üniversitelere (bilhassa İmam-Hatiplere, İlâhiyat Fakültelerine) heyetler göndererek, Müslüman kızların saçlarını çekiştirmişlerdi. Peruk takıyorlar mı anlamak için...

(2) İstanbul Üniversitesi’nde ikna/işkence odaları hazırlamışlar, buralarda başörtüsü takmakta direnen Müslüman kızları Gestapo metodlarıyla sorguluyor ve beyinlerini yıkayarak onları vazgeçirmeye çalışıyorlardı.

(3) Yüz binlerce Müslüman kızın okumasına engel olmuşlardı.

(4) Başörtüsü konusunda medyada sürekli olarak terör fırtınaları estiriyorlardı.

Yasaklar ikiye ayrılır. Meşru, âdil, hikmetli, doğru, gerekli yasaklar ile gayr-i meşru, yanlış, bilgeliğe aykırı, zâlimâne yasaklar. Başörtüsü yasağı hangi sınıfa dahildir?

Böyle bir yasak doğru, demokratik, âdil olsaydı Avrupa devletleri de üniversitelerde başörtüsünü yasak ederlerdi. Hangi Avrupa ülkesinde böyle bir yasak var?

Ülkemizde üniversiteye başörtüleriyle gitmek isteyen kızlar, kendi hür iradeleriyle, kendi istekleriyle, kendi arzularıyla örtünmüşlerdir. Dışarıdan herhangi bir baskı yoktur. Birtakım ilerici, çağdaş, dinden kopmuş adamlar ve kadınlar başörtüsünü bir tür kölelik olarak göstermeye çalışıyor. Ne kadar yanlış ve ters bir yorum. Asıl kölelik kadınları seks âleti ve vasıtası yapmaktır. Onlar, üzerinde TC antetli resmî vesikalarla yasal olarak fahişelik yaptırılan kadınları, bu kölelikten kurtarmak için çalışsalar ya... Devletimiz, kadınları fahişe olarak çalıştırtmayacağına dair uluslararası bir sözleşmeye imza koymuştur. Yoksa onlar resmî “vesikalarla” fahişelik yapmayı özgürlük ve çağdaşlık olarak mı görüyor?

Yaygara kopartıyorlar, Türkiye İran’a benzeyecek diye bağırıp çağırıyorlar. Başörtüsü serbest bırakılırsa Türkiye İran’a benzemez, Avrupa’ya benzer; İsveç’e, Norveç’e, Avusturya’ya benzer. İran’a benzemesi için bütün kadınların tesettüre sokulması gerekir. Bizde öyle bir durum yok.

Biliyorum, bana soracaklar: Sen kadınların ve kızların tesettüre girmelerini istiyor musun? Bir Müslüman olarak elbette istiyorum. Lâkin bunun zor ile cebr ve zecr ile değil, onların kendi istekleri ile olmasını istiyorum.

Lâik Fransa’yı örnek alalım. Orada Müslümanların özel İslâm liseleri ve kolejleri açması serbesttir. Bizde de serbest olmalıdır.

Tesettür düşmanları Atatürkçü olduklarını söylüyor. Öyleyse hepsinin şapka giymesi gerekmez mi? Atatürk devrimlerinin başında Şapka Devrimi gelir. Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun hâlâ yürürlüktedir. Şapkanın cinsini tayin etmiyor ama ille de şapka diyor. Silindir şapka, melon şapka, fötr şapka, kolonyal şapka... Evet Atatürkçüler niçin şapkalı dolaşmıyor?

Atatürk’ün kadın kıyafeti ile ilgili bir devrimi yoktur. Olsa bile, şapka nasıl ortadan kalkmışsa, kadın kıyafetini tanzim eden devrim de zamanla yürürlükten kalkabilir, caduc olabilir.

Atatürk’ün bence en büyük devrimi Mason localarını 1935’te kapattırmış olmasıdır. Atatürkçü Masonlar nedense bu devrimden hiç bahs etmezler. Atatürk’ün ölümünden sonra 1947’te Mason localarının tekrar açılması, Atatürk’e ve devrimlerine yapılmış en büyük ihanettir.

Başörtüsü serbest bırakılmasın diye kendini yerden yere atan, yeri göğü inleten bir parti lideri bundan beş yıl kadar önce “Üniversitelerde başörtüsü serbest bırakılırsa iki sene içinde bütün Türkiye tesettüre girer” meâlinde bir lâf etmişti. Onlar böyle bir gelişmeden korktukları için canhıraş yaygaralar kopartıyor.

Hür ve demokrat bir ülkede din propagandası yapmak serbesttir. Bizde dinsizler iki şeyden çok korkuyor:

Birincisi: Müslüman halkın namaz kılması.

İkincisi: Kadın ve kızların tesettüre girmesi.

Bu iki gelişmeyi medya terörüyle, antidemokratik baskılarla, tehditlerle, yalan ve demagoji ile darbe tehditleriyle frenlemeye çalışıyorlar. Böyle yaparken de iç barışı, toplumsal uzlaşmayı, demokrasiyi, insan haklarını, huzuru, ülkenin bütünlüğünü ve selametini dinamitliyorlar.

