By_HuSo
01.10.07, 15:02 PM
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 13.652 km²
Nüfus: 641.057 (1990)
iL Trafik No:26
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
NÜFUS DURUMU
2000yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 706 009 olan İl nüfusunun 557028‘ i İl ve İlçe merkezlerinde 148 981’ i köylerde yerleşmiştir. Şehirnüfus oranı % 79, Köy nüfus oranı ise % 21 dir. İlin yıllık nüfus artışhızı binde 9.61 dir. Şehir nüfus artış hızı binde 15.41, Köy nüfusartış hızı binde –9.52 dir. Daha önceki nüfus sayımlarında da görüldüğügibi İl ve İlçe merkezlerinde yaşayan nüfus miktarında artış olurken,köylerde yaşayan nüfus miktarında azalma olmuştur.
Nüfus yoğunluğu il genelinde 51, İl Merkezinde 195 dir.
İLÇELERE GÖRE ŞEHİR VE KÖY NÜFUSLARI İLE 2000 YILI YILLIK ARTIŞ HIZI (%)
İŞ HAYATI
2003yılı sonu itibariyle ilimizde sendikalı işyeri sayısı 949, sendikalıişçi sayısı ise 38.309 dur. Kamu sektöründe 164 işyeri, özel sektörde785 işyeri sendikalı olup, Kamu da 16.163 işçi, özel de 22.146 işçisendikalıdır.
2003 yılı içerisinde 57 işyerine yetkitespiti, 54 işyeri için Yetki Belgesi verilmiştir. Ayrıca 12 işyerineToplu İş Sözleşmesinden doğan uyuşmazlık dolayısıyla Resmi Arabulucutayin edilmiştir.
65 işyerinde taraflarca anlaşma sağlanarak Toplu İş Sözleşmesi imzalanarak yürürlüğe konulmuştur.
13 işyeri için Grev, 2 işyeri için de Lokavt kararı alınmış olup, 2işyerinde Grev oylaması yapılmıştır. Grev ve Lokavt uygulaması olanişyeri bulunmamaktadır.
2003 yılı sonu itibariyle T. İşKurumunda iş sırası bekleyen kayıtlı sayısı 25.012 kişi olup, bunun19.645’i erkek, 5 367 si kadındır. Açık işsiz sayısı ise 16.152 dir.
2003 yılı içerisinde alınan Açık işler toplam 2.467 dir. İstihdamısağlanan işçi sayısı ise 1545 olup, bunun 1.026 sı Kamu Sektöründe, 569u ise Özel Sektörde İşe yerleştirilmiştir. Ayrıca 2003 yılı içerisindeİşe yerleştirilen özürlü sayısı 261, Eski hükümlü sayısı ise 160 dır.
2003 yılında İşsizlik Ödeneğine 4412 kişi başvurmuş olup, 3474 kişiye işsizlik ödemesi yapılmıştır.
İLİMİZİN TARİHİ
1.]ILIMIZIN ADI
BugünküEskişehir ili, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, LatinceDorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap kaynaklarında ise şehrinadı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir. Dorylaion,antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ileünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarakgeçer ve şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir.
Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'unyazlık sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin vebilim adamı, bölgeye yaptıklan gezilerin ve araştırmaların sonucundaEskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alanbugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunusaptamışlardır. Burası 17 m. yüksekliğinde, 450 m. çapında OrtaAnadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden biridir. Burada 1989yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof,Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojikkazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükteşimdilik Osmanlı Döneminden ilk Tunç Çağı'na kadar geri giden süreklibir yerleşmenin olduğu saptanmıştır.
Dorylaion - Şarhöyük,Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru ManuelKomnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçukluların egemenliğialtına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olanDorylaion-Şarhöyük'ün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşmekurulmuştur. W. M. Ramsay'in bildirdiğine göre, büyük olasılıklaDorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandangünümüze uzanmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDAN ÖNCE ESKİŞEHİR Tarihiçok eskilere uzanan Eskişehir'in ilk yerleşim noktası şimdikiyerleşimin 6 km. kuzeyindeki Şarhöyük (Dorylain) dur. Eskiyerleşimindeki harabelerden dolayı şehre "Eskişehir" adı verilmiştir.Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu çıkan eserlerin verdiğibilgilerden, Eskişehir ve yöresinin Neolitik çağa kadar (İ.Ö. 10.000 -5.000 yılları) uzanan bir yerleşim bölgesi olduğu anlaşılmıştır.Demircihöyük, Keçiçayırı Höyüğü, Kalkanlı Höyüğü, Orman Fidanlığı,Küllüoba gibi yerleşim merkezleri hayli yoğun kitleler halinde yerleşimgörmüştür. Daha sonraları Hittiler döneminde Şarhöyük (Dorylaion)İmparatorluğun batıdaki en önemli uç noktası olmuştur. İ.Ö. 1200'lerdeFriglerin bölgeye yerleşmesi ile çoğalmaları ve diğer halklarlakarışmaları sonucu üstün bir Frig uygarlığı yaratılmıştır. İ.Ö. 695yılında Kimmerlerin istilası ile yıkılan Friglerden sonra şehirLidyalıların, M.Ö. 546 yılında da Perslerin hakimiyetine girmiştir.
M.Ö. 334 yılında İskender'in eline geçen Eskişehir, İskender'in ölümtarihi olan M.Ö. 323 yılana kadar Hellenizm dönemini yaşamıştır.Greklerin, Anadolu'ya bu devirde kitleler halinde gelip yerleştikleri,tarihi belgelerden anlaşılmıştır.
M.Ö. 190'larda Romalılarıneline geçen Eskişehir, Roma'nın M.S. 395'de ikiye bölünmesine kadarRoma İmparatorluğu'nun sonra da Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans)idaresinde kalmıştır.
Büyük Selçuklu İmparatorluğu zamanındadoğudan gelen Türk Boyları, Bizans'ın zayıflığından da istifade ederekDoğu Anadolu'ya yerleşmeye başlamıştır. Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın1071'de Malazgirt Savaşını kazanmasından sonra Türklere bütün Anadolukapıları açılmış, süratle ilerleyen Türk orduları 1074'de Eskişehir'ialmıştır. Bundan sonra Eskişehir, doğudan devamlı gelen boylar için biryerleşme noktası olmuştur. İnönü İlçesindeki Çarşı Camii'nin yapım yılı1074'tür.
Sonraları Eskişehir Anadolu SelçukluDevleti ileHaçlılar arasında yapılan kanlı savaşalara sahne olmuştur. EskişehirAnadolu Selçukllu Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar birselçuklu şehri olarak kaldığı halde, bu savaşlar nedeniyle fazlaselçuklu eseri yapılamamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin eserleri, odevirde uzun süre uç beyliğin merkezi olan Sivrihisar'da görülür.Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Bey, 1284 yılında Anadolu SelçukluSultanı Mesut tarafından gönderilen fermanla aşiret reisliğindençıkarak uç beyi olmuştur. Osman Bey, uç beyi olduktan sonra, güngeçtikçe kuvvetlenmiş ve 1289 yılında hakimiyet sahasına Eskişehir veİnönü'yü de katmıştır. Osmanlıların ilk zamanlarında, devletin kurulumerkezlerinden birisi olması sebebiyle Eskişehir'e yakın ilgigösterilmişse de Duraklama ve Gerileme devirlerinde pek ilgigösterilememiştir. Bu nedenle Eskişehir yakın zamana kadargelişememiştir. Şehir ancak 1877-1878 Osmanlı - Rus harbinden sonramuhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber gelişmeye başlamıştır.
Bugün Türkiye'nin sayılı merkezlerinden olan Eskişehir, Fatih'in ilkzamanlarına kadar Ankara Beyliğine bağlı olarak kalmıştır. 1451yılından sonra Kütahya'nın Beylerbeylik haline gelmesi üzerine Anadoluİdari Teşkilatında değişiklik olmuş; bu arada Ankara'ya bağlı bulunanEskişehir, Kütahya Beylerbeyliği'ne bağlanmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDA ESKİŞEHİR
MÜTAREKE VE MİLLİ MÜCADELE'DE ESKİŞEHİR
Eskişehir,tarihin her döneminde, önemli bir ticari, ekonomik ve stratejik noktadaolmuştur. Geniş ve verimli ovaları, Anadolu'yu batı doğu ve kuzey güneydoğrultularında kesen doğal yolların Eskişehir'de buluşması, buyolların askeri ve ticari önemi, bölgenin hep göç almasının vesavaşların sahnesi olmasının temel nedenleri arasındadır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun, Birinci Dünya Savaşından müttefikleriylebirlikte yenik çıkması, askeri vesiyasi açılardan zayıflaması ve 30Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile bu yenilgininuluslararası platformda tescil edilmesi, büyük bir devletin sonunu vegenç, Türkiye Cumhuriyeti'nin de başlangıcını haber veriyordu.
