Alim
08.08.07, 10:24 AM
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
GENETİK PARMAK İZİ
1901'de Alphonse Bertillon tarafından uygulamaya başlanan parmak izi metodu, kriminolojide yeni bir çığır açmıştır. Bugün,sadece bir saç teli bir damla kan ya da spermadan veya biyolojik bir doku parçasından yararlanılarak bir kimsenin genetik kimliğini belirlemek mümkün olmaktadır. Aynı yöntem babalık testinde de kullanılmaktadır.
Gelişen teknoloji ile birlikte hukuki problemlerin çözümünde kullanılacak araçlara yenileri eklenmiştir. Bunlardan biri DNA profilleridir.
DNA : (deoxyribonucleic acid) Bir kişinin genetik bilgisinin tamamının yer aldığı temel yapı taşıdır. İnsan vücudunun hemen hemen bütün hücrelerinin bir bileşenidir.1953 yılında Watsan ve Crick isimli araştırmacılar DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu öne sürdüler.
DNA'nın hukuk açısından önemi, bir insan DNA'sının her hücrede aynı olmasında yatar Örneğin biğr kişinin kanındaki DNA o kişinin deri hücrelerindeki, spermlerindeki ve tükürüğündeki DNA'nın aynısıdır.
DNA güçlü bir araçtır. Çünkü her insanın DNA'sı (tek yumurta ikizleri dışında) diğer insanlardan farklıdır. Bu farklılık nedeniyle bir suç mahallinde toplanan DNA, parmak izlerinin kullanımına benzer şekilde ya kanıt oluşturarak bir şüpheliyle bağlantı kurabilir, ya da bir kişiyi şüpheli olmaktan çıkarabilir.
İnsan dokusunda elde edilen DNA'nın belirli bazı bölgeleri incelenerek "barkod" niteliğinde bir sonuca varılmıştır. Bu "barkod" bilgisayar tarafından sayısal bir değere dönüştürülür. Bu DNA profili aynı yumurta ikizleri dışındaki kişilere özgüdür.
DNA profili elde etmek için olay yerinde mağdur ya da mağdurlardan, sanıklardan biyolojik örnek alınır. Bu örneklerden DNA ayrıştırılır, saflaştırılır. Isıtma yoluyla DNA'nın iki bölümü birbirinden ayrılır.
Bir gene karşılık olan DNA bölümlerinin belirlenmesi için özel sondalar kullanılmaktadır. Bu sondalar radyoaktif olup, sadece aradığımız bölümlere yapışma özelliğine sahiptirler. Proteinden üretilmiş bir sonda, binlerce DNA parçası arasından sadece bir proteinin karakteristik genini ihtiva eden (içeren) DNA parçasına bağlanacaktır. Önce analiz edilmek istenen DNA parçası ayrılır. Bu işlem moleküler makaslar aracılığıyla yapılır. Bu makaslar kısıtlayıcı enzimlerdir. Daha sonra karışım bir jele yerleştirilmekte ve bir elektrik alanına tabi tutulmaktadır. Karışım jele bir sünger kağıdı gibi kapatılan bir yaprağa geçirilmektedir.
Bölümler yaprak üzerinde boylarıyla orantılı olarak çok sayıda DNA bandı biçiminde yer almaktadır. Birkaç saat sonra yaprağa moleküler sonda eklenmektedir. Eğer teşhis olunmasını istediğimiz DNA bölümü yaprakta yoksa bir yere bağlanmadan akar gider. Eğer aradığımız DNA bölümü yapraktaysa sonda yaprağa yapışarak ve radyoaktif iziyle ortaya çıkarılabilecektir. Böylece kişilerin genetik parmak izleri ortaya çıkarılabilmektedir.
DNA'da onlarca kez tekrarlanan motifler vardır. Bunların sayısı insandan insana değişmektedir. Bu yöntem ile her bir kişiye ait olan bu bantlaşmayı izleyebiliriz. Bu diziliş genetik bir kimlik kartı gibidir. DNA kanda, spermde, deri hücrelerinde, dokularda, organlarda, kaslarda, kemikte, beyin hücrelerinde, dişlerde, saçta, tükürükte, terde, tırnaklarda, idrarda, burun sıvısında, dışkıda vb. de bulunur.
DNA analizleri parmak izi analizlerine benzemektedir. Bir şüphelinin kimliğini tespit etmek için DNA veya paramka izi kullanılırken, suç mahallinden toplanan kanıt "bilinen iz ile" karşılaştırılır. DNA kanıtlarının bulunduğu yerler,
DNA kanıtını toplama ve muhafaza etme son derece önemlidir. Örneğin bir salyadan alınan DNA kurbanın üzerindeki ısırıktan alınan DNA ile eşleştirildiğinde bir cinayet çözümlenebilmektedir. Aynı şekilde bir tecavüz kurbanının DNA'sı suçun işlenmesinden 6 saat sonra şüphelinin cinsel organından alınan DNA ile eşleştirildiğinde olay aydınlanmaktadır.
