Rütbeli Paşa
21.02.07, 10:34 AM
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...] (İHA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gençleri, duygularıyla oynamak isteyen aktörlere karşı uyanık olmaya çağırarak, "Bu aktörler ekran başında da karşımıza çıkabilir, üniversite amfilerinde de karşımıza çıkabilir, siyasetçi olarak meydanlarda da karşımıza çıkabilir. İnanıyorum ki gençlerimiz bunlara prim vermeyecektir" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gençlere yönelik çarpıcı mesajlar verdi. "Bizi biz bilen değerleri iyi bilmeli ve bunları çocuklarımıza, gençlerimize iyi anlatmalıyız" diye konuşan Başbakan Erdoğan, temel milli değerleri aşınmış bir gençliğin ne ülkesini, ne Cumhuriyet'i, ne de kendi geleceğini koruyamayacağını vurguladı.
Geçmişte Türkiye'de gençler üzerinden çok oyunlar oynandığına işaret eden Erdoğan, kendi kuşaklarının büyük acılara şahit olduğunu anlattı.
Şiddete, nefrete bulaşmadan ayakta kalabilmek için çok ağır bedeller ödediklerine işaret eden Başbakan Erdoğan, "Türkiye sağ, sol ayrımlarını, aşırı uçlarda yaşayan ideolojik kutuplaşmaları, politik bölünmeleri çok büyük bedellerle aştı. Öyle zamanlar yaşadık ki aklın yerini tamamen duygular, fikrin yerini tamamen hamaset, iradenin yerini tamamen öfke aldı. Halkın ve gençliğimizin ruhunu rehin alan siyasi kutuplaşmalar had safhaya vardı. Birleştirici çabalar üzerinden siyaset yapmak kolay olmadığından herkes kutuplara savruldu. Milli irade zaafa uğratıldı. En büyük yarayı o günlerin idealist gençleri aldı. Zira o günlerin tezgahları dağıltıktan sonra gerçeğin fotoğrafı ortaya çıktı ki istismarcılar masumiyeti, idealizmi sonuna kadar istismar etmişler ve Türk gençliğinin duyguları üzerinden kirli oyunlar oynamışlar" şeklinde konuştu.
Korkular, kaygılar ve kavgaların artık geride kaldığını, o günleri şimdi hatırlamak bile istemediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, bugün işbaşında milletin iktidarının olduğunu söyledi. AK Parti'nin Türkiye'yi hamasetle değil ortak milli iradeyle yönettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, bu siyasi çizginin, milletin yürüdüğü yol olduğunu dile getirdi. AK Parti'nin, gençliğin ruhunu rehin alan değil ortak aklı harekete geçiren bir parti olduğunu anlatan Erdoğan, bu çizgide marjinalliğe, dişlamaya, dışlanmaya, aşırı uçlara yer olmadığını, bu çizginin kardeşliğin, birliğin, adaletin ve merhametin çizgisi olduğunu belirtti.
Erdoğan, gençlik tasavvurlarının gençliğe sonuna kadar inanmak, gençlerin ruhsal ve bedensel gelişimlerini sağlamak, onların, Türk milletinin hukukunu bilecek şekilde yetişmelerini sağlamak olduğunu söyledi. Gençlerden bir tanesinin bile geleceğinin karartılmasına razı olamayacaklarını bildiren Erdoğan, gençlerin şiddete özendirilmesi ile ilgili mesajlar verdi. Erdoğan şunları söyledi:
"Hiçbir anne baba, evladının kalem yerine silaha sarılmasını istemediği gibi biz de bu ülkenin hiçbir gencinin şiddete bulaşmasına, yanlış rol modellere özenmesine razı olamayız. Gençler, büyüklerin kendilerini anlamadığını düşünürler. Ama gençlerimizin de büyüklerini, ülkemizin geçirdiği evreleri çok iyi anlaması gerekir. Onlar da yarın anne baba olduklarında 'aman yanlış menzillere yönelme' ikazlarını takdir edeceklerdir."
Türkiye'nin arızi sorunları bulunduğunu ama henüz yolund başında olduklarını dile getiren Erdoğan, durmak üzere olan saatin yeniden işlemeye başladığını söyledi. Gençlerin, duygularıyla oynamak isteyen aktörlere karşı uyanık olması gerektiğini de vurgulayan Erdoğan, konuşmasında yayından kaldırılan Kurtlar Vadisi dizisine de gönderme yaptı. Erdoğan, "Bu aktörler ekran başında da karşımıza çıkabilir, üniversite amfilerinde de karşımıza çıkabilir, siyasetçi olarak meydanlarda da karşımıza çıkabilir. İnanıyorum ki gençlerimiz bunlara prim vermeyecektir" şeklinde konuştu.