20. yüzyılın başlarında Eskişehir, bağımsız bir mutasarrıflıktı veçevresiyle birlikte kalabalık bir nüfusa sahipti. Bugün olduğu gibi ogünlerde de tarım, Eskişehir'in yaşamında önemli bir yer tutuyordu.1890'lı yıllarda Eskişehir'e gelen demiryolu da gelişerek, doğalticaret yollarını takip etmiş, Eskişehir,batıdan gelip doğu ve güneyegiden demiryollarının bir kesişim noktası haline gelmişti. 1892 yılındakurulan Cer Atölyesi, demiryolunun ve demiryolu araçlarının bakım veonarımını yapan önemli bir kuruluş olma özelliğini de taşıyordu.Demiryolu Eskişehir'in ticaretini canlandırmış, burayı ticaretin yanısıra askeri açıdan da önemli bir stratejik nokta konumuna getirmişti.Mondros Müterekesi'nin maddelerinden biri de; İtilaf Devletleri'ninOsmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki önemli noktaları güvenlikgerekçesiyle işgal edebilecekleri hükmünü taşıyordu. Bu maddeyedayanarak 13 Kasım 1918 tarihinde herhangi bir karşı direnişlekarşılaşmadan İstanbul'a çıkan İngiliz kuvvetleri, İstanbul Bağdatdemiryolu hattı boyunca kendilerince önemli gördükleri yerleri işgaletmeye başladılar, bu işgalden 1919 yılının Ocak ayı sonlarındaEskişehir'de nasibini aldı. 520 mevcutlu bir İngiliz birliği Eskişehirİstasyonu çevresinde karargahlarını kurdu.
İngilizlerinEskişehir istasyonu ve çevresini işgal ettikleri dönemde Eskişehirmutasarrıfı Hilmi Bey'di ve bu kişi Damat Ferit Paşa tarafından kurulanve işgalcilere sempati duyan Hürriyet ve İtilaf Hükümeti 'nin adamıydı.İşgal Eskişehir halkı tarafından nefretle karşılandı ve gösterilerdüzenlenmeye başladı. Hilmi Bey işgale karşı yapılan başkaldırı vegösterileri "huzur bozucu ayaklanmalar" olarak niteliyordu.
Eskişehir'de 17 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgalini kınayan birmiting düzenlendi. Bu miting sonrasında işgalcilere karşı olan direniş,giderek daha örgütlü hale geldi ve güçlendi; direnişi başlatanlarEskişehir'li aydınlardı. Bu tarihlerde 20. Kolordu Komutanı olan AliFuat Paşa ve Çerkez Ethem'in de Kuvayı Milliye örgütlenmesine veEskişehir'li direnişçi aydınlara destekleri oluyordu. Ayrıca Ali FuatPaşa, süvari yarbayı Atıf Bey'i de Eskişehir Mıntıka Komutanlığı'naatamıştı. Atıf Bey, mutasarrıf Hilmi Bey'e karşı olan görüşleriyle detanınıyordu. Atıf Bey, demiryolu dolayısıyla Eskişehir'in ne denliönemli bir stratejik noktada olduğunun farkındaydı. 4 Eylül 1919'dagerçekleştirilen Sivas Kongresi, bir başkaldırının, bir direnişinörgütlü olarak başlamasının da göstergesiydi. Bu kongreye Eskişehir'denüç delege katıldı. Bunlar; Bayraktarzade Hüseyin Bey. (Akbaşlı) HüsrevSami ( Kızıldoğan ) Siyahizade Halil İbrahim Bey'di. Kongrenintutanaklarının bastırılması için gerekli maddi kaynak yoktu ve baskıiçin Eskişehir delegesi Bayraktarzade Hüseyin Bey 200 Osmanlı Altınıbağışta bulundu ve tutanaklar böylelikle basılabildi ve bu onurEskişehir'in ve Eskişehir'lilerin oldu.
Sivas Kongresi vekongre sonucunda tüm Anadolu insanının tek bir vücut olarakkilitlenmesi gerek İstanbul Hükümetinin, gerekse İtilaf devletlerininhoşnutsuzluğuna neden oldu. Bu arada Anadolu'da bulunan neredeyse tümkuvvet komutanları, İstanbul'a karşı bayrak açmıştı.
Buarada İngilizler Kuvayı Milliye güçlerine karşı saldırılar düzenlemeküzere Eskişehir'e yığınak yapmaya başladılar. Ali Fuat Paşa 13 Eylül1919'da Ankara'dan Sivrihisar'a intikal etti, 20 Eylül'de ise BatıAnadolu Kuvayı Milliye Komutanı sıfatıyla bir bildiri yayınlayarak ,Eskişehir'de bulunan yerel yöneticilerin İstanbul Hükümeti'ninemirlerini dinlememesini istedi. Bu arada İngiliz kuvvetlerine de birçağrıda bulunanarak, İstanbul Hükümeti'ne karşı başlatılan bu harekattataraf olmamalarını istedi. Bu tarihlerde Kütahya'da da bir İngilizişgal kuvveti bulunuyordu. İsmail Hakkı Bey komutasındaki bir müfrezeKütahya'ya giderek İngiliz kuvvetlerinin Eskişehir'e doğruçekilmelerini sağladı. Kütahya'da bulunan İngiliz kuvvetlerininEskişehir'e çekilmelerinden sonra Türk birlikleri Eskişehir — KütahyaDemiryolu üzerinde bulunan Alayunt köprüsünü yıkarak İngilizlerintekrar Kütahya'ya gelmesini engelledi. Bu Eskişehir'de bulunan Hürriyetve İtilaf Hükümeti yanlılarını rahatsız etti ve Mutasarrıf Hilmi Bey,İngilizlerden yardım istedi, ancak İngilizler bu çatışmaların Osmanlıîmparatorluğu'nun iç sorunu olduğunu belirterek, Mutasarrıf Hilmi'yedestek vermediler.
1 Ekim 1919'da Damat Ferit hükümeti istifaetti. Yeni bir hükümet kuruldu, hükümetin başı Ali Rıza Bey'di, Kuvay-ıMilliye yeni hükümetten bir çok istekte bulundu ve bu isteklerini dekabul ettirdi. Bu arada Eskişehir'de mutasarrıflığına Hilmi Bey yerineKuvay-ı Milliye yanlısı Çolakoğlu Sabri Bey getirildi. İbre bir andatersine dönmüştü. Kuvay-ı Milliye karşıttan tutuklandı, kaçanlar daİngilizlere sığındıIar.Mutasarrıf Hilmi 4 Ekim 1919'da uğradığı birsaldırı sonucunda öldürüldü.
16 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan dağıtıldı, 11 Nisan'da ise resmen kapatıldı ve Osmanlı Devleti hükümetsiz kaldı.
Ankara'yı ve Ankara'daki çalışmaları güvence altına almanın bir yoluİngiliz işgal ve denetiminde olan demiryolunu tekrar ele geçirmekti,Ali Fuat Paşa 17 Mart 1920'de, 143. Alay'la yola çıkarak Ankara -Eskişehir arasındaki demiryolunu tekrar ele geçirdi ve denetimisağladı. Direnen İngiliz asker ve subayları da tutuklandı.
20Mart 1920'de Milli Alay'a komuta etmekte olan 20. Kolordu komutanvekili Mahmut Bey, Eskişehir'deki işgal kuvvetleine bir uyarı yaptı veEskişehir'i bir saat içinde terketmelerini istedi. Aynı gün, süreninuzatılması istekleri reddedilen İngiliz kuvvetleri çok sayıda araçgereç ve mühimmat bırakarak Eskişehir'i terk ettiler.