Onlar dinsizliğe, densizliğe, donsuzluğa, vesikalı resmî, KDV’li makbuzlu fuhşa açık; dindarlığa, din hürriyetine, demokrasiye, dinin gereği tesettüre kapalıdır.

Bu kötü, haksız, yanlış gidişleriyle inşaallah Türkiye’yi çıkmaz sokaklara, dar boğazlara sokmazlar.

Bu halleriyle ve tutumlarıyla onlara vesikalı çağdaşlar demek caiz midir?

Mimsiz Medeniyetin Bilimsel Hurafeleri

İSLÂM dininde hurafe yoktur. Din baştan başa aydınlıktır, nurdur. Kur’ân nurdur, Sünnet nurdur. İslâm dinine gerçekten, hakkını vererek tabi olanlar (bağlananlar) hem bu dünyada izzetle, şerefle, haysiyetle ömür sürer, hem de ebedî hayatta bahtiyar ve mutlu olur.

Karanlık, gerilik, hurafe dinsizliktedir

Şu Batı dünyasına bakınız: Kendi dinlerinden uzaklaştıkları, onun yerine başka bir şey koyamadıkları için ne derin uçurumların dibinde debeleniyorlar.

Küçük bir ülkeye saldırdılar ve birkaç sene içinde bir milyon masum sivil insanı öldürdüler. Dört-beş bin yıllık bir medeniyeti yıktılar. Müzelere kadar soydular. En iğrenç ve vahşî işkenceleri yaptılar. Zulümlerine hâlâ devam ediyorlar.

Afganistan’a saldırdılar, o ülkeyi de cehenneme çevirdiler.

Dinsiz, imânsız, ahlâksız ilim ve teknik aydınlık değil, karanlık getirir.

Dinsiz medeniyetin hakim olduğu her toplum kısa zamanda Sodom Gomore’ye dönüyor.

Bir kısmının dindar göründüğüne, İsa Mesih’ten bahs ettiğine aldanmayınız. Onlar İsa diye diye İsa’nın hatırasına tükürdüler.

Bilim ve teknik ilerlemiş... Sonra ne olmuş? İnsanlığı iki bin defa yok edecek nükleer silâhlar geliştirilmiş...

Onlar Altın Buzağı’ya tapanlardır.

Altın Buzağı medeniyetinin hurafeleri en karanlık, en vahşi, en kaba hurafelerdir.

Dünyayı iki kere yakıp yıkan, yekun olarak iki yüz milyona yakın insanı öldüren, yüz milyonlarcasını perişan eden dünya savaşlarını çıkartan mimsiz medeniyet.

Marksizmi, Nazizmi, Faşizmi ve benzeri sapık ideolojileri çıkartan medeniyet.

1945’de Dresden’i, Hiroşima’yı, Nagazaki’yi yerle bir eden, bir anda yüz binlerce insanı feci şekilde öldüren acımasız medeniyet.

Seks medeniyeti, içki ve fuhuş medeniyeti, sömürü medeniyeti, riba medeniyeti...

Madalyonun bir yüzünde insan hakları, öbür yüzünde en korkunç sömürüler, zulümler, kıyımlar.

Tanrı’ya isyan eden medeniyet.

Modern ve bilimsel hurafeler medeniyeti.

Bu medeniyetle İslâm arasında birbiriyle çatışan taraflar mı var? İşte bütün o konularda İslâm haklıdır, dinsiz medeniyet haksızdır

[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]

Kime Kapak oLsun Bu Yazı ?

...NMT...
12.02.08, 13:49 PM
valla kime kapak olsun diye yazdığını bilmiyorum ama
birilerine feci şekilde dokunacağı kesin:D

yazı süper gerçekten
sonuna kadar yanındayım:good:

AtikCan
12.02.08, 19:56 PM
Saol iyi bi yazzıı

mihri_2_6
16.02.08, 19:02 PM
Medeniyet denilen şey, açıklık demekse en medeni yaratıklar hayvanlar ozaman.Bu sonuç çıkıyor.Tabiki bu lafım kapalı bayanları medeniyetsiz olarak nitelendiren geri kafalı,aynı zamanda korkak zihniyetlere.Laiklik ilk okulda öğretildiği gibi din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasından ibaret değildir,yanı sıra ilke ve inkilaplarıda kapsar,yani demokrasi ve özgürlüğü...
Şayet bu özgürlüğün hiçbir vatandaşa zararı yoksa (dağdaki şerefsizlerde özgürlük savaşçılığı yapıyorya güya)onun için hiçbir vatandaşa zararı yoksa kişi bu özgürlüğünü sonuna kadar ve şartsız ve her mekanda kullanabilmelidir..
hani bu türban meselesi siyasallaştırılmaya çalışılıyorya,en çok ona kızıyorum..
yani sadece AKP partisine mensup olanlar kapalı olurlarmış gibi.Aslında açıkça görülüyor ki her siyasi parti destekçisi insan kapalı olabiliyor.
Kendimden bir örnek vereyim size arkadaşlar....
Kapalı olmak her şekliyle zordur..Evet siz safınızı belli etmiş olursunuz ama açıkta olsanız aynı inanışa ve aynı karaktere sahipsinizdir zaten..
En başta idealleriniz hayalleriniz olduğu halde üniversiteye giremezsiniz..
Abinizin evi lojmanda diye istediğiniz biçimde başörtünüzle giremezsiniz,kapıda sorguya çekilirsiniz,potansiyel suçlu muamelesi görürsünüz.Refakatçi er olmadan öz abinizin kapısının önünden bile geçemezsiniz.
Babanız kalp krizi geçirmiştir hastanede yatar ve kapıda yine aynı muamele ve ziyaret edemezsiniz......Ve ne yazıkki nöbetçi askerde bu duruma çok üzülür ama emir kuludur yapabileceği bişey yoktur..
Şimdi sorarım size arkadaşlar??????
Tesettür Allah ın emri olmasa inancım üzere kapatmış olmasam neden bu eziyetleri yaşayayım.Daha burda yazamıyacağım kadar çok şeyi...
bir siyasi parti simgesi olsa çıkarır atarım ve rahatça yaşarım ayrıca o partinin bir rozetini yakama takar gezerim..Değermi yani...
bu konuda kısa yazmak zor hakkaten daha söyliceğim çok şey var ama en azından görüşümü belli etmiş olayım........