Gençlerin vicdanını en çok yaralayan şeyin adaletsizlik olduğunu kaydeden Erdoğan, gençlerin her zaman değişimden yana olduğunu, statükodan hazzetmediğii ifade etti.
AK Parti'nin ortaya koyduğu siyasetin yeni bir siyaset olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, bu siyasetin, temel dinamiği değişim olduğu için gençlerin gönlünü fethetiğini kaydetti. Gençlerin tahammül edemedikleri adaletsizliğin üzerine gittikleri için toplumsal desteklerinin artarak büyüdüğünü belirten Erdoğan, bu mesafeleri alırken ortaya acı reçeteler koymadıklarını, zehir içirmediklerini dile getirdi.
Erdoğan, bir zamanlar yurtta kalan üniversite öğrencilerinin dolaplarında siyasi içerikli mizah dergileri bulundurdukları için soruşturmaya tabi olduklarını hatırlattı. Zayıf ve iradesiz koalisyon günlerinin artık geride kaldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Türk halkının, bunun erdemine ulaştığını, bundan sonra da bunun getirdiği istikrar ve güveni zaafa uğratmayacağına inandığını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, salonda bulunan AK Partili gençlerin 'Kıskananlar çatlasın' şeklindeki tezahüratları üzerine, "Çatlamasın. Onlar da bize lazım. Onlar da gerçekleri görecek ve bizimle beraber yürüyecek" dedi.
"NE YAPIP YAPARAK CEHALETİ AYAKLAR ALTINDA YOĞURACAK VE BİTİRECEĞİZ"
Başbakan Erdoğan konuşmasında Hükümet'in 4 yıllık icraatlarına ilişkin bilgiler de verdi. Göreve geldiklerinde Türkiye'de okur yazar oranının yüzde 80 olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu oranın bugün yüzde 90 olduğunu, bunu yüzde 100'e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Erdoğan, "Bu ülkede ne yapıp yaparak cehaleti ayaklar altında yoğuracak ve bitireceğiz" Başbakan Erdoğan, konuşmasında Hükümet'e IMF ile ilişkiler konusunda yöneltilen eleştirilere de cevap verdi. 'Bu iktidar IMF'nin oyuncağı oldu' şeklinde bir aldatmacanın sürdüğünü kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye 1947 yılında üye olduğunu, ilk stand-by anlaşmasını 1961 yılında yaptığını belirtti.
O günden bugüne kadar IMF ile 19 stand-by anlaşması yapıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, 1999 yılından itibaren alınan borçlarda önemli oranda artış olduğunu kaydetti. Erdoğan, AK Parti döneminde IMF ile sadece bir stand-by yapıldığına işaret ederek şunları söyledi:
"Kime neyin faturasını kesiyorsunuz. 23.6 milyar Dolar olan borcu 8.5 milyar Dolar'a düşürdük. Deprem sonrası alınan borçta büyük oranda artış oldu. Gerekçesi de deprem diye yutturuldu. Biz hala o depremin faturalarını ödüyoruz. Hedef bu yıl sonuna kadar 8.5 milyar Dolar olan borcu 6.5 milyar Dolar'a kadar düşürmektir. Hedef kısa zamanda bunu sıfırlamak. Önümüzdeki dönemde, 2009 sonuna kadar bunu tamamen sıfırlamamız sözkonusu olabilir. Artık bunu sıfırlayabilecek bir Türkiye var."
"KAMU NET BORÇ STOKU LEBLEBİ ÇEKİRDEK"
Türkiye'nin milli gelirinin göreve geldiklerinde 189 milyar Dolar olduğunu, bugün ise 390 milyar Dolar'a yükseldiğini anlatan Erdoğan, bu rakamı trilyona ulaştırmaları gerektiğini söyledi. AK Parti iktidara geldikten sonra kamu net borç stokunun arttığı yönünde eleştirilerin yapıldığını da hatırlatan Erdoğan, bu eleştiri yapılırken özel sektör borçlarının da kamu borçlarına eklendiğini kaydetti.