ESKİŞEHİR'İN YUNANLILAR TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİ VE GELİŞEN OLAYLAR
Uşak ve Bursa üzerinden Kütahya ve Eskişehir üstüne saldırıya geçenYunan kuvvetleri, 20 Temmuz 1921'de Eskişehir'i işgal ettiler. TürkBatı Cephesi güçleri Çifteler'e dek geri çekildi. Durum Türkkuvvetlerinin tümüyle aleyhine dönmüştü. İşgal kuvvetlerinin Ankarayakınlarına kadar gelmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nderahatsızlıklara neden olmuştu. Milli Savunma Bakanı Fevzi PaşaAnkara'nın terk edilerek meclis çalışmalarının Kayseri'ye taşınmasınıistiyordu. Ancak TBMM'de kesinlikle Ankara'nın terk edilmemesiniyönünde karar aldı ve 5 Ağustos 1921 tarihinde Mustafa Kemal meclisyetkileriyle donatılarak Başkomutan oldu.
YunanlılannEskişehir'i işgalini ve yaşananları Suzan Albek kitabında şöyleaktarır: "Türk ordusu Eskişehir'i boşalttıktan sonra, Yunan elinikolunu sallayarak girdi buraya. Aylardan temmuz, Eskişehir'de zerdalivaktiydi. Yunan ordusu dağınık, perişandı. İlk günler Aşağı Mahalledekiçarşının dükkanlannı yağmaladılar. Kurşunlu ca-miinin Menzilhanesinierzak deposu, Aşhaneyi mutfak yaptılar. Semahane Yunan askerleriyledoldu. Kumandanlar Fransız mektebine, Doğaloğlu hanı ve diğer büyükbinalara yerleştiler. Odunpazanndaki Turan Numune mektebi hastane oldu.İşgalden iki gün önce Ankara yönüne göçmüş zenginlerin evlerineyerleştiler. Bütün evlere beyaz bayrak asın dediler, astık. Gecedokuzdan sonra sokağa çıkmayın dediler, çıkmadık. Bahçe duvarlannadelik açtık, sokağa çıkmadan birbirimize gidip geldik." (Albek, 1991,s. 193)
Bu arada Yunanlıların Eskişehir'i işgallerinden ikigün sonra 22 Temmuz 1921 'de Yunan kralı Konstantin Eskişehir'e .geldi,yanında Yunan ordusunun üst rütbeli subayları bulunmaktaydı.Eskişehir'de yapılan toplantıda kral Konstantin Yunan OrdularıBaşkomutanı oldu, bundan beş gün sonra Kütahya'da yapılan bir başkatoplantıda ise Ankara'ya saldırı kararı alındı. Yunan Ordusu yaptığıbüyük hazırlıklardan sonra, üç koldan 13 Ağustosla Türk mevzilerinekarşı hücuma geçti. Bundan sonraki bölümü kronolojik olarak gün gün elealabiliriz:
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
1 Ağustos 1921: Sivrihisar, 16 Ağustos t a Mihallıçık işgal edildi.
21 Ağustos 1921: Yunan Ordusu Sakarya Nehri'nin Güneyine geçti, 23Ağustos'a dek ciddi bir direnişle karşılaşmayan işgal ordusu komutanıPapulas, Batı Cephesi mevzilerine saldınlması ve ve cephenin iki yerdenyarılmasını istedi.Mangal Dağı'nı tutan Türk birlikleri. MangalDağı'nda bir alaylık güç bırakarak geri çekildiler.
24 Ağustos1921: Yunanlılar Mangal Dağı'nı ele geçirdiler, ancak Türklerin burayıçok çabuk terketmelerinden de kuşku duydular. İki gün beklemeyi tercihettiler. Bu beklemeden ya rarlanan Başkomutanlık, mevzilerin arkasınagüç yığdı.
25 Ağustos 1921: Yunanlıların saldırısı püskürtüldü. Ancak Yunan kuvvetleri çok geniş bir alana yayılmıştı.
30 Ağustos 1921: Yunan birlikleri yeni bir saldırı başlattılar, beş günboyunca süren çatışmalarda büyük kayıplar verdiler ve Çal Dağı'nızorlukla ele geçirebildiler.
4 Eylül 1921: Yunan Komutanı PapulasSavaş bakanına yazdığı bir raporda Ankara'ya kadar ilerlemeninolanaksız olduğunu belirtti.
6 Eylül 1921: Mustafa Kemal, FevziPaşa (Çakmak) ve İsmet Paşa yaptıkları toplantıda Yunan kuvvetlerininiyicegüç kaybettiği konusunda fikir birliğine vardılar.
7 Eylül 1921: Keşif saldırıları yapıldı ve iyi sonuçlar elde edildi.
10 Eylül 1921: Türk Kuvvetleri " Genel Karşı Saldın" karan aldı ve DuaTepe ele geçirildi. Yunanlılar Beylikköprü sırtlarına dek gerilediler.
12 Eylül 1921: Kartaltepe ve Beştepe ele geçirildi
13 Eylül 1921: Yunan birlikleri tümüyle Sakarya'nın batısına geçtiler.
14 Eylül 1921: Yunanlıları izleyen Mürettep Süvari Tümeni Sivrihisar'a girdi.
17 Eylül 1921: Türk Kolorduları Yunanlıları güneyden sarmaya başladı,Papulas Eskişehir'e çekilmeyi planladı. Aynı gün öncü birliklerMihallıççık'a girdiler.
20 Eylül 1921: Cephane yetersizliği dolayısıyla oldukça yavaş hareket edebilen Türk birlikleri, Sakarya'nın batısına geçtiler.
23 Eylül 1921: Yunan birlikleri Eskişehir'e dek geriledi, burada yeni güçler ve cephanelerle desteklendi.
1921 yılının Eylül ayı sonlarında bitebilecek olan Yunan işgali,malzeme ve cephane yetersizliği dolayısıyla bir yıl kadar uzadı. Buarada Yunanlıların Avrupa'da siyasi destek arayışları devam ediyordu,ancak İngiltere ve Fransa gibi güçlü devletler, savaşın sonunugörmüşlerdi, dönemin Fransa Başbakanı Briand, Yunanlıların Türklerlebir an önce barış yapmalarını önerdi, İngiliz Başbakanı Lloyd Georgeise bir an önce Serv ruhunun terk edilmesi gerektiğini söylemeyebaşlamıştı. 1922 yılının bahar ayları boyunca hem Türk birlikleri, hemde Yunan birlikleri karşılıklı saldırı için hazırlıklarını
yaptılar. Yunan Ordusu'nun başına Hacı Anesti getirilmişti.
22 Ağustos 1922: Mustafa Kemal tüm hazırlıkların 15 gün içinde tamamlanması buyruğunu verdi.
24 Temmuz 1922: Yunanlılar İstanbul'u işgal için bir harekata girişti,bu harekat Türk saldırısının hızlanmasını sağlamaktan başka hiç bir işeyaramadı.
26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz başladı.