...NMT...
16.02.08, 20:40 PM
bence yapmak istedikleri şey bu konuyu gündemde tutarak gerçek sorunların üstünü örtmek
insanların türbanına,iğnesine ipliğine kaarışarak dahada uzatmaya çalışıyorlar
bu davranış çok çirkince
hrant dink öldüğünde,müslüman bir ülke olan türkiye yani izim ülkemizde"hepimiz ermeniyiz,hepimiz hrantız"(tövbe estağfurullah) diye sloganlar atılıyor ve buna izin veriliyor
ama müslümanların özgürce dinlerini yaşamalarına,türban takmalarına izin verilmiyor
sonra laiklik laiklik diyip duruyolar!!!

kapalı kadınları medeniyetsiz diye nitelendiren insanlara sadece acıyorum
çünkü onlar dini anlayamayacak kadar aciz ve bilinçsiz
dinden islamdan haberleri yok
böyle insanlara anlam veremiyorum
ne kadar mantıksızlar
allah katında yerleri yok valla

yetkililere sesleniyorum:
sürekli dindar,kapalı insanların yoluna taş koyacağınıza
bu konunun çözülmesine yardımcı olun ve böyle insanlara güçlük çıkarıp
sonra eşitlik,demokrasi diye basbas bağırmayın
madem eşitlik istiyorsunuz o zaman bu sorunuun tatlıya bağlanmasını,çözülmesini sağlayın
ve daha önemli sorunları düşünün LÜTFEN!

AtikCan
16.02.08, 21:39 PM
Mihri_2_6

'' Medeniyet Dediğin Açmaksa Bedeni Hayvanlar Senden Daha Medeni ''

Bunu diosun yani..

mihri_2_6
16.02.08, 23:06 PM
Evet kardeşim aynen öyle diyorum. Daha da söylemek istediğim çok şey var ama şimdilik bu kadar olsun...anlayana....

Alim
16.02.08, 23:37 PM
Mihri_2_6

'' Medeniyet Dediğin Açmaksa Bedeni Hayvanlar Senden Daha Medeni ''

Bunu diosun yani..


lan teneke uğurcan o öyle mi yazmış bir yazdığını oku:gulgul:

...NMT...
16.02.08, 23:45 PM
:puha:eed uğurcan biraz yanlış anlamışsın sanırım:haha:

URFALI
17.02.08, 02:42 AM
Gerçek 'Laiklik' dini yok saymak, evlere ve camilere hapsetmek değildir. Laiklik, devletin bütün dinlere ve dinsizliğe eşit mesafede olması, dinî veya gayridinî yaşam tarzlarını her alanda garanti altına almasıdır.

●Demokrasi ve özgürlükler konusunda günümüzün standardını oluşturan muassır ülkelere bir bakalım: İngiltere'de Sih dininden olan (erkek) polisler kendi inançları gereği görev sırasında bile türban takabiliyorlar. Almanya'da şu an hükümette olan partinin adı 'Hrıstiyan Demokrat Parti'. Başörtülüler (zaten her konuda Müslümanlara ve Türklere karşı düşmanca tavır takınan Fransa hariç) Batı ülkelerinde 'kamusal alana' girebiliyor.

●Kamusal alandan (ki tanımına göre çok geniş tutulabilen bir alan) dinî olguları topyekûn kovmak, çağdaş ve laik (seküler) devletlerin değil, tarihe karışmış despotik, komunist devletlerin işidir.

