CaDı
25.09.07, 22:04 PM
Diyelim ki Cem isimli bir adam İpek diye bir kızdan hoşlanıyor ve ona sinemaya gitmeyi teklif ediyor.
İpek kabul ediyor ve her ikisi de oldukça iyi zaman geçiriyorlar.
Bir kaç aksam sonra, Cem İpek' i yemeğe davet ediyor ve gene çok iyi zaman geçiriyorlar.
Birbirlerini düzenli olarak görmeye devam ediyorlar ve bir sure sonra ikisinin de görüştüğü özel biri yokken; bir akşam gene yemeğe çıkıyorlar. Dönüşte, arabada otururken, İpek' in aklına bir şey geliyor ve üzerinde fazla düşünmeden pat diye
- "Farkında mısın, bu gece görüşmeye başlayalı tam 6 ay oldu." diyor.
Bunun ardından derin bir sessizlik oluyor arabada.
İpek için çok uzun süren bir sessizlik bu, ve düşünmeye başlıyor:
- "Of acaba yanlış bir şey mi söyledim?
Belki de bu ilişkinin kendisini sınırladığını düşünüyordur.
Belki de onu istemediği ya da emin olamadığı bir şeye ittiğimi zannediyordur. “
Bu arada Cem de düşünüyor tabii,
- "Vay canına, 6 ay ha!"
Ve İpek düşünmeye devam ediyor:
- “Bir dakika ya, peki ama ben bu türden bir ilişki istiyor muyum?
Bazen kendim için daha çok alan istiyorum. İlişkimize ne olacağını düşünmek için.
Yani, nereye gidiyoruz biz? Birbirimizi bu şekilde görmeye devam mi edeceğiz?
Yoksa yavaş yavaş evliliğe doğru mu gidiyoruz? Ya çocuklar?
Tüm bir hayatı birlikte mi geçireceğiz? Bu aşamadaki bir bağlılığa hazır mıyım?
Bu insanı gerçekten tanıyor muyum?"
Cem' in de kafası düşüncelerle dolu:
- ".Yaniiii... bu demek oluyor ki... dur bakiim.. Şubat.
Evet Şubat' ta ilk kez dışarı çıkmıştık ki bu da benim arabayı yeni aldığım zamanlara denk geliyor.
Hmm kaç kilometre gitmiş oluyorum bu durumda? Oha! Yağı değiştirmenin zamanı gelmiş!"
Ve İpek düşünmeye devam ediyor:
- "Onu üzdüm. Yüzünden okuyabiliyorum. Belki de tamamen yanlış anlıyorumdur.
Belki de ilişkimizden daha fazla beklentileri vardır, daha yakın ve bağlı olmak gibi.
Belki de ben hissetmeden o çoktan anlamıştı, şüphelerimi yani. Evet eminim ki anladı.
Bu nedenle kendi duygularını söylemekten kaçınıyor. Reddedilmekten korkuyor!"
Cem tam bi lineer düşünce gurusu,
- "Bu arada vitese de bakmalarını isticem.
O gerizekalılar ne derlerse desinler hala vitesi geçirmede bi sorun var.
Ve bu kez suçu havanın soğukluğuna atmazlarsa iyi olur.
Dışarısı 30 derece ve bu vites çöp kamyonu gibi.
Üstüne üstlük o beceriksiz heriflere 60 milyon ödedim. Soyguncular!"
İpek da arpacık kumrusu,
- "Bana kızgın. Ama onu suçlayamam. Ben de olsam ben de kızardım.
Onu böyle bir şeye soktuğum için o kadar suçlu hissediyorum ki...
ama n'apabilirm yani, ben de duygularımdan emin diilim ki!"
Cem de düşünüyor,
- "Büyük ihtimalle garantinin suresinin sadece 90 gün olduğunu soylicekler... pis herifler!"
İpek' in beyni oldukça yaratıcı,
- "Belki de ben çok fazla idealistçe davranıyorum,
yanımda benim hoşlandığım ve benden hoşlanan harika bir insan otururken,
ben beyaz atıyla bir şövalye bekliyorum.
Öyle biri ki benim bencilce, küçük kız hayallerim yüzünden acı çekiyor!"
Cem' in beyni gel-gitte,
- "Garanti mi? Garanti mi istiyorlar? Onlara bir garanti vericem ve onlar da garantilerini alıp...."
- "Cem"
diye sesleniyor İpek..
- "Efendim?"
diyor Cem irkilmiş bir halde.
- "Lütfen kendine bu şekilde eziyet etme!"
derken gözlerinde yaşlar beliriyor İpek' in.