30 Ağustos 1922: Büyük Taarruz bitti.
1 Eylül 1922: Seyitgazi düşman işgalinden kurtuldu.
26 Ağustos 1922 de Türk Ordusunun başlayan taarruzu sonucu, 2 Eylül1922 de Eskişehir düşman işgalinden kurtuldu. Ancak işgalciler geriçekilirken yakıp, yıkmış kenti harabe haline getirmişlerdi. HakimiyetiMilliye Gazetesi'nin muhabirine göre; Yunanlılar geri çekilirken 250kişiyi öldürmüş, kent merkezinde 2 bin hane, 22 otel ve han, 2 binmağaza ve dükkan, 5 hamam, 4 fabrika, 2 cami, 3 mescit ve 10 mektepyakmışlardı. Köylerde ise 13 bin hane ve 2 bin davar ağılı ateşevermişlerdi. 150 bin dönüm ormanlık alan da kül haline getirilmişti.Ogünkü kaynaklara göre kent ve çevresinde 150 milyon lira zarar meydanagelmişti. Görüldüğü gibi işgalin bilançosu ağır olmuş ve son elliyıldır sosyal, ekonomik ve kül*türel açıdan canlanmaya başlayan kentiyok olma aşamasına getirmiştir. Savaşın yarattığı dehşeti tarihekaydetmek üzere alanları dolaşan Anadolu'da Yeni Gün Gazetesimuhabirinin ilk izlenimleri ise şöyledir:" Eskişehir'e girdiğimiz zaman( 2 Eylül akşamı) otomobilimiz yamadan görülmez bir hale gelmiş, tammanasıyla eski Osmanlı imparatorluğu'nu andırı*yordu. Birçokharabelerden geçtikten sonra yine o harabeler arasında durduk, pek iyibildiğim Eskişehir'i hiç tanıyamayacak bir halde buldum. Düşmankasa*bayı hemen baştan aşağı yakmış. Oto*mobilimiz Köprübaşı denilenmevkide durmuştu. Etrafımız yanan dükkan, mağaza ve evlerin siyah vekorkunç enkazıyla sarılı idi” TBMM Hükümeti, korkunç manzaraya rağmenidari mekanizmayı kurmakta gecikmedi. Eskişehir'in işgalinden sonramemurlarıyla birlikte Sivrihisar'a taşınmış olan Mutasarrıf İbrahimBey, geri dönerek yönetimi ele aldı. Kurtuluştan sonra yapılan ilkicraat, Eskişehir'i istanbul ve Ankara'ya bağlayan tren raylarının veköprülerinin onarımına başlanması oldu. Zira bu icraata öncelikverilmesinin temel nedeni, stratejik olmasının yanısıra, sosyal veekonomik yaşamla da yakından ilgi*li olmasıdır. İki ay içinde trenhattı onarılarak işletmeye açıldı. Bunun yanında adliye örgütü, kentteeğitim ve öğretime başlanması için eğitim kurumları ve yangından zarargören kentin su ve elektrik tesisatı yeniden yapılandırıldı. Kentinimarı ve canlandırılması süre*cinde yaşanan ilginç olaylardan biri deTBMM'nin Eskişehir'e nakledilme*si konusudur. 11 Ekim 1922 de ken*tinileri gelen kişilerinden oluşturulan bir heyet, TBMM Başkanı MustafaKe*mal Paşa ile görüşerek Meclisin daimi olarak Eskişehir'detoplanmasını istediler. Ancak bu teklif uygun bulunmadı. Mustafa KemalPaşa' nın 15 Ocak 1923'te Eskişehir'e yaptığı gezi de gerek Türkiye'ningeleceği açısından gerek Eskişehir'in imarı konusunda, bir dönümnoktası oldu. Mutasarrıflık Dairesi'nde (Hükümet Konağı) yaptığıkonuşmada, Ulusal Kurtuluş Savaşında büyük acılar çeken Eskişehirhalkının gösterdiği özveriyi takdirle karşıladığını açıkladı. Ayrıca,Mustafa Kemal Paşa Mutasarrıflık Daire*si'nde, üst düzey memurlardankentin imarı konusunda bil*gi aldı ve ihtiyaçlarının neler olduğunuöğrendi. Mustafa Ke*mal Paşa ilgililerden acilen hayvanların ıslahı vehastalıklar*dan korunması, tohumluk dağıtımı, yolların yapılması, yeniokul binalarının inşası, mevcut ormanların haritasının çıka*rılmasıgibi konulara eğilmeleri gerektiği direktifini verdi. Mustafa KemalPaşa'nın bu direktifleri ve Eskişehir'in kalkındırılmasına yönelikhassasiyeti Belediye Başkanı Hasan Basri Bey'i harekete geçirdi.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Özetle Kurtuluş Savaşının 5 önemli meydan muharebesinin üçüEskişehir'de geçmiştir. M.Kemal Atatürk'ün önderliğindeki T.B.M.M.mazlum halklara örnek olacak galibiyetlerin ilkini I.İnönü Savaşı ileEskişehir topraklarında kazanmıştır. Eskişehir, Ulusal KurtuluşSavaşının kilit nok*talarından birini oluşturduğundan, savaştamaddimanevi olarak çok yıpranmıştır. Kurtuluştan sonra geriye yanmış,yıkılmış bir kent kalmış, ancak yöneti*cilerin ve halkın kenti yenidencanlandırma azmi yok olmamıştır. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923'teHükümet Konağında yaptığı konuşmada vurguladığı gibi Eskişehir, zaferinkazanılmasında büyük katkı yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu nedenlekentin imarıyla yakından ilgilenmiştir. Cumhuriyet döneminde yapılanyatırımlarla kısa zamanda modern bir kent yaratılmaya çalışılmıştır.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
İçAnadolu stepleri, Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu ormanları, Eskişehir'inbitki örtüsünü oluşturur. Sündiken Dağları'nın, Porsuk Vadisi'ne bakangüney yamaçlarında, 1000 metreden sonra meşe çalılıkları, daha sonra dabodur meşeler görülür. 1300 metreden sonra yer yer kara çamların gözeçarptığı Sündiken Dağları'nın, Türkmenbaba, Eşekli Türkmen Tepesi veBozdağ'ın Sakarya Vadisi yönü incelenirse, (özellikle TandırlarDağküplü Köyleri arası çok sıktır) karaçamla kaplı olduğu gözlenir.Burada karaçamların arasında, kızılçamlar da görülür. Taştepe veMihalıççık civarına kadar sarıçamlar yer alır. Yapıldak civarındaki çamormanları arasında, yüksek meşeler görülür. Eskişehir'in güneyindekiplatolarda ve Çifteler Ovası'nda orman yoktur fakat karakteristik stepbitkileri vardır. Sarısu Porsuk Vadisi'nin bitki örtüsünü, yumak,yavşan ve kekik oluşturur. Porsuk ve Keskin Dereleri'nin kenarlarındakibitki örtüsü ise, söğütler, kavaklar, karaağaçlar ve koruluklardanoluşur.
YABANIL HAYAT
ilin kuzeyinde yer alanÇatacık ormanları yabanıl hayat bakımından oldukça zengindir. Porsuk,Seydisuyu ve Sakarya Nehri ile, Sarıyar ve Porsuk Barajlarında bolmiktarda sazan, yayın, karagöz gibi tatlısu balıkları bulunur,Sivrihisar yakınlarındaki Yakapınar ve Balıkdamı da gerek göçmenkuşlara barınak olması, gerekse yabanıl hayat açısından oldukçaönemlidir.
Koruma Sahaları
Eskişehir Mihalıççık, Alpu ve Sarıcakaya Yaban Hayatı Koruma Sahası
Kuzeyi Mahmuthisar, Sarıyar Barajı, Gökçekaya Barajı ve SakaryaNehri'nin güney kıyısını takiben Mayıslar Köyü, güneyi ise Kozlu,Çardak, Bahçekuyu, Ağaçhisar. Yukarıdereköy, Kozlubel, Sepetçi, Tandırve Yarımca Köylerini birleştiren hat. Batısı Yarımca, Dağküplü'denMayıslar Köyü. Doğusu Kozlu, Gözeler, Obruk, Mahmuthisar'ı takibenSarıyar Barajı güney kıyısı.
Eskişehir Günyüzü - Kayakent Yaban Hayat Koruma Sahası
Batısı Sakarya mahallesi, Musluk Boğazı mevkii, yolu takiben KaracaörenKöyüne kadar; Kuzeyi Karacaören Köyünden başlayarak yolu takibenKuzuören Köyü, Selbelik, Üçcevizler sırtını takibe-den stabilize yol.Kayakent - Gümüşkonak asfaltının kesiştiği noktaya kadar; DoğusuKayakent - Gümüşkonak asfaltı, Karaağaç Ağılı mevkii, Sakarya Nehrininbirleştiği yere kadar. Güneyi Çakmak Yaylası yolu, Sakarya Nehrinitakiben Sakarya Mahallesi arasında kalan saha.
Eskişehir Sivrihisar - Balıkdamı Yaban Hayat Koruma Sahası
Kurtşeyh - Ahiler yolu. Karaçayır mevkii. Sakarya Nehri Karabentköprüsü; buradan Balıkkaya sırtı. Kurtşeyh Köyüne ulaşan yol arasındakalan saha.
Kaplicalar,Hamamlar
Eskişehirgibi su kentlerinin kendilerine özgü su kültürleri olması son dereceolağandır. Hamam geleneği, hamam folkloru da su kültürünün vazgeçilmezparçalarıdır.
Pek çok yörede olduğu gibi Eskişehir'de de hamamla ilgili folklorik gelenekler giderek unutulmaktadır.