Kamu net borç stokunun milli gelire oranının yüzde 47-48 seviyesine düştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Özel sektörün borcu devletin borcu değildir. Kamu net borç stokunun içine girmez. Türkiye'nin 400 milyar Dolar milli geliri var. Yüzde 47, 48 borç stoku oranı, bunlar artık leblebi çekirdek. 3-4 puan daha düştüğü zaman Maastricht Kriterlerine ulaşmış oluyoruz" dedi. Başbakan Erdoğan, bu hafta TBMM'de görüşülecek olan Mortgage Yasası'nın Türkiye'nin bir aşaması olduğunu, Türkiye'nin bununla farklı bir sıçramayı yakalayacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gençlere yönelik çarpıcı mesajlar verdi. "Bizi biz bilen değerleri iyi bilmeli ve bunları çocuklarımıza, gençlerimize iyi anlatmalıyız" diye konuşan Başbakan Erdoğan, temel milli değerleri aşınmış bir gençliğin ne ülkesini, ne Cumhuriyet'i, ne de kendi geleceğini koruyamayacağını vurguladı.
Geçmişte Türkiye'de gençler üzerinden çok oyunlar oynandığına işaret eden Erdoğan, kendi kuşaklarının büyük acılara şahit olduğunu anlattı.
Şiddete, nefrete bulaşmadan ayakta kalabilmek için çok ağır bedeller ödediklerine işaret eden Başbakan Erdoğan, "Türkiye sağ, sol ayrımlarını, aşırı uçlarda yaşayan ideolojik kutuplaşmaları, politik bölünmeleri çok büyük bedellerle aştı. Öyle zamanlar yaşadık ki aklın yerini tamamen duygular, fikrin yerini tamamen hamaset, iradenin yerini tamamen öfke aldı. Halkın ve gençliğimizin ruhunu rehin alan siyasi kutuplaşmalar had safhaya vardı. Birleştirici çabalar üzerinden siyaset yapmak kolay olmadığından herkes kutuplara savruldu. Milli irade zaafa uğratıldı. En büyük yarayı o günlerin idealist gençleri aldı. Zira o günlerin tezgahları dağıltıktan sonra gerçeğin fotoğrafı ortaya çıktı ki istismarcılar masumiyeti, idealizmi sonuna kadar istismar etmişler ve Türk gençliğinin duyguları üzerinden kirli oyunlar oynamışlar" şeklinde konuştu.
Korkular, kaygılar ve kavgaların artık geride kaldığını, o günleri şimdi hatırlamak bile istemediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, bugün işbaşında milletin iktidarının olduğunu söyledi. AK Parti'nin Türkiye'yi hamasetle değil ortak milli iradeyle yönettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, bu siyasi çizginin, milletin yürüdüğü yol olduğunu dile getirdi. AK Parti'nin, gençliğin ruhunu rehin alan değil ortak aklı harekete geçiren bir parti olduğunu anlatan Erdoğan, bu çizgide marjinalliğe, dişlamaya, dışlanmaya, aşırı uçlara yer olmadığını, bu çizginin kardeşliğin, birliğin, adaletin ve merhametin çizgisi olduğunu belirtti.
Erdoğan, gençlik tasavvurlarının gençliğe sonuna kadar inanmak, gençlerin ruhsal ve bedensel gelişimlerini sağlamak, onların, Türk milletinin hukukunu bilecek şekilde yetişmelerini sağlamak olduğunu söyledi. Gençlerden bir tanesinin bile geleceğinin karartılmasına razı olamayacaklarını bildiren Erdoğan, gençlerin şiddete özendirilmesi ile ilgili mesajlar verdi. Erdoğan şunları söyledi:
"Hiçbir anne baba, evladının kalem yerine silaha sarılmasını istemediği gibi biz de bu ülkenin hiçbir gencinin şiddete bulaşmasına, yanlış rol modellere özenmesine razı olamayız. Gençler, büyüklerin kendilerini anlamadığını düşünürler. Ama gençlerimizin de büyüklerini, ülkemizin geçirdiği evreleri çok iyi anlaması gerekir. Onlar da yarın anne baba olduklarında 'aman yanlış menzillere yönelme' ikazlarını takdir edeceklerdir."
Türkiye'nin arızi sorunları bulunduğunu ama henüz yolund başında olduklarını dile getiren Erdoğan, durmak üzere olan saatin yeniden işlemeye başladığını söyledi. Gençlerin, duygularıyla oynamak isteyen aktörlere karşı uyanık olması gerektiğini de vurgulayan Erdoğan, konuşmasında yayından kaldırılan Kurtlar Vadisi dizisine de gönderme yaptı. Erdoğan, "Bu aktörler ekran başında da karşımıza çıkabilir, üniversite amfilerinde de karşımıza çıkabilir, siyasetçi olarak meydanlarda da karşımıza çıkabilir. İnanıyorum ki gençlerimiz bunlara prim vermeyecektir" şeklinde konuştu.
Gençlerin vicdanını en çok yaralayan şeyin adaletsizlik olduğunu kaydeden Erdoğan, gençlerin her zaman değişimden yana olduğunu, statükodan hazzetmediğii ifade etti.