Biyolojik materyaller potansiyel olarak ölümcül hastalıklara yol açabilen HİV ve HEPATİT B virüsleri gibi tehlikeli virüsleri içerebilir. Bu sebeple ve DNA'nın hassas yapısı güz önünde bulundurulduğunda görevliler, DNA'nın toplanmasının problem teşkil ettiği her durumda laboratuar personeliyle veya uzman delil toplama ekibiyle temas kurmalıdırlar.
DNA kanıtı başka bir kaynaktan gelen DNA ile karıştığında bozulabilir. Herhangi bir kanıtın üstüne aksırıldığında veya öksürüldüğünde, ağzın, burnun veya yüzün herhangi bir bölümünün DNA içerebilecek kanıt alanına dokunduğunda ortaya çıkabilir. Bulaşmayı engellemek için büyük bir özen gösterilmesi gerekmektedir.
DNA'NIN KANIT OLARAK KULLANILMASI
DNA içerebilecek kanıtın bozulmasını önlemek için;
- Tek kullanımlık elden giyilmeli kullanılmalı
- Tek kullanımlık aletler kullanılmalı
- Kanıt plastik torbalara değil, yeni kağıt torbalara veya zarflara konulmalı. Torbaların ağzını kapatmak için zımba teli kullanılmamalı.
Genetik mukayese analizlerindeki DNA tekniğinin temeli; insanı meydana getiren yığınlar halindeki hücrelerin çekirdekleri içerisinde bulunan sarmal şekildeki DNA ipliğinin belirli şifre bölgelerini tanımlamaya dayanır.
Tanımlanan delilin DNA verileri ile süratle suç olayını aydınlatmaya yönelik eldeki şüpheli şahsın DNA verilerinin mukayese çalışmaları yapılarak şüphelinin gerçek suçlu olup olmadığı kanıtlanmaktadır.
İnceleme anında olayın faili olabilecek şüpheli şahıs elde yok ise delil numunelerinin DNA verileri arşivlenerek, ilerdeki olayların faili olabilecek şüpheli şahıs veya şahıslar yakalandığında bu şahıslardan biyolojik numuneler alnarak arşivdeki DNA verileri ile mukayese edilmektedir.
DNA KANITINI TEŞHİS ETME
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Bu tabloda örnek kabilinden olmak üzere suça ilişkin kanıtlar DNA'nın bu kanıt üzerindeki muhtemel yeri ve DNA'nın kaynağı gösterilmiştir.
Gerek ulusal gerekse uluslar arası düzeyde suçla mücadele, ancak DNA bankalarının kurulması ile mümkündür. Bankanın olabilmesi, ülke içindeki tüm kriminal laboratuarların aynı şekilde DNA profillemesi ile mümkündür. Ayrıca uluslar arası düzeyde yardımlaşma, ulusal bankaların birbirleriyle "konuşabilmesi" gereklidir. Bu da, her ülkedeki DNA analizlerinin aynı biçimde yapılması ile mümkündür.
Amerika'da DNA verileri toplamak amacıyla CODIS (Kombine DNA indeks sistemi) kurulmuştur. Ülkedeki her eyalet tecavüz, cinayet gibi belirli suçlardan mahkum olmuş kişilerin DNA indeksini tamamlamak için verileri işlemektedir.
Türkiye'de halihazırda bir DNA bankası yoktur. Türkiye'nin pek çok laboratuarında kriminal amaçlı DNA analizleri yapılmaktadır. Hatta zaman zaman failin bulunabilmesi için yüzlerce kişiden birden kan alınarak DNA analizi yapılmaktadır. Türkiye'de DNA profillemesinde kullanılacak yöntemlere ilişkin bir standardizasyon yoktur. Her kriminal laboratuar DNA üzerinde kendi tercih ettiği bölgeleri çalışmakta olduğundan, bu bilgiler hiçbir merkez bilgisayara girilmediğinden ülke içinde dahi bilgi paylaşımı olmamakta ve pek çok olay bu nedenlerden dolayı aydınlatılamamaktadır.