Eskişehir'in yerli ahalisi için hamamlar yalnızca yıkanmaya,temizlenmeye yarayan mekanlar değildir. Hamamlar geçmişte ve kısmen deolsa günümüzde bir sosyal boyut taşırlar. Kent merkezinde yer alan çoksayıdaki hamam eş, dost ve akraba hanımların düğün, kırk uçurma vebenzeri gerekçelerle bir araya geldikleri, kimi zaman müstakbel gelinadaylarının belirlendiği, beğenildiği sosyal mekanlardır.... Gün gelirhamamlar, hanımların eğlendikleri, dinlendikleri bir yer halinegeliverir.
Geleneğin yaşanmakta olduğu 1970'lerinsonlarına kadar sadece düğün ve benzeri gerekçelerle değil; yıkanmak,temizlenmek için bile hamama gitmek bir tören, bir ritüeldi. Hamam içingünler öncesinden hazırlıklar başlar, ipekli hamam bohçalarına en az üçparçadan oluşan havlu takımları, gümüş tas, gümüş kakmalı fildişitaraklar, sedef veya gümüş kakmalı nalınlar, en güzel kokulu sabunlarkonur... hamamın soyunma bölümünde giyinirken kerevetlerin üzerinesermek için su bezi denilen yaygılar hazırlanırdı.Daha eski zamanlardabavul kullanılmadığından hamama bohça ile gidilirdi. Bohçalar atlas vedeğişik türde ipek kumaştan yapılır; üstü işlemeli olurdu. En az üçparçadan oluştuğu belirtilen havlu takımları sarı veya beyaz sırmaişlemeli ya da mahrama adı verilen hesap işli olurdu. Hamama giderken .çoğu kez evlerde dolmalar, börekler hazırlanır'veya evin erkekleriöğleye doğru hamama çarşı fırınların¬da pişirilmiş güveç gönderirlerdi.
Yıkanmaya çıplak gidilmediğinden hamama girerken fıta veya futa adıverilen ipekten yapılmış peştemallarla sarınılır, yıkanma çoğu kez birdefileye dönüşürdü.
Eğer ... gelin hamamı gibi bir nedenle hamamagitmek söz konusu ise düğün evi genellikle en popüler hamamlardanbirini o gün için kiralardı. Hamama yalnızca düğün evi tarafındançağrılı olanlar giderdi.... hamam takımlarının en güzelleri böylesigünlerde ortaya çıkartılır, en gösterişli giysiler o güne saklanırdı.Hamama gelen kadınlar tüm takılarını takarlardı. Hamama giren vehamamdan
çrkan konuklara yiyecekler, içecekler ikram edilirdi. ...Gelin de en gösterişli peştamalıyla hamama girer, yaşlıların elleriniöper, yaşıtlarıyla kucaklaşır, bekar olanlarına 'darısı senin debaşına' temennisinde bulunurdu. Gelin ve genç kızlar hamamda kurnabaşında türküler, şarkılar söyler ve oynayıp eğlenirlerdi.
Hamama payton (fayton) veya landon adı verilen bir veya iki atınçektiği mevsime göre açık veya kapalı arabalarla gidilirdi. Bu arabalarya hamam önünde bekletilir veya çıkış saatinde arabacıların yıkananlarıgelip almaları tembihlenirdi. Daha sonraki yıllarda faytonların yerinitaksiler aldı; ekonomik duruma bağlı olarak hamamdan eve taksiyle dönmealışkanlığı hala sürmektedir.
Gelin hamamı dışında bir de lohusahamamı geleneği vardır. Doğumun kırkıncı gününü takiben doğum yapankadın, akrabaları ve yeni doğmuş çocuk hamama götürülürdü. Loğusahamamında cıngıl adı verilen bir ipe dizili anahtar, kilit, delik paragibi nesneler son yıkanma suyunun içine konur, nazara karşı korumasıiçin anne ve çocuğun başından aşağı ..." üç kez "...dökülürdü."
Doğuma ilişkin sağlık hizmetlerinin yaygın olarak yerel ebelertarafından verildiği dönemlerde; doğum günü geçen (doğumu gecikmiş)kadınlara"... ebeler hamama gitmelerini ve sıcak havuz içindeoturmalarını önerirdi, doğum günü yaklaştıkça hamama gidilirse doğumunkolay olacağına inanılırdı. ..."
XX. yüzyılın başlarında (özellikleSarısungur Suyu kente ulaştırılmadan önce) yerel hamamların yıkanmadışında bir diğer fonksiyonu da çamaşırhane olmalarıydı. Birkaç aileninbir araya gelmesiyle belli zaman aralıklarında bir hamam kiralanarakuzun süreli birikmiş çamaşır veya benzeri eşyaların yıkanma işlemigerçekleştirilirdi. Ayrıca söz konusu tarihlerde Yukarı MahalleDebboy'da, Akarbaşı'nda, Yediler'de üstü kapalı çamaşırhanelerbulunmaktaydı.
Bir su kenti olan Eskişehir'de şifalısıcak su kaynakları ve hamam¬ların önemi, tarihsel ve kültüreldüzeydedir. Hamam ve sıcak su olgusu türküler, maniler ve deyişlerlekendini kentin tarihine kazımıştır. Bu kentte yaşayanların sıcak sututkusu, "Eskişehir'in kızı anam der ağlar, hamam der ağlar" deyişiyleifade edilmiştir.
--------------------------------------------------
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Arkeoloji Müzesi
Eskişehir'deilk müze, çevreden toplanan arkeolojik eserlerin, 1944 yılında AlaadinCamii'nde depolanması ile kurulmuştur. Eserler daha sonra KurşunluCamii ve Külliyesi'n-deki medrese odalarında korunmaya alınıp,bahçesinde teşhir edilmiştir. Müze Atatürk Bulvarı üzerindeki binasına2974 yılında taşınmıştır. Müzede; bölgede yapılan Şarhö-yük. Pessinus,Küllüoba, Orman Fidanlığı, Karacaşehir. Çavlum Mezarlığı. Kocakızlartümülüsü kazılarında bulunan eserler sergilenmektedir. Bunun yanındasatın alınma yolu ile gelen eserler, bahçe ve müze içi teşhiri olarakziyarete açılmıştır. Müzede Tunç Çağından - Selçuklu dönemine kadarbirçok eser görülebilir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi MüzesiCumhuriyetdöneminin Eskişehir'deki en eski binalarından biri olan OdunpazarıAskerlik Şubesi, Anadolu Oniver-sitesi'ne tahsis edildikten sonrarestore edilmiş ve "Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi"olarak düzenlenmiştir. Müze, 23 Nisan 1994 günü hizmete açılmıştır.Mü-' zede Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş öyküsü belgelerle yeralmaktadır. Türkiye'nin kuruluşunu anlatan 130 fotoğraf, Mustafa KemalAtatürk'ün çeşitli dönemlere ait 51 potresi, Eskişehir yöresine ait çoksayıda etnografık eser bulunmaktadır.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Lületaşı Müzesi
LületaşıMüzesi. Eskişehir Valiliğince şehrin merkezindeki Yunus Emre KültürMerkezi'nin bir bölümünde 1989 yılında açılmıştır. Müzede, Eskişehirlilületaşı ustalarının ürettikleri seçkin ürünlerin yanında, lületaşınınişleniş aşamaları da sergilenmektedir. Ayrıca her yıl düzenlenenUluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası içindeki yarışmalardaödül alan yerli ve yabancı sanatçıların, lületaşından yaptıklarıeserler sergilenmektedir
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Havacılık Müzesi
AnadoluÜniversitesi Yunus Emre Kampüsü'nün karşısında yer alan HavacılıkMüzesi 1998 yılında açık teşhir olarak ziyarete açılmıştır. Müzede,çeşitli tip ve modellerde sivil ve savaş uçakları görülebilir. Kapalıbir mekanda ise pilot giysileri, rozetler, maket uçaklar ve uçakmotorları ye almaktadır. Restorana çevrilmiş bir uçakta iseziyaretiçilere fast - food hizmeti verilmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Çağdaş Sanatlar Müzesi
AnadoluÜniversitesi Yunus Emre Kampüsündedir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemiyapılarından olup döneminde Askeri Kışla ve Talimgah Binası olarakkullanılan bina, Anadolu Üniversitesi'nce restore edilerek, 2001yılında ziyarete açılmıştır. Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde, zamaniçerisinde toplanan 75 Türk. 12 yabancı sanatçının eserleri müzekoleksiyonunda bulunmakta ve sergilenmektedir. Alanında Türkiye'dekiilk ve tek müzedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Sivrihisar-Ballıhisar
Eskişehirili Sivrihisar ilçesi. Ballıhisar (Pessinus) antik kentinde, EskişehirValiliği'nin desteği ile 1988 yılında açılmıştır. Antik kentteyıllardır sürdürülmekte olan kazılarda gün ışığına çıkartılan taşeserlerin bir kısmı Açık Hava Müzesi olarak düzenlenen bina vebahçesinde teşhir edilmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Yunus Emre Müzesi
Eskişehirili Mihalıççık İlçesi Yunus Emre (eski Sarıköy) köyündeki müze; KültürBakanlığı'nca. Yunus Emre Türbesinin mimarisine uygun olarak 13 yy.mimarisi tarzında yapılmış ve .1974 yılında ziyarete açılmıştır.Müzenin bir bölümünde, Yunus Emre Zaviyesine ait 4 berat, 7 muhasebekoçanı, birinci ve ikinci mezarlarından nakli sırasında çekilmişfotoğraflar ile Yunus Emre'yi tanıtıcı kitaplar sergilenmektedir. Diğerbölümlere ise bölgenin etnografik malzemeleri ile Selçuklu dönem taşsüslemeciliğinin en güzel örneklerini veren mimari parçalarsergilenmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Karikatür Müzesi
Karikatürmüzesi binası; 1900'lü yılların başında yapıldığı tahmin edilen vekonut olarak kullanılan ahşap bir yapının restorasyonla yenilenmesindenoluşturulmuştur. İki katlıdır ve toplam alanı 265 metrekaredir. Yapıtipik bir Eskişehir Odunpazarı evidir. Şehrin ilk kurulduğu bölgededir.