- "Belki de hiçbir zaman... Offf kendimi Öyle şey hissediyorum ki..."
diyor ve hıçkırarak ağlamaya başlıyor,
- "N’ oldu simdi?"
diye soruyor Cem.
- "Ben koca bi aptalım, yani biliyorum ki şövalye falan yok. Bu aptalca. Ne şövalye ne de at var!"
- "At mı yok?"
kafası karışık tabii zavallı Cem' in.
- "Aptal olduğumu düşünüyorsun di mi?"
diye devam ediyor İpek.
- "Ebetteki hayır!"
en sonunda hiç değilse bir doğru cevap vermenin mutluluğunu taşıyan Cem.
- "Sadece… sadece zamana ihiyacim var!"
Cem en güvenli ne söyleyebilirim diye düşünürken bir 15 saniye geçer. Ve
- "Evet."
der.
(İpek etkilenmiş bir şekilde, elini tutar.)
- "Cem, gerçekten böyle mi hissediyorsun?"
- "Nası yani?"
- "Yani ben zamandan bahsederken."
- "Ah elbette."
(İpek Cem'e döner ve dikkatle gözlerine bakar. Tabii zavallı Cem gerilmiştir.
Tabii bir de at olayı vardır, ve eğer İpek gene attan bahsederse ne diyeceğini bilmemektedir.
Ve en sonunda İpek konuşur:)
- "Teşekkür ederim, Cem."
Cem de Teşekkür eder.
Derken alır kızı evine bırakır.
Kızcağız, bitkin ve ruhundaki acıyla sabaha kadar ağlar.
Cem eve gider, bir paket Panço acar, ve televizyondaki tenis maçına iyice gömülür.
İçinden bi ses arabada ciddi bi şeylerin geçtiğini söylese de
anlamasının mümkün olmayacağını düşünür ve üstünde durmamaya karar verir.
Ertesi gün İpek, en yakın arkadaşını, hatta en yakın iki arkadaşını arar ve
yaklaşık 6 saat boyunca son olayların yorumu yapılır.
Tabii ki en küçük detay, mimik, kelimelerdeki nüanslar analiz edilmelidir ve
farklı senaryolar düşünülüp tartışılır. Bu konu günlerce tekrar tekrar gündeme gelir ve asla sıkılınmaz.
Bu arada Cem, İpek'le ortak arkadaşları olan biriyle top koşturmaktadır ve bir an durur,
sıkılmış bir ifadeyle arkadaşına sorar:
- "Ya İpek' in hiç atı olmuş muydu biliyor musun?"
İpek kabul ediyor ve her ikisi de oldukça iyi zaman geçiriyorlar.
Bir kaç aksam sonra, Cem İpek' i yemeğe davet ediyor ve gene çok iyi zaman geçiriyorlar.
Birbirlerini düzenli olarak görmeye devam ediyorlar ve bir sure sonra ikisinin de görüştüğü özel biri yokken; bir akşam gene yemeğe çıkıyorlar. Dönüşte, arabada otururken, İpek' in aklına bir şey geliyor ve üzerinde fazla düşünmeden pat diye
- "Farkında mısın, bu gece görüşmeye başlayalı tam 6 ay oldu." diyor.
Bunun ardından derin bir sessizlik oluyor arabada.
İpek için çok uzun süren bir sessizlik bu, ve düşünmeye başlıyor:
- "Of acaba yanlış bir şey mi söyledim?
Belki de bu ilişkinin kendisini sınırladığını düşünüyordur.
Belki de onu istemediği ya da emin olamadığı bir şeye ittiğimi zannediyordur. “
Bu arada Cem de düşünüyor tabii,
- "Vay canına, 6 ay ha!"
Ve İpek düşünmeye devam ediyor:
- “Bir dakika ya, peki ama ben bu türden bir ilişki istiyor muyum?
Bazen kendim için daha çok alan istiyorum. İlişkimize ne olacağını düşünmek için.
Yani, nereye gidiyoruz biz? Birbirimizi bu şekilde görmeye devam mi edeceğiz?
Yoksa yavaş yavaş evliliğe doğru mu gidiyoruz? Ya çocuklar?
Tüm bir hayatı birlikte mi geçireceğiz? Bu aşamadaki bir bağlılığa hazır mıyım?
Bu insanı gerçekten tanıyor muyum?"
Cem' in de kafası düşüncelerle dolu:
- ".Yaniiii... bu demek oluyor ki... dur bakiim.. Şubat.
Evet Şubat' ta ilk kez dışarı çıkmıştık ki bu da benim arabayı yeni aldığım zamanlara denk geliyor.
Hmm kaç kilometre gitmiş oluyorum bu durumda? Oha! Yağı değiştirmenin zamanı gelmiş!"