KAYNAKLAR:
1) DNA Rüyası (yoksa kabus mu ?) Prof.Dr. Sevil ATASOY
2) Bilim ve Teknik Dergisi
3) DNA Molekülü, Ahmet F.YÜKSEL-Barış YELKENCİ
4) Kriminal Amaçlı DNA Analizleri, Prof.Dr. Sevil ATASOY
GENETİK PARMAK İZİ
1901'de Alphonse Bertillon tarafından uygulamaya başlanan parmak izi metodu, kriminolojide yeni bir çığır açmıştır. Bugün,sadece bir saç teli bir damla kan ya da spermadan veya biyolojik bir doku parçasından yararlanılarak bir kimsenin genetik kimliğini belirlemek mümkün olmaktadır. Aynı yöntem babalık testinde de kullanılmaktadır.
Gelişen teknoloji ile birlikte hukuki problemlerin çözümünde kullanılacak araçlara yenileri eklenmiştir. Bunlardan biri DNA profilleridir.
DNA : (deoxyribonucleic acid) Bir kişinin genetik bilgisinin tamamının yer aldığı temel yapı taşıdır. İnsan vücudunun hemen hemen bütün hücrelerinin bir bileşenidir.1953 yılında Watsan ve Crick isimli araştırmacılar DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu öne sürdüler.
DNA'nın hukuk açısından önemi, bir insan DNA'sının her hücrede aynı olmasında yatar Örneğin biğr kişinin kanındaki DNA o kişinin deri hücrelerindeki, spermlerindeki ve tükürüğündeki DNA'nın aynısıdır.
DNA güçlü bir araçtır. Çünkü her insanın DNA'sı (tek yumurta ikizleri dışında) diğer insanlardan farklıdır. Bu farklılık nedeniyle bir suç mahallinde toplanan DNA, parmak izlerinin kullanımına benzer şekilde ya kanıt oluşturarak bir şüpheliyle bağlantı kurabilir, ya da bir kişiyi şüpheli olmaktan çıkarabilir.
İnsan dokusunda elde edilen DNA'nın belirli bazı bölgeleri incelenerek "barkod" niteliğinde bir sonuca varılmıştır. Bu "barkod" bilgisayar tarafından sayısal bir değere dönüştürülür. Bu DNA profili aynı yumurta ikizleri dışındaki kişilere özgüdür.
DNA profili elde etmek için olay yerinde mağdur ya da mağdurlardan, sanıklardan biyolojik örnek alınır. Bu örneklerden DNA ayrıştırılır, saflaştırılır. Isıtma yoluyla DNA'nın iki bölümü birbirinden ayrılır.
Bir gene karşılık olan DNA bölümlerinin belirlenmesi için özel sondalar kullanılmaktadır. Bu sondalar radyoaktif olup, sadece aradığımız bölümlere yapışma özelliğine sahiptirler. Proteinden üretilmiş bir sonda, binlerce DNA parçası arasından sadece bir proteinin karakteristik genini ihtiva eden (içeren) DNA parçasına bağlanacaktır. Önce analiz edilmek istenen DNA parçası ayrılır. Bu işlem moleküler makaslar aracılığıyla yapılır. Bu makaslar kısıtlayıcı enzimlerdir. Daha sonra karışım bir jele yerleştirilmekte ve bir elektrik alanına tabi tutulmaktadır. Karışım jele bir sünger kağıdı gibi kapatılan bir yaprağa geçirilmektedir.
Bölümler yaprak üzerinde boylarıyla orantılı olarak çok sayıda DNA bandı biçiminde yer almaktadır. Birkaç saat sonra yaprağa moleküler sonda eklenmektedir. Eğer teşhis olunmasını istediğimiz DNA bölümü yaprakta yoksa bir yere bağlanmadan akar gider. Eğer aradığımız DNA bölümü yapraktaysa sonda yaprağa yapışarak ve radyoaktif iziyle ortaya çıkarılabilecektir. Böylece kişilerin genetik parmak izleri ortaya çıkarılabilmektedir.
DNA'da onlarca kez tekrarlanan motifler vardır. Bunların sayısı insandan insana değişmektedir. Bu yöntem ile her bir kişiye ait olan bu bantlaşmayı izleyebiliriz. Bu diziliş genetik bir kimlik kartı gibidir. DNA kanda, spermde, deri hücrelerinde, dokularda, organlarda, kaslarda, kemikte, beyin hücrelerinde, dişlerde, saçta, tükürükte, terde, tırnaklarda, idrarda, burun sıvısında, dışkıda vb. de bulunur.
DNA analizleri parmak izi analizlerine benzemektedir. Bir şüphelinin kimliğini tespit etmek için DNA veya paramka izi kullanılırken, suç mahallinden toplanan kanıt "bilinen iz ile" karşılaştırılır. DNA kanıtlarının bulunduğu yerler,
DNA kanıtını toplama ve muhafaza etme son derece önemlidir. Örneğin bir salyadan alınan DNA kurbanın üzerindeki ısırıktan alınan DNA ile eşleştirildiğinde bir cinayet çözümlenebilmektedir. Aynı şekilde bir tecavüz kurbanının DNA'sı suçun işlenmesinden 6 saat sonra şüphelinin cinsel organından alınan DNA ile eşleştirildiğinde olay aydınlanmaktadır.