Müze, Türkiye'de bir ilk olan Anadolu Üniversitesi KarikatürSanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin yan kuruluşudur. Müzede;daimi sergi, değişken sergi bölümleri, portreler odası, Türk karikatürustaları odası, Eskişehirli karikatürcüler odası ile kitaplık bölümleribulunmaktadır. Müzede karikatür çalışmalarının yapılabileceği mekanlarda tasarlanmıştır.
Müzede karikatür arşivindeki eserlersergilenirken,alt kat salonunda yerli ve yabancı karikatürcülerinsergileri de aralıklı olarak sürdürülecektir. Böylece sık sık yapılacakdeğişikliklerle yaşayan bir müze amaçlanmaktadır.
Müzeden araştırma amacıyla da yararlanılabilecektir. Bu amaçla bir kitaplık oluşturulmuştur.
TCDD Demiryolları Müzesi
EskişehirGar sahasında bulunan müze, 1998 tarihinde ziyarete açılmıştır. Birdemiryolu kenti olan Eskişehir''i açılan bu müzede sergilenen eşyalar[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]ın Osmanlı döneminden itibaren ülkemize sağladığı ekonomik,sosyal ve kültürel gelişmelerin evrelerini gözler önüne sermektedir.Sergilemede eğitim ön planda tutulmuştur. Teşhirde telgraf makinasından- lokomotife kadar demiryolu ulaşımında ve iletişiminde kullanılan araçve aletlerin yanında Demiryolu padişah fermanları fotokopileri, ilgiliyayınlar ve giysiler sergilenmektedir.
NASIL GİDİLİR?
Karayolu:Otogar şehir merkezine yaklaşık 2 km. uzaklıktadır. Bütün BelediyeOtobüsleri ile şehrin her semtinden Otogara ulaşılabilmektedir. Ayrıcafirmaların özel servisleri de bulunmaktadır.
Otogar Tel: (+90-222) 227 88 00 - 227 88 01
Demiryolu: Eskişehir'in demiryolu ulaşımı'da vardır.
İstasyon Tel: (+90-222) 225 55 55
NE YENİR?
Göceli Tarhana, harşıl , çerkez sofrası, çiğ börek, katlama böreğini yerel yemek çeşitleri arasında sayabiliriz.
NE ALINIR?
Lüle taşından yapılan eserler, pipo, takılar yöreden alınabilecek en güzel hatıralık eşyalardır
YAPMADAN DÖNME
Baron Barones'de Pizza Yemeden
Hayal Kahvesine Ugramadan
Buda Bar'a Gitmeden
Club 222'ye Gitmeden
Yazılıkaya'yı (Midas Anıtı) gezmeden,
Sakarıılıca Termal Turizm merkezini ziyaret etmeden,
Şehrin en ünlü yemeği olan çiğböreğinin tadına bakmadan,
Lületaşı eserlerinden satın almadan...
Dönmeyin.
NEREDE KALINIR?
Anemon Otel [5 YılDızlı]
Tel..[+90]-0216-444-43-94 [Rezevasyon]
SEHİR İCİ ULASİM?
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
UNİVERSİTELER
OsmanGazi Universitesi
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
EskişehirOsmangazi Üniversitesi, Eskişehir'de üniversite yaşamını başlatan Tıp,Mühendislik-Mimarlık ve Fen Edebiyat Fakülteleri ile 1970 yılındakurulmuştur.
18 Ağustos 1993'te çıkan 496 sayılı KanunHükmünde Kararname ile Tıp, Mühendislik-Mimarlık ve Fen EdebiyatFakülteleri; Sağlık Hizmetleri ve Eskişehir Sağlık Hizmetleri MeslekYüksekokulları, Fen Bilimleri, Metalurji ve Sağlık BilimleriEnstitüleri ile yeni açılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi veSosyal Bilimler Enstitüsü 1993 yılında Osmangazi Üniversitesi adıylayeniden yapılanmıştır.
Daha sonra, 1994'de Sivrihisar MeslekYüksekokulu, 1995'te Ziraat ve İlahiyat Fakülteleri, 1998'de EğitimFakültesi kurulmuştur.
36 yıllık bilimsel birikimi ile köklüve güçlü bir üniversite olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi çağdaşbilim yolunda kararlı adımlarla ilerlemektedir.
Anadolu Üniversitesi
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Demokratik, çağdaş eğitim
Anadolu Üniversitesinde, her türlü altyapısı tamamlanmış, çağdaşteknolojik olanaklara sahip, demokratik bir ortamda öğrenci önceliklieğitim verilmekte; öğrenciler, uluslararası ölçütlerde katılımcı biranlayışla sosyal ve kültürel etkinliklerin içinde yer almakta;kendilerini ifade etme olanağı bulmaktadırlar.
Deneyimli ve birikimli öğretim elemanı
Anadolu Üniversitesinde, ulusal ve uluslararası alanda deneyimli vebirikimli 1.600‘ü aşkın öğretim elemanı ile kendi alanlarında ülkemizinönde gelen bilim ve sanat insanları da ilgili birimlerde konuk öğretimelemanı olarak görev yapmaktadır. Tüm öğretim elemanları, birikim vedeneyimlerini öğrencilere aktarmak için hiç bir özveridenkaçınmamaktadırlar.
Donanımlı alt yapı
AnadoluÜniversitesinin tüm birimleri, çağdaş yükseköğretimin gerektirdiğiteknik donanıma sahiptir. Birimlerdeki tüm laboratuvar, atölye vestüdyolar en gelişmiş cihazlarla donatılmış, eğitimde; uygulama içingerekli olan her türlü araç ve malzemeler sağlanmıştır. Kütüphanekoleksiyonlarına yeni yayınların kazandırılmasına özel bir önemverilmektedir.
İngilizce hazırlık
Anadolu Üniversitesi,Türkiye‘nin dünya ile entegrasyonunda geleceğin yöneticileriniyetiştirmede yabancı dil bilgisinin önemi açısından birimlerinintamamına yakınında İngilizce hazırlık eğitimi vermekte, öğrencileriyarınlara hazırlarken onları çağdaş bilgilerle donanmış, dünyayıtanıyan, en az bir yabancı dil bilen bireyler olarak yetiştirmektedir.
Nitelikli öğrenci profili
Anadolu Üniversitesinin örgün bölümlerine her yıl beş bini aşkın yeniöğrenci kayıt olmaktadır. Bunların yarıdan çoğunu; Ankara, İstanbul,Eskişehir, İzmir, Bursa ve Antalya gibi büyük şehirlerdeki liselerdenmezun olanlar oluşturmaktadır.