Ve İpek düşünmeye devam ediyor:
- "Onu üzdüm. Yüzünden okuyabiliyorum. Belki de tamamen yanlış anlıyorumdur.
Belki de ilişkimizden daha fazla beklentileri vardır, daha yakın ve bağlı olmak gibi.
Belki de ben hissetmeden o çoktan anlamıştı, şüphelerimi yani. Evet eminim ki anladı.
Bu nedenle kendi duygularını söylemekten kaçınıyor. Reddedilmekten korkuyor!"
Cem tam bi lineer düşünce gurusu,
- "Bu arada vitese de bakmalarını isticem.
O gerizekalılar ne derlerse desinler hala vitesi geçirmede bi sorun var.
Ve bu kez suçu havanın soğukluğuna atmazlarsa iyi olur.
Dışarısı 30 derece ve bu vites çöp kamyonu gibi.
Üstüne üstlük o beceriksiz heriflere 60 milyon ödedim. Soyguncular!"
İpek da arpacık kumrusu,
- "Bana kızgın. Ama onu suçlayamam. Ben de olsam ben de kızardım.
Onu böyle bir şeye soktuğum için o kadar suçlu hissediyorum ki...
ama n'apabilirm yani, ben de duygularımdan emin diilim ki!"
Cem de düşünüyor,
- "Büyük ihtimalle garantinin suresinin sadece 90 gün olduğunu soylicekler... pis herifler!"
İpek' in beyni oldukça yaratıcı,
- "Belki de ben çok fazla idealistçe davranıyorum,
yanımda benim hoşlandığım ve benden hoşlanan harika bir insan otururken,
ben beyaz atıyla bir şövalye bekliyorum.
Öyle biri ki benim bencilce, küçük kız hayallerim yüzünden acı çekiyor!"
Cem' in beyni gel-gitte,
- "Garanti mi? Garanti mi istiyorlar? Onlara bir garanti vericem ve onlar da garantilerini alıp...."
- "Cem"
diye sesleniyor İpek..
- "Efendim?"
diyor Cem irkilmiş bir halde.
- "Lütfen kendine bu şekilde eziyet etme!"
derken gözlerinde yaşlar beliriyor İpek' in.
- "Belki de hiçbir zaman... Offf kendimi Öyle şey hissediyorum ki..."
diyor ve hıçkırarak ağlamaya başlıyor,
- "N’ oldu simdi?"
diye soruyor Cem.
- "Ben koca bi aptalım, yani biliyorum ki şövalye falan yok. Bu aptalca. Ne şövalye ne de at var!"
- "At mı yok?"
kafası karışık tabii zavallı Cem' in.
- "Aptal olduğumu düşünüyorsun di mi?"
diye devam ediyor İpek.
- "Ebetteki hayır!"
en sonunda hiç değilse bir doğru cevap vermenin mutluluğunu taşıyan Cem.
- "Sadece… sadece zamana ihiyacim var!"
Cem en güvenli ne söyleyebilirim diye düşünürken bir 15 saniye geçer. Ve
- "Evet."
der.
(İpek etkilenmiş bir şekilde, elini tutar.)
- "Cem, gerçekten böyle mi hissediyorsun?"
- "Nası yani?"
- "Yani ben zamandan bahsederken."
- "Ah elbette."
(İpek Cem'e döner ve dikkatle gözlerine bakar. Tabii zavallı Cem gerilmiştir.
Tabii bir de at olayı vardır, ve eğer İpek gene attan bahsederse ne diyeceğini bilmemektedir.
Ve en sonunda İpek konuşur:)
- "Teşekkür ederim, Cem."
Cem de Teşekkür eder.
Derken alır kızı evine bırakır.
Kızcağız, bitkin ve ruhundaki acıyla sabaha kadar ağlar.
Cem eve gider, bir paket Panço acar, ve televizyondaki tenis maçına iyice gömülür.
İçinden bi ses arabada ciddi bi şeylerin geçtiğini söylese de
anlamasının mümkün olmayacağını düşünür ve üstünde durmamaya karar verir.
Ertesi gün İpek, en yakın arkadaşını, hatta en yakın iki arkadaşını arar ve
yaklaşık 6 saat boyunca son olayların yorumu yapılır.
Tabii ki en küçük detay, mimik, kelimelerdeki nüanslar analiz edilmelidir ve
farklı senaryolar düşünülüp tartışılır. Bu konu günlerce tekrar tekrar gündeme gelir ve asla sıkılınmaz.
Bu arada Cem, İpek'le ortak arkadaşları olan biriyle top koşturmaktadır ve bir an durur,
sıkılmış bir ifadeyle arkadaşına sorar:
- "Ya İpek' in hiç atı olmuş muydu biliyor musun?"