●Bu bağnaz laiklik anlayışını savunmak için sıkça iki gerekçe sunulur:

1) İslam'da örtünmenin zaten emredilmediği

2) Türbanın siyasî bir sembol olduğu

●İki gerekçenin de temelinde, topluma zorla belli bir anlayışı dayatma çabası yatmaktadır. Kişi "Ben Müslüman değilim ve başımı da örtmüyorum" diyebilir. "Ben Müslümanım, fakat İslam'ın örtünmeyi emrettiğine inanmıyorum" da diyebilir. Hatta "Ben Müslümanım, örtünmenin emredildiğine inanıyorum, ama yine de örtünmek istemiyorum" da diyebilir. Devlet bu üç görüşü ve yaşam tarzını nasıl güvence altına almak zorunda ise aynı şekilde "Ben Müslümanım, İslam'ın örtünmeyi emrettiğine inanıyorum ve örtünüyorum" diyenin de görüş ve yaşam tarzını korumakla sorumludur. Ona "Hayır sen yanlış biliyorsun" diyemez. İslam bilginlerinin bir kısmı "örtünmek dinen emredilmiştir" der, diğer kısmı "hayır öyle değildir" der (ki ilahiyatçıların en azından sayıca çoğunluğu birinci görüşü savunmakta). Müslümanların bir kısmı bir görüşü benimser, diğer kısmı öbür görüşü. Devletin burada müdahale hakkı yoktur. Nitekim devlet, farklı din veya mezhepler arasında da "şu din/mezhep doğru, diğerleri yanlış" şeklinde dayatmada bulunamaz. Kaldı ki, devlet kurumu olan Diyanet dahi (ki laik düzende olmaması gereken bir kurum) defalarca örtünmenin dinen farz olduğunu beyan etmiştir. Netice itibariyle, özel şahıslar türbanı dinen gereksiz bulabilir ve bu görüşlerini kamuoyuyla paylaşabilirler. Fakat bu görüş, türbanı 'kamusal alanda' yasaklamak için devlet tarafından bir argüman olarak kullanılamaz.

●Yani laiklik günümüz Türkiyesinde her türlü dinî veya gayridinî yaşam tarzlarını korumaya değil, tam tersine bireysel özgürlükleri kısıtlamaya ve toplumu iki kutuba bölmeye yönelik istismar edilmektedir.

●Bu kısıtlamalara maruz kalan kesimler, haklarını talep ettiklerinde ise, ne hazindir ki, tesettürü siyasî sembol olarak kullanmakla, siyasete din karıştırmakla, din tacirliği yapmakla suçlanmaktadır.

●Oysa insaflıca bakıldığında görülür ki, türbanlı bayanlar, sadece AKP'nin değil başta MHP, BBP, DYP (DP) ve ANAP olmak üzere bütün muhafazakâr partilerin hem aktif kadın kolları kadrolarında hem de seçmen kitlelerinde mevcuttur. Hatta bu partilerin hiç birisine rağbet etmeyen türbanlılar da vardır. Dolayısıyla türban, türbanı giyenler tarafından siyasî bir sembol olarak değil, kendi inançlarınca dinî bir gereklilik olarak görülmektedir. Nedense türban sadece türban karşıtları tarafından 'siyasî sembol' olarak algılanmakta. Fakat semantik (anlambilim) açısından ele alındığında bir nesne ancak o nesneyi kullanan öznenin birşeyi anlatma amacı ile 'sembol' hüviyetini kazanır. Örneğin duman, ateş olduğuna dair bir 'sembol' (gösterge) değil, ateş olduğuna dair bir 'alamet' (belirti)dir. Ne zaman ki ateşi yakan ve dumanı yönlendiren öznenin kendisi, dumana bir sembolik anlam yükler, dumanla birşey anlatmak ister (eskiden kızılderililerde olduğu gibi), o zaman duman bir iletişim aracı, bir sembol niteliği kazanır. Neticede bir bayanın türbanlı olması, o kişinin muhtemelen muhafazakâr bir dünya görüşüne sahip olduğunun 'alameti' (belirtisi)dir. Fakat türban bunu anlatmak amacıyla değil, dinî bir vecibe olduğu inancından dolayı takılır (Herhangi birşey anlatmak istemeden de ateş yakılabileceği gibi).

●Evet birçok insan korkuyor: "Onlar günün birinde yeterince güç sahibi olurlarsa, bizleri bastıracak, bu sefer onlar bizi üniversitelere almayacaklar. Onun için şimdiden önlerini kesmeliyiz." Gerçekten de bu amacı güden marjinal bir azınlık var. Ama "tesettür giyen veya AKP'yi destekleyen herkes bu görüştedir" demek büyük insafsızlıktır. Hatta gerçekten bu amacı güden dinî bağnazlar da, aynı laikliği bağnazca tanımlayanlar gibi AKP'ye şiddetle karşıdırlar.

●Farklı görüş ve yaşam tarzlarına tahammül etmesini öğrenmeliyiz artık. Bugün türbanlıların haklarını savunanlar, yarın başı açıklar aynı kısıtlamalara maruz kalacak olsa aynı tepkiyi göstermelidir ve gösterecektir.

●Şu veya bu parti değil mesele. Partilerin hepsi geçici, bâki olan ise millettir. Mesele farklı kesimlerin birbirini hazmedebilmesi, olduğu gibi kabul edebilmesidir. Aynı topraklar üzerinde yaşayanlar olarak her ne kadar birbirimize kızsak, zaman zaman düşman olarak algılasak da, başımıza (savaş, deprem, sel gibi) bir felaket gelse, yine birbirimizin yardımına koşacak, birbirimize muhtac olacak olan biziz.