Öğrencilerin mezun olduklarıliseler de hem bulundukları kentin hem de yurdumuzun önde gelen eğitimkurumlarıdır. Öğrencilerin çoğunluğunu, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi,Yabancı Dil Ağırlıklı Lise gibi üst düzeyde eğitim veren ortaöğretimkurumları mezunları oluşturmaktadır.
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 13.652 km²
Nüfus: 641.057 (1990)
iL Trafik No:26
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
NÜFUS DURUMU
2000yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 706 009 olan İl nüfusunun 557028‘ i İl ve İlçe merkezlerinde 148 981’ i köylerde yerleşmiştir. Şehirnüfus oranı % 79, Köy nüfus oranı ise % 21 dir. İlin yıllık nüfus artışhızı binde 9.61 dir. Şehir nüfus artış hızı binde 15.41, Köy nüfusartış hızı binde –9.52 dir. Daha önceki nüfus sayımlarında da görüldüğügibi İl ve İlçe merkezlerinde yaşayan nüfus miktarında artış olurken,köylerde yaşayan nüfus miktarında azalma olmuştur.
Nüfus yoğunluğu il genelinde 51, İl Merkezinde 195 dir.
İLÇELERE GÖRE ŞEHİR VE KÖY NÜFUSLARI İLE 2000 YILI YILLIK ARTIŞ HIZI (%)
İŞ HAYATI
2003yılı sonu itibariyle ilimizde sendikalı işyeri sayısı 949, sendikalıişçi sayısı ise 38.309 dur. Kamu sektöründe 164 işyeri, özel sektörde785 işyeri sendikalı olup, Kamu da 16.163 işçi, özel de 22.146 işçisendikalıdır.
2003 yılı içerisinde 57 işyerine yetkitespiti, 54 işyeri için Yetki Belgesi verilmiştir. Ayrıca 12 işyerineToplu İş Sözleşmesinden doğan uyuşmazlık dolayısıyla Resmi Arabulucutayin edilmiştir.
65 işyerinde taraflarca anlaşma sağlanarak Toplu İş Sözleşmesi imzalanarak yürürlüğe konulmuştur.
13 işyeri için Grev, 2 işyeri için de Lokavt kararı alınmış olup, 2işyerinde Grev oylaması yapılmıştır. Grev ve Lokavt uygulaması olanişyeri bulunmamaktadır.
2003 yılı sonu itibariyle T. İşKurumunda iş sırası bekleyen kayıtlı sayısı 25.012 kişi olup, bunun19.645’i erkek, 5 367 si kadındır. Açık işsiz sayısı ise 16.152 dir.
2003 yılı içerisinde alınan Açık işler toplam 2.467 dir. İstihdamısağlanan işçi sayısı ise 1545 olup, bunun 1.026 sı Kamu Sektöründe, 569u ise Özel Sektörde İşe yerleştirilmiştir. Ayrıca 2003 yılı içerisindeİşe yerleştirilen özürlü sayısı 261, Eski hükümlü sayısı ise 160 dır.
2003 yılında İşsizlik Ödeneğine 4412 kişi başvurmuş olup, 3474 kişiye işsizlik ödemesi yapılmıştır.
İLİMİZİN TARİHİ
1.]ILIMIZIN ADI
BugünküEskişehir ili, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, LatinceDorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap kaynaklarında ise şehrinadı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir. Dorylaion,antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ileünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarakgeçer ve şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir.
Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'unyazlık sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin vebilim adamı, bölgeye yaptıklan gezilerin ve araştırmaların sonucundaEskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alanbugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunusaptamışlardır. Burası 17 m. yüksekliğinde, 450 m. çapında OrtaAnadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden biridir. Burada 1989yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof,Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojikkazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükteşimdilik Osmanlı Döneminden ilk Tunç Çağı'na kadar geri giden süreklibir yerleşmenin olduğu saptanmıştır.
Dorylaion - Şarhöyük,Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru ManuelKomnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçukluların egemenliğialtına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olanDorylaion-Şarhöyük'ün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşmekurulmuştur. W. M. Ramsay'in bildirdiğine göre, büyük olasılıklaDorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad o zamandangünümüze uzanmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDAN ÖNCE ESKİŞEHİR Tarihiçok eskilere uzanan Eskişehir'in ilk yerleşim noktası şimdikiyerleşimin 6 km. kuzeyindeki Şarhöyük (Dorylain) dur. Eskiyerleşimindeki harabelerden dolayı şehre "Eskişehir" adı verilmiştir.Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu çıkan eserlerin verdiğibilgilerden, Eskişehir ve yöresinin Neolitik çağa kadar (İ.Ö. 10.000 -5.000 yılları) uzanan bir yerleşim bölgesi olduğu anlaşılmıştır.Demircihöyük, Keçiçayırı Höyüğü, Kalkanlı Höyüğü, Orman Fidanlığı,Küllüoba gibi yerleşim merkezleri hayli yoğun kitleler halinde yerleşimgörmüştür. Daha sonraları Hittiler döneminde Şarhöyük (Dorylaion)İmparatorluğun batıdaki en önemli uç noktası olmuştur. İ.Ö. 1200'lerdeFriglerin bölgeye yerleşmesi ile çoğalmaları ve diğer halklarlakarışmaları sonucu üstün bir Frig uygarlığı yaratılmıştır. İ.Ö. 695yılında Kimmerlerin istilası ile yıkılan Friglerden sonra şehirLidyalıların, M.Ö. 546 yılında da Perslerin hakimiyetine girmiştir.
M.Ö. 334 yılında İskender'in eline geçen Eskişehir, İskender'in ölümtarihi olan M.Ö. 323 yılana kadar Hellenizm dönemini yaşamıştır.Greklerin, Anadolu'ya bu devirde kitleler halinde gelip yerleştikleri,tarihi belgelerden anlaşılmıştır.
M.Ö. 190'larda Romalılarıneline geçen Eskişehir, Roma'nın M.S. 395'de ikiye bölünmesine kadarRoma İmparatorluğu'nun sonra da Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans)idaresinde kalmıştır.
Büyük Selçuklu İmparatorluğu zamanındadoğudan gelen Türk Boyları, Bizans'ın zayıflığından da istifade ederekDoğu Anadolu'ya yerleşmeye başlamıştır. Selçuklu Hükümdarı Alparslan'ın1071'de Malazgirt Savaşını kazanmasından sonra Türklere bütün Anadolukapıları açılmış, süratle ilerleyen Türk orduları 1074'de Eskişehir'ialmıştır. Bundan sonra Eskişehir, doğudan devamlı gelen boylar için biryerleşme noktası olmuştur. İnönü İlçesindeki Çarşı Camii'nin yapım yılı1074'tür.
Sonraları Eskişehir Anadolu SelçukluDevleti ileHaçlılar arasında yapılan kanlı savaşalara sahne olmuştur. EskişehirAnadolu Selçukllu Devleti'nin kuruluşundan yıkılışına kadar birselçuklu şehri olarak kaldığı halde, bu savaşlar nedeniyle fazlaselçuklu eseri yapılamamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin eserleri, odevirde uzun süre uç beyliğin merkezi olan Sivrihisar'da görülür.Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Bey, 1284 yılında Anadolu SelçukluSultanı Mesut tarafından gönderilen fermanla aşiret reisliğindençıkarak uç beyi olmuştur. Osman Bey, uç beyi olduktan sonra, güngeçtikçe kuvvetlenmiş ve 1289 yılında hakimiyet sahasına Eskişehir veİnönü'yü de katmıştır. Osmanlıların ilk zamanlarında, devletin kurulumerkezlerinden birisi olması sebebiyle Eskişehir'e yakın ilgigösterilmişse de Duraklama ve Gerileme devirlerinde pek ilgigösterilememiştir. Bu nedenle Eskişehir yakın zamana kadargelişememiştir. Şehir ancak 1877-1878 Osmanlı - Rus harbinden sonramuhacirlerin yerleştirilmeye başlamasıyla beraber gelişmeye başlamıştır.