AK Parti'nin ortaya koyduğu siyasetin yeni bir siyaset olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, bu siyasetin, temel dinamiği değişim olduğu için gençlerin gönlünü fethetiğini kaydetti. Gençlerin tahammül edemedikleri adaletsizliğin üzerine gittikleri için toplumsal desteklerinin artarak büyüdüğünü belirten Erdoğan, bu mesafeleri alırken ortaya acı reçeteler koymadıklarını, zehir içirmediklerini dile getirdi.
Erdoğan, bir zamanlar yurtta kalan üniversite öğrencilerinin dolaplarında siyasi içerikli mizah dergileri bulundurdukları için soruşturmaya tabi olduklarını hatırlattı. Zayıf ve iradesiz koalisyon günlerinin artık geride kaldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Türk halkının, bunun erdemine ulaştığını, bundan sonra da bunun getirdiği istikrar ve güveni zaafa uğratmayacağına inandığını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, salonda bulunan AK Partili gençlerin 'Kıskananlar çatlasın' şeklindeki tezahüratları üzerine, "Çatlamasın. Onlar da bize lazım. Onlar da gerçekleri görecek ve bizimle beraber yürüyecek" dedi.
"NE YAPIP YAPARAK CEHALETİ AYAKLAR ALTINDA YOĞURACAK VE BİTİRECEĞİZ"
Başbakan Erdoğan konuşmasında Hükümet'in 4 yıllık icraatlarına ilişkin bilgiler de verdi. Göreve geldiklerinde Türkiye'de okur yazar oranının yüzde 80 olduğunu hatırlatan Erdoğan, bu oranın bugün yüzde 90 olduğunu, bunu yüzde 100'e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Erdoğan, "Bu ülkede ne yapıp yaparak cehaleti ayaklar altında yoğuracak ve bitireceğiz" Başbakan Erdoğan, konuşmasında Hükümet'e IMF ile ilişkiler konusunda yöneltilen eleştirilere de cevap verdi. 'Bu iktidar IMF'nin oyuncağı oldu' şeklinde bir aldatmacanın sürdüğünü kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye 1947 yılında üye olduğunu, ilk stand-by anlaşmasını 1961 yılında yaptığını belirtti.
O günden bugüne kadar IMF ile 19 stand-by anlaşması yapıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, 1999 yılından itibaren alınan borçlarda önemli oranda artış olduğunu kaydetti. Erdoğan, AK Parti döneminde IMF ile sadece bir stand-by yapıldığına işaret ederek şunları söyledi:
"Kime neyin faturasını kesiyorsunuz. 23.6 milyar Dolar olan borcu 8.5 milyar Dolar'a düşürdük. Deprem sonrası alınan borçta büyük oranda artış oldu. Gerekçesi de deprem diye yutturuldu. Biz hala o depremin faturalarını ödüyoruz. Hedef bu yıl sonuna kadar 8.5 milyar Dolar olan borcu 6.5 milyar Dolar'a kadar düşürmektir. Hedef kısa zamanda bunu sıfırlamak. Önümüzdeki dönemde, 2009 sonuna kadar bunu tamamen sıfırlamamız sözkonusu olabilir. Artık bunu sıfırlayabilecek bir Türkiye var."
"KAMU NET BORÇ STOKU LEBLEBİ ÇEKİRDEK"
Türkiye'nin milli gelirinin göreve geldiklerinde 189 milyar Dolar olduğunu, bugün ise 390 milyar Dolar'a yükseldiğini anlatan Erdoğan, bu rakamı trilyona ulaştırmaları gerektiğini söyledi. AK Parti iktidara geldikten sonra kamu net borç stokunun arttığı yönünde eleştirilerin yapıldığını da hatırlatan Erdoğan, bu eleştiri yapılırken özel sektör borçlarının da kamu borçlarına eklendiğini kaydetti.
Kamu net borç stokunun milli gelire oranının yüzde 47-48 seviyesine düştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Özel sektörün borcu devletin borcu değildir. Kamu net borç stokunun içine girmez. Türkiye'nin 400 milyar Dolar milli geliri var. Yüzde 47, 48 borç stoku oranı, bunlar artık leblebi çekirdek. 3-4 puan daha düştüğü zaman Maastricht Kriterlerine ulaşmış oluyoruz" dedi. Başbakan Erdoğan, bu hafta TBMM'de görüşülecek olan Mortgage Yasası'nın Türkiye'nin bir aşaması olduğunu, Türkiye'nin bununla farklı bir sıçramayı yakalayacağını söyledi.