URFALI
17.02.08, 02:44 AM
●Birinci ‘TÜRBAN ve LAİKLİK’ yazısında genel olarak ‘laiklik’ kavramı hakkında bazı saptamalarda bulunulmuş ve özel olarak türban karşıtlarının sıkça öne sürdüğü şu üç gerekçeye cevap verilmişti:

1) İslam'da örtünmenin zaten emredilmediği

2) Türbanın siyasî bir sembol olduğu

3) Türbanlıların ilerde türbansız bayanlara baskı uygulayabileceği ihtimalinden dolayı önlerinin kesilmesi gerektiği

●Bu metinde ise en az yukardaki gerekçeler kadar tutarsız dört farklı gerekçeye yer verilmekte:

4) Eskiden türban yasağının olmadığı veya uygulanmadığı, türbanın siyasî olarak istismar edilmeye başlanmasından sonra yasağın devreye girdiği

5) Bugünkü türban şeklinin eskiden olmadığı

6) Türban ile Başörtüsünün farklı şeyler olduğu

7) Türbanın dinî bir emir olarak algılanmasından dolayı diğer bayanların dinî bir emri yerine getirmediği intıbasının uyandırılması ve bunun türbansız bayanların üstünde psikolojik bir baskı oluşturabileceği

●Ülkemizde maalesef bir takım argümanlar, her ne kadar kendi içerisinde tutarsız, tarihî vakıalar ve mantık kaideleriyle çelişkili olsa da, uzun bir süre çok sayıda ‘aydın’ tarafından tekrarlanınca, neredeyse genel kabul görmeye başlamakta.

●Senelerdir yukardaki gerekçeler, toplumun önemli bir kesitinin en temel özgürlüklerinin kısıtlanmasını meşru göstermek için, sayısızca yorumcu tarafından derinlemesine hiç bir açıklama getirmeden, sloganvarî bir şekilde tekar edilip durmakta.

●Eskiden türban yasağının olmadığı veya uygulanmadığı ve bir takım siyasî zümrelerin türbanı siyasete alet etmeye başlamasından sonra yasağın devreye girdiği argümanı, zaten yasağı meşru kılacak hiç bir sebep sunmamaktadır. Nitekim bir nesneyi, kavramı veya olguyu bazı zümrelerin istismar etmeye çalışması, o nesneyi, kavramı veya olguyu herkes için yasaklama/kısıtlama girişimini haklı çıkarmaz.

●Kaldı ki, bu argümanın içerdiği önkabul, tarihsel olarak yanlıştır. Tesettürlü bayanlar bu ülkede her zaman vardı. Fakat Cumhuriyetin ilk onyıllarında, bu insanlar zaten üniversitelere gitmez, sokakta, iş hayatında fazla görünmezlerdi. O yasaksız dönemleri bir araştıracak olursak, o zamanlar üniversiteye giden tesettürlü oranının zaten yok denilecek kadar düşük olduğunu görürüz. Tesettürlü bayanların da hayatın farklı alanlarına katılmaya ve üniversitelere gitmeye başlamasıyla yasak gündeme gelmiştir.

●Son yıllarda bazı çevreler, türbanlı sayısının hızla arttığı gözlemini yaptıklarını söylüyorlar. Bu ‘gözlem’ doğru olabilir. Fakat gözlemin nasıl yorumlanması ve tahlil edilmesi gerektiği önemli. Batı Avrupa ülkelerinde biraz zaman geçirenler, sokakta çok sayıda engelliye rastlar. Fakat bu gözlemi Avrupa’da engelli oranının daha yüksek olduğu şeklinde açıklamak yanlış olur. Türkiye’deki engelli oranı daha az değildir. Ama sokakta, iş yerlerinde, günlük hayatın içerisinde onları pek göremeyiz. Çünkü maalesef ülkemizde engelliler kendi başlarına hayatlarını idame ettirebilecek fırsat ve imkanlara sahip değiller. Tesettürlü bayanlar da bundan birkaç onyıl öncesine kadar sadece evlerde ve kendilerine has çevrelerde bulunurlardı. Son dönemlerde ve özellikle son birkaç yılda artarak hayatın her alanına, özellikle iş hayatına katılmaya ve daha önce uğramadıkları semtlerde de kahve içmeye, yemek yemeye başladılar. Bazı kesimlerin son zamanlarda daha çok türbanlı bayana rastlamasının sebebi de budur. (Elbette engellilerle türbanlılar arasında birçok açıdan fark var. Sadece gözlem ve gözlemin doğru/yanlış yorumlanmasına açıklık getirmek için verilen bir örnekti bu).