Biyolojik materyaller potansiyel olarak ölümcül hastalıklara yol açabilen HİV ve HEPATİT B virüsleri gibi tehlikeli virüsleri içerebilir. Bu sebeple ve DNA'nın hassas yapısı güz önünde bulundurulduğunda görevliler, DNA'nın toplanmasının problem teşkil ettiği her durumda laboratuar personeliyle veya uzman delil toplama ekibiyle temas kurmalıdırlar.
DNA kanıtı başka bir kaynaktan gelen DNA ile karıştığında bozulabilir. Herhangi bir kanıtın üstüne aksırıldığında veya öksürüldüğünde, ağzın, burnun veya yüzün herhangi bir bölümünün DNA içerebilecek kanıt alanına dokunduğunda ortaya çıkabilir. Bulaşmayı engellemek için büyük bir özen gösterilmesi gerekmektedir.
DNA'NIN KANIT OLARAK KULLANILMASI
DNA içerebilecek kanıtın bozulmasını önlemek için;
- Tek kullanımlık elden giyilmeli kullanılmalı
- Tek kullanımlık aletler kullanılmalı
- Kanıt plastik torbalara değil, yeni kağıt torbalara veya zarflara konulmalı. Torbaların ağzını kapatmak için zımba teli kullanılmamalı.
Genetik mukayese analizlerindeki DNA tekniğinin temeli; insanı meydana getiren yığınlar halindeki hücrelerin çekirdekleri içerisinde bulunan sarmal şekildeki DNA ipliğinin belirli şifre bölgelerini tanımlamaya dayanır.
Tanımlanan delilin DNA verileri ile süratle suç olayını aydınlatmaya yönelik eldeki şüpheli şahsın DNA verilerinin mukayese çalışmaları yapılarak şüphelinin gerçek suçlu olup olmadığı kanıtlanmaktadır.
İnceleme anında olayın faili olabilecek şüpheli şahıs elde yok ise delil numunelerinin DNA verileri arşivlenerek, ilerdeki olayların faili olabilecek şüpheli şahıs veya şahıslar yakalandığında bu şahıslardan biyolojik numuneler alnarak arşivdeki DNA verileri ile mukayese edilmektedir.
DNA KANITINI TEŞHİS ETME
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Bu tabloda örnek kabilinden olmak üzere suça ilişkin kanıtlar DNA'nın bu kanıt üzerindeki muhtemel yeri ve DNA'nın kaynağı gösterilmiştir.
Gerek ulusal gerekse uluslar arası düzeyde suçla mücadele, ancak DNA bankalarının kurulması ile mümkündür. Bankanın olabilmesi, ülke içindeki tüm kriminal laboratuarların aynı şekilde DNA profillemesi ile mümkündür. Ayrıca uluslar arası düzeyde yardımlaşma, ulusal bankaların birbirleriyle "konuşabilmesi" gereklidir. Bu da, her ülkedeki DNA analizlerinin aynı biçimde yapılması ile mümkündür.
Amerika'da DNA verileri toplamak amacıyla CODIS (Kombine DNA indeks sistemi) kurulmuştur. Ülkedeki her eyalet tecavüz, cinayet gibi belirli suçlardan mahkum olmuş kişilerin DNA indeksini tamamlamak için verileri işlemektedir.
Türkiye'de halihazırda bir DNA bankası yoktur. Türkiye'nin pek çok laboratuarında kriminal amaçlı DNA analizleri yapılmaktadır. Hatta zaman zaman failin bulunabilmesi için yüzlerce kişiden birden kan alınarak DNA analizi yapılmaktadır. Türkiye'de DNA profillemesinde kullanılacak yöntemlere ilişkin bir standardizasyon yoktur. Her kriminal laboratuar DNA üzerinde kendi tercih ettiği bölgeleri çalışmakta olduğundan, bu bilgiler hiçbir merkez bilgisayara girilmediğinden ülke içinde dahi bilgi paylaşımı olmamakta ve pek çok olay bu nedenlerden dolayı aydınlatılamamaktadır.
KAYNAKLAR:
1) DNA Rüyası (yoksa kabus mu ?) Prof.Dr. Sevil ATASOY
2) Bilim ve Teknik Dergisi
3) DNA Molekülü, Ahmet F.YÜKSEL-Barış YELKENCİ
4) Kriminal Amaçlı DNA Analizleri, Prof.Dr. Sevil ATASOY