PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İstanbul, gündemin ilk maddesi


ARİF
25.03.07, 02:03 AM
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...] Koru
24.03.2007İstanbul, gündemin ilk maddesi
ROMA
Avrupa Birliği'nin (AB) son zamanlarda Türkiye ile ilişkileri fazlaca umursamadığı bir genel kabule dönüştü; Türkiye de aynı düşüklükte bir ilgiyle mukabele ediyor Brüksel'e. Halkta da AB üyeliği yönünde eski heyecan pek kalmadı; son araştırmalar, kendini 'AB karşıtı' olarak tanımlayanların oranının -bir misli artışla- yüzde 30'un üstüne tırmandığını gösteriyor.
AB ile ilişkiler kopma noktasında mı?
Hayır, tam tersine, şimdiye kadar bir doğrusal yaygınlığa kavuşan ilişkiler artık derinleşiyor. Açılan müzakere dosyaları AB müktesebatı ile yerli mevzuat arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılmasını sağlama yönünde adımlara dönüşüyor. Daha da önemlisi şu: AB'nin değişik platformlarında varlığını daha fazla hissettiriyor Türkiye; bu yolla da ilişkiler kalıcıya dönüşüyor.
Bunun son örneği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın bir konuşmayla katıldığı 'AB Bölgeler Komitesi Toplantısı'… Bir 'bürokratlar yönetimi' olarak planlanmış ve o yönde örgütlenmiş olan AB'nin en büyük eksiği, halklara doğrudan ulaşmak. Bunu sağlayacağı düşüncesiyle 'Bölgeler Komitesi' diye bir meclis kurulmuş; burada üye ve aday üye statüsündeki ülkelerin yerel yönetimleri temsil ediliyorlar. Angela Merkel'in AB başkentlerinde de ayıplanan aday ülkeleri 50. yıl kutlamalarından uzak tutma kararına karşılık, Bölgeler Komitesi, aynı amaçla düzenlediği toplantısına İstanbul'un Belediye Başkanı'nı çağırmış bulunuyor.
Türkiye için olduğu kadar Brüksel'den bakanlar açısından da farklı bir durumu var İstanbul'un... Kadir Topbaş bu özelliği “İstanbul Türkiye'nin özü sayılabilir” cümlesiyle özetliyor. Yalnızca değerli bir markası değil Türkiye'nin İstanbul, aynı zamanda diğer kentleri için de bir 'model'… Türkiye AB üyesi olacaksa, bütün ülkeyi hazırlamada İstanbul başı çekecek… Bütün yenilikler (bunun tersi de doğru) önce İstanbul'da boy veriyor ve ülkenin diğer köşelerine oradan yayılıyor çünkü… Ülke dışından Türkiye'ye bakanlar da önce 'İstanbul' gerçeğiyle tanışıyorlar; son yıllarda daha fazla göz dolduran İstanbul gerçeğiyle…
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, Avrupalı başbakanlar, bakanlar, AB üst düzeyi ve dâvetli belediye başkanları önünde yaptığı konuşmada gündeme taşıdığı bir düzineye yakın başlık bir 'kentler manifestosu' özelliği taşıyordu: Sürdürülebilir kalkınmada kentlerin görevi… Her kentin kendine özgü stratejiye sahip olması gereği… Su kaynaklarının korunup geliştirilmesi… Temiz çevre ihtiyacı… Planlı kentsel büyüme… Tarihî çevre duyarlılığı… Kentlerin sanayi baskısından kurtarılması… Bu mesajların muhataplar tarafından dikkatle not edildiğine eminim.
2012 yılında, İstanbul, “Avrupa'nın kültür başkenti” unvanıyla karşılayacak kendisine gelenleri… O tarihe kadar, bir baştan diğerine kültür merkezli bir yenilenme süreci yaşayacak İstanbul. İstanbul Belediyesi'nin AB süreci içerisinde daha belirgin yeni görevler üstlenmesinin bir sebebi de bu. Ak Parti hükümeti, 'uzun ince bir yol' olduğu bilinen çetin AB sürecinde Türkiye'nin en büyük kozu olarak kullanmak niyetinde İstanbul'u; bu politika mantıklı.
Bir adım daha atılacak önümüzdeki aylarda ve İstanbul Belediyesi AB'nin başkenti Brüksel'de bir ofise kavuşacak. Yalnızca Türkiye'nin özeti ve en değerli kozu olan İstanbul tanıtılmayacak o ofiste, geniş salonlarında bir küçük İstanbul canlanacak da… Bu tür projelerini bizlere aktarırken, Kadir Topbaş'ı, olağanüstü heyecanlı buldum.
Türkiye-AB ilişkileri sarpa sarıyor diye fazlaca endişe etmeye gerek yok.