●Kurtuluş Savaşı veya Cumhuriyetin ilk yıllarından kalan, halktan insanların fotoğraflarına baktığımızda, o zamanlar çok daha fazla sayıda bayanın kapalı olduğunu görürüz. Hatta o zamanlar bir çok şehirde çarşaflı oranı yarıdan fazla idi. Mustafa Kemal’in ve diğer çoğu paşaların anne ve eşlerinin çarşaflı olduğunu fotoğraflarda görüyoruz. Osmanlı zamanında bayanlar (birkaç istisnayla birlikte), siyasette, üniversitelerde (‘darülfünun’larda), iş hayatında zaten yer almazdı. Toplumsal hayatın hemen bütün alanları erkekler tarafından donatılmaktaydı. Cumhuriyetin kurulmasıyla bayanlar da yavaş yavaş toplumsal alanda yer edinmeye başladılar. Bu sürece doğal olarak (diğer bütün ülkelerde de olduğu gibi) muhafazakâr kesimler daha geç katılmaya başladı. Yani tesettürlü bayan sayısının orantı olarak arttığı iddiası, gerçeklerle uyuşmamaktadır. Fakat tesettürlü bayanların da artık giderek toplumsal yaşamın farklı sahalarına iştirak etmeye başladıkları doğrudur.

●Kimisi diyor ki “Ama o fotoğraflarda şu anki takılan tarzda türban yok”. Bu doğru. Fakat o resimlerde görünen erkek kıyafetleri de bugün yok. Zaman geçtikçe elbette İslam’ın kapanmayı emrettiğine inanan kesimin de kıyafet şekli değişmiştir. Hatta eski elle çizilen resimlerden görüyoruz ki, tesettür Osmanlı zamanında da sürekli bir takım değişikliklere uğramış, üstelik farklı yörelerde farklı şekiller alabilmiştir. Burada aslolan tek şey, o kesimin sadece yüz, bileklerden aşağı eller ve ayakların görünebileceği şekilde giyinmenin dinen bir gereklilik olduğuna inanmasıdır. Bu kaidelere uyduktan sonra, tercih ettikleri tarz elbette zamanla değişir. Yani “şu anki tesettür şekli eskiden yoktu, o yüzden yasaklayalım” demek, çok tutarsız bir argüman.

●Aynı şekilde ‘türban’ ile ‘başörtüsü’ arasında bir ayırım yaparak, türban yasağını meşrulaştırmaya çalışmak da meselenin özünü saptırmakta. Dinî bir gereklilik olduğu inancından değil de, geleneksel bir âdet olduğundan başını örten bayanların olduğu doğru. Bu bayanların doğal olarak saçlarının veya boyunlarının bir kısmını göstermekte herhangi bir sakınca görmedikleri de doğru. Fakat bunun ‘laiklik’ ve ‘din özgürlüğü’ meseleleriyle zaten bir alâkası yok. Bazı yörelere has bir takım kıyafet şekilleri (örneğin: şalvar) neyse, bu gelenekten ötürü takılan ‘başörtüsü’ de odur. Ama burada dayatılmaya çalışılan, aslında eskiden herkesin bu ‘rahat’ ve ‘geleneksel’ başörtüsünü taktığı ve dinen gerekli olarak algılanan ‘türban’ın yeni birşey olduğu tezi, bir yalandır. Yukarıda da zikredildiği gibi, çok sayıda eski fotoğraflardan görüyoruz ki, tesettürlü bayanlar her zaman vardı ve eskiden şimdiye nazaran çok daha fazlaydı. Bugünkü türban, ‘geleneksel’ ve ‘rahat’ olarak sıfatlandırdığımız (ve zaten dinî bir zaruret inancından değil, örf ve âdetten dolayı takılan) başörtüsünün ‘katılaşmış’ bir versiyonu değil, tam tersine (eskiden çok daha yoğun olan) çarşaf ve benzeri tesettür şekillerinin zamanla yeni kent hayatına uygun hâle getirilmiş şeklidir.

●Bunu anlamak için eski fotoğraflara bakmak bile şart değil. Nitekim şu gerçek asırlardır din adamları tarafından yazılan kitaplar ve devlet kurumlarının resmî beyanatlarının (fetvalarının) metinleriyle sabittir: İslâm aleminin büyük çoğunluğu (hem de sünnî, şiî, vahabî gibi çok farklı mezhepleri), İslam dininin (ilgili Kur’an ayetleri ve Hadisler üzerinden) bayanlara, sadece yüzlerinin, ellerinin ve ayaklarının görünebileceği şekilde örtünmelerini emrettiği kanaatine sahip olmuşlardır. Bu kaidelere uymak suretiyle, rağbet edilen kıyafet biçimleri, İslam dininin ilk çıktığı dönemden günümüze kadar, hem zaman içerisinde sürekli bir takım değişikliklere uğramış hem de yöreden yöreye farklı şekiller alabilmiştir. Bu olgunun, zaten dinî bir zaruret inancından değil de, geleneksel olarak kullanılan ‘rahat’ başörtüsüyle bir ilgisi yoktur.

●Yani tesettürün dinî bir emir olduğu inancı da, bu inanç doğrultusunda giyinen bayanlar da her zaman vardı. Bugün halen Türk ilahiyatçılarının sayıca çoğunluğu ve devlet kurumu Diyanet bu görüşü savunmakta. Elbette bu görüşe katılmayanlar da var. Fakat laik devlet zaten laikliğin bir gereği olarak bu farklı din yorumları arasında bir tercih yapma hakkına sahip değildir. Bir önceki yazıdaki ibareleri tekrarlamakta fayda var: Kişi “Ben Müslüman değilim ve başımı da örtmüyorum” diyebilir. “Ben Müslümanım, fakat İslam'ın örtünmeyi emrettiğine inanmıyorum” da diyebilir. Hatta “Ben Müslümanım, örtünmenin emredildiğine inanıyorum, ama yine de örtünmek istemiyorum” da diyebilir. Devlet bu üç görüşü ve yaşam tarzını nasıl güvence altına almak zorunda ise, aynı şekilde “Ben Müslümanım, İslam'ın örtünmeyi emrettiğine inanıyorum ve örtünüyorum” diyenin de görüş ve yaşam tarzını korumakla sorumludur. Ona “Hayır sen yanlış biliyorsun” diyemez. İslam bilginlerinin bir kısmı “örtünmek dinen emredilmiştir” der, diğer kısmı “hayır öyle değildir” der (ki ilahiyatçıların en azından sayıca çoğunluğu birinci görüşü savunmakta). Müslümanların bir kısmı bir görüşü benimser, diğer kısmı öbür görüşü. Laik devletin burada müdahale hakkı yoktur. Nitekim laik devlet, farklı din veya mezhepler arasında da “şu din/mezhep doğru, diğerleri yanlış” şeklinde dayatmada bunulamaz.

●Türban yasağını savunmak için öne sürülen gerekçelerden belki de en anlamsızı, yukarıdaki listenin sonuncusudur. Bu gerekçeyi biraz daha açarak şu şekilde özetleyebiliriz.

“Türban sadece estetik bir tercih olsa, buna kimse karşı çıkmaz. Sorun türbanın dinî bir emir olarak algılanmasından kaynaklanmakta. Bu düşünce, türban takmayanların sanki dinî bir gerekliliği yerine getirmediği ithamını içermekte. Bu ise türbansız bayanların psikolojik olarak kendilerini suçlu hissetmelerine sebep olabilir. Dolayısıyla kamusal alanda türban olmamalıdır.”

●Öncelikle bu gerekçe yasağı meşru kılacak bir güce sahip olsa, yasağın neden sadece kamusal alanla kısıtlı kaldığını sormak gerekir. Nitekim aynı psikolojik baskı, (bu gerekçenin mantığı içerisinde) her alanda türbansız bayanlar üzerinde vardır.

●Ayrıca burada yine laik devletin, farklı dinler, mezhepler veya dinî yorumlar arasında herhangi bir tercih hakkı olmadığı unutulmaktadır. Türbanlılar elbette türbanı, dinî bir gereklilik olduğu inancıyla takıyor ve doğal olarak takmayanların dinî bir gerekliliği yerine getirmediğine inanıyor. Aynı şekilde türbanın dinen gerek olmadığını savunanlar da, türbanlıların aslında yanlış bir din yorumundan dolayı böyle giyindiklerine inanıyor. Bunda herhangi bir sorun yok ki zaten. Sorun bir tarafın diğer tarafı zorla kapatmaya veya açmaya kalkıştığı zaman veya “Tamam kapanma/açılma, ama o zaman şuralara da giremezsin” dediği zaman başlıyor. Yani “Türbanlılar bizim dinî bir emri yerine getirmediğimize inanıyor, bu yüzden üniversitelere giremez” demek, sadece gülünçtür.

●Varsayalım ki, gerçekten de bazı türbansız bayanlar kendilerini, türbanlı bayanların yanında psikolojik bir baskı altında hissediyor. Peki türbanın kendi inancına ve din yorumuna göre dinî bir emir olduğunu düşünen bayanların, eğitim gibi en temel haklardan mahrum kalması veya türbanı çıkartmak zorunda bırakılması acaba onlar üzerinde bir baskı teşkil etmiyor mu? Laik devletin “şu din yorumu doğrudur, diğeri yanlıştır” diyemeyeceğine ve iki kesimi de eş-değer vatandaş olarak görmek zorunda olduğuna göre, burada hangi baskının daha şiddetli olduğu ve hangisinin diğerine nazaran daha katlanılabilir olduğu sorulmalıdır.

●Fakat aslında konunun özünde yatan bir korkudur: Türban karşıtları, türbanlı kesimin bir gün gücü eline geçirecek olursa, herkesi zorla kapatmaya çalışacağı veya başı açık olanları okullara, kurumlara almayacağı endişesini taşımakta. Gerçekten de böyle düşünen, bağnaz bir din anlayışına sahip olan insanlar var. Fakat bu, türbanlı bayanlar veya türban yasağına karşı olanlar içerisinde çok küçük bir azınlık. Türbanlılarla sıkı dostlukları olan açık bayanlar da bunu çok iyi bilmektedir aslında. Zaten düşmanlıklar ve korkular, her zaman ‘ötekileri’ yeterince tanımamamızdan, onlarla aynı mahallede, hatta aynı apartmanda yaşasak bile, karşılıklı ilişkilerimizin yüzeysel ve günlük iletişimden ibaret kalmasından, tam olarak onların içine girmeyip ve onları da tam olarak içimize almamamızdan kaynaklanmakta. Tabii maalesef her konuda olduğu gibi medyaya ‘normal’ olanın değil, ‘sıradışı’ olanın yansımasının da bu korkuların körüklenmesinde önemli rolü var.

●Onyıllardır ülkemizde bitmeyen huzursuzluklara sebep olan ‘sağ-sol’, ‘alevî-sünnî’, ‘Türk-Kürt’ kutuplaşmalarına bir de ‘Laik-Dindar’ kutuplaşmasının eklenmesini hep birlikte önlemeliyiz. Şu, insanlık tarihinin kanıtlamış olduğu bir gerçektir: İnsanoğlu tabiatı gereği evvela kendisi için iyi ve faydalı olanı ister. Dolayısıyla provokasyonların ve kışkırtmaların olmadığı bir ortamda, karşıt olan her iki kesimin de çoğunluğu, bazı anlaşmazlıklara rağmen, makul ve sağduyuludur. Çünkü tarafların hiçbirinin, diğer kesimi hepten ve ilelebet yok etmeye imkânı yoksa eğer, bitmez tükenmez cedelleşmeler, uzun vadede her iki tarafın da zararına olur. Doğru olan, her iki kesimin de aşırı uçlarının kışkırtmalarına ve korku senaryolarına kapılmadan, makul olanı hedeflemesidir. Örneğin bugünlerde yine ateşlenen PKK terörü dolayısıyla her iki tarafta da aşırı uçların daha fazla zemin bulabilmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız. Kürt halkı içerisinde ırkçı ve bölücü söylemlerin arttığı gibi, Türklerin de içerisinde bütün Kürtleri hain ve düşman olarak algılayan zihniyet yayılmakta. Bu kanayan yaramız, ancak her iki kesimin de kendi içerisindeki aşırı sesleri susturması ve sağduyu ile hep birlikte hem Türk ırkçılığına hem Kürt bölücülüğüne karşı tepki koymasıyla iyileşebilir. Aynı şekilde ‘Laik-Dindar’ kutuplaşmasını da ancak, hem dini bağnazca yorumlayanların hem de laikliği bağnazca tanımlayanların kışkırtmalarına rağbet etmeyip, ‘çağdaş laiklik’ ilkesinde buluşarak önleyebiliriz.

Alıntıdır
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]

EmRuLLahPaşa
17.02.08, 08:23 AM
olay bitmiş bu konulara girmeyelim

hayırlı olsun

feministim
30.06.08, 19:50 PM
sayın arkadaşlar sizce herkes allah rızası için mi kapanıyor.kafasına bi türban geçirip kolunu açıyo veya vücut hatlarını belli edecek şekilde dar kıyafetler giyiniyorlar.bunların türban takmadaki amaçları sizce kendilerini muhafaza etmek mi?yoksa türbanın bir simge olduğunu düşündükleri için mi takıyorlar????????????????????bu soruyu bütün vadaşlarımıza soruyorum

...NMT...
06.07.08, 15:37 PM
ama herkes böle deilki
yani aile zoruyla kapananlarda var. ayrıca türban simge deildir.türban Allah'ın emirlerinden biridir. birazda seçim işi herkes kararında özgürdür ve özgür bırakılmalıdır

ben türban yasasının reddine çok kızdım kesinlşikle böle bi özgürlük olamaz resmen kısıtlama

hıaxi
07.07.08, 01:53 AM
sayın arkadaşlar sizce herkes allah rızası için mi kapanıyor.kafasına bi türban geçirip kolunu açıyo veya vücut hatlarını belli edecek şekilde dar kıyafetler giyiniyorlar.bunların türban takmadaki amaçları sizce kendilerini muhafaza etmek mi?yoksa türbanın bir simge olduğunu düşündükleri için mi takıyorlar????????????????????bu soruyu bütün vadaşlarımıza soruyorum yaw nie takıolarsa takıolar konu o diil bi kere ortada milletin seçip gönderdiği (her ne kadar yanlış bi seçim de olsa )adamların kararını yani milletin kararını usulsuz ve yakışıksız bi şekilde sabote etme olayı var ikincisi laiklik dediğin sadece şeriat paranoyasına kapılanların yasakçılığa ördükleri bi kılıf değil inançları güvenceye alan bi ilkedir.toplum barışının altın kuralı insanların hassasiyetlerine saygı duymaktır.türkiyede faaliyet gösteren ve etkili bi şekilde beyin yıkayan onlarca tarikat var ve bunlar diyanetden üniversitelere kadar her yerdeler asıl virüsler üfürükçülükten sex skandallarına kadar türlü pislik üretirken biz milletçe zaten hakkı olan eğitimi almak için inançlarına aykırı davranmaya itilen çoluk çocukla uğraşıyoruz.ben askerliğimi subay gazinosunda yaptım ve şehitler için düzenlenen bir tören sonrasında verilen yemeğe başörtüleri yüzünden giremeyen şehit anneleri gördüm ki aynı yemeğe papazın cübbesiyle katıldığını da söyleyeyim(gökçeada)o annenin o masanın en üst köşesinde oturması gerekmezmiydi? hem sonra nasıl bi demokrasi bu asker hükümeti beğenmez darbe yapar hukukçular halkın iradesine taş koyar.milletin seçtiği adamlar bu mercilerin istediği kararları vermek zorundaysalar nie bi sürü masraf yapıp üstelik işi gücü bırakıp sandık başına gidiyoruz direkt dizginleri alsınlar dimi.