Bugün Türkiye'nin sayılı merkezlerinden olan Eskişehir, Fatih'in ilkzamanlarına kadar Ankara Beyliğine bağlı olarak kalmıştır. 1451yılından sonra Kütahya'nın Beylerbeylik haline gelmesi üzerine Anadoluİdari Teşkilatında değişiklik olmuş; bu arada Ankara'ya bağlı bulunanEskişehir, Kütahya Beylerbeyliği'ne bağlanmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDA ESKİŞEHİR
MÜTAREKE VE MİLLİ MÜCADELE'DE ESKİŞEHİR
Eskişehir,tarihin her döneminde, önemli bir ticari, ekonomik ve stratejik noktadaolmuştur. Geniş ve verimli ovaları, Anadolu'yu batı doğu ve kuzey güneydoğrultularında kesen doğal yolların Eskişehir'de buluşması, buyolların askeri ve ticari önemi, bölgenin hep göç almasının vesavaşların sahnesi olmasının temel nedenleri arasındadır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun, Birinci Dünya Savaşından müttefikleriylebirlikte yenik çıkması, askeri vesiyasi açılardan zayıflaması ve 30Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile bu yenilgininuluslararası platformda tescil edilmesi, büyük bir devletin sonunu vegenç, Türkiye Cumhuriyeti'nin de başlangıcını haber veriyordu.
20. yüzyılın başlarında Eskişehir, bağımsız bir mutasarrıflıktı veçevresiyle birlikte kalabalık bir nüfusa sahipti. Bugün olduğu gibi ogünlerde de tarım, Eskişehir'in yaşamında önemli bir yer tutuyordu.1890'lı yıllarda Eskişehir'e gelen demiryolu da gelişerek, doğalticaret yollarını takip etmiş, Eskişehir,batıdan gelip doğu ve güneyegiden demiryollarının bir kesişim noktası haline gelmişti. 1892 yılındakurulan Cer Atölyesi, demiryolunun ve demiryolu araçlarının bakım veonarımını yapan önemli bir kuruluş olma özelliğini de taşıyordu.Demiryolu Eskişehir'in ticaretini canlandırmış, burayı ticaretin yanısıra askeri açıdan da önemli bir stratejik nokta konumuna getirmişti.Mondros Müterekesi'nin maddelerinden biri de; İtilaf Devletleri'ninOsmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki önemli noktaları güvenlikgerekçesiyle işgal edebilecekleri hükmünü taşıyordu. Bu maddeyedayanarak 13 Kasım 1918 tarihinde herhangi bir karşı direnişlekarşılaşmadan İstanbul'a çıkan İngiliz kuvvetleri, İstanbul Bağdatdemiryolu hattı boyunca kendilerince önemli gördükleri yerleri işgaletmeye başladılar, bu işgalden 1919 yılının Ocak ayı sonlarındaEskişehir'de nasibini aldı. 520 mevcutlu bir İngiliz birliği Eskişehirİstasyonu çevresinde karargahlarını kurdu.
İngilizlerinEskişehir istasyonu ve çevresini işgal ettikleri dönemde Eskişehirmutasarrıfı Hilmi Bey'di ve bu kişi Damat Ferit Paşa tarafından kurulanve işgalcilere sempati duyan Hürriyet ve İtilaf Hükümeti 'nin adamıydı.İşgal Eskişehir halkı tarafından nefretle karşılandı ve gösterilerdüzenlenmeye başladı. Hilmi Bey işgale karşı yapılan başkaldırı vegösterileri "huzur bozucu ayaklanmalar" olarak niteliyordu.
Eskişehir'de 17 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgalini kınayan birmiting düzenlendi. Bu miting sonrasında işgalcilere karşı olan direniş,giderek daha örgütlü hale geldi ve güçlendi; direnişi başlatanlarEskişehir'li aydınlardı. Bu tarihlerde 20. Kolordu Komutanı olan AliFuat Paşa ve Çerkez Ethem'in de Kuvayı Milliye örgütlenmesine veEskişehir'li direnişçi aydınlara destekleri oluyordu. Ayrıca Ali FuatPaşa, süvari yarbayı Atıf Bey'i de Eskişehir Mıntıka Komutanlığı'naatamıştı. Atıf Bey, mutasarrıf Hilmi Bey'e karşı olan görüşleriyle detanınıyordu. Atıf Bey, demiryolu dolayısıyla Eskişehir'in ne denliönemli bir stratejik noktada olduğunun farkındaydı. 4 Eylül 1919'dagerçekleştirilen Sivas Kongresi, bir başkaldırının, bir direnişinörgütlü olarak başlamasının da göstergesiydi. Bu kongreye Eskişehir'denüç delege katıldı. Bunlar; Bayraktarzade Hüseyin Bey. (Akbaşlı) HüsrevSami ( Kızıldoğan ) Siyahizade Halil İbrahim Bey'di. Kongrenintutanaklarının bastırılması için gerekli maddi kaynak yoktu ve baskıiçin Eskişehir delegesi Bayraktarzade Hüseyin Bey 200 Osmanlı Altınıbağışta bulundu ve tutanaklar böylelikle basılabildi ve bu onurEskişehir'in ve Eskişehir'lilerin oldu.
Sivas Kongresi vekongre sonucunda tüm Anadolu insanının tek bir vücut olarakkilitlenmesi gerek İstanbul Hükümetinin, gerekse İtilaf devletlerininhoşnutsuzluğuna neden oldu. Bu arada Anadolu'da bulunan neredeyse tümkuvvet komutanları, İstanbul'a karşı bayrak açmıştı.
Buarada İngilizler Kuvayı Milliye güçlerine karşı saldırılar düzenlemeküzere Eskişehir'e yığınak yapmaya başladılar. Ali Fuat Paşa 13 Eylül1919'da Ankara'dan Sivrihisar'a intikal etti, 20 Eylül'de ise BatıAnadolu Kuvayı Milliye Komutanı sıfatıyla bir bildiri yayınlayarak ,Eskişehir'de bulunan yerel yöneticilerin İstanbul Hükümeti'ninemirlerini dinlememesini istedi. Bu arada İngiliz kuvvetlerine de birçağrıda bulunanarak, İstanbul Hükümeti'ne karşı başlatılan bu harekattataraf olmamalarını istedi. Bu tarihlerde Kütahya'da da bir İngilizişgal kuvveti bulunuyordu. İsmail Hakkı Bey komutasındaki bir müfrezeKütahya'ya giderek İngiliz kuvvetlerinin Eskişehir'e doğruçekilmelerini sağladı. Kütahya'da bulunan İngiliz kuvvetlerininEskişehir'e çekilmelerinden sonra Türk birlikleri Eskişehir — KütahyaDemiryolu üzerinde bulunan Alayunt köprüsünü yıkarak İngilizlerintekrar Kütahya'ya gelmesini engelledi. Bu Eskişehir'de bulunan Hürriyetve İtilaf Hükümeti yanlılarını rahatsız etti ve Mutasarrıf Hilmi Bey,İngilizlerden yardım istedi, ancak İngilizler bu çatışmaların Osmanlıîmparatorluğu'nun iç sorunu olduğunu belirterek, Mutasarrıf Hilmi'yedestek vermediler.
1 Ekim 1919'da Damat Ferit hükümeti istifaetti. Yeni bir hükümet kuruldu, hükümetin başı Ali Rıza Bey'di, Kuvay-ıMilliye yeni hükümetten bir çok istekte bulundu ve bu isteklerini dekabul ettirdi. Bu arada Eskişehir'de mutasarrıflığına Hilmi Bey yerineKuvay-ı Milliye yanlısı Çolakoğlu Sabri Bey getirildi. İbre bir andatersine dönmüştü. Kuvay-ı Milliye karşıttan tutuklandı, kaçanlar daİngilizlere sığındıIar.Mutasarrıf Hilmi 4 Ekim 1919'da uğradığı birsaldırı sonucunda öldürüldü.
16 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan dağıtıldı, 11 Nisan'da ise resmen kapatıldı ve Osmanlı Devleti hükümetsiz kaldı.
Ankara'yı ve Ankara'daki çalışmaları güvence altına almanın bir yoluİngiliz işgal ve denetiminde olan demiryolunu tekrar ele geçirmekti,Ali Fuat Paşa 17 Mart 1920'de, 143. Alay'la yola çıkarak Ankara -Eskişehir arasındaki demiryolunu tekrar ele geçirdi ve denetimisağladı. Direnen İngiliz asker ve subayları da tutuklandı.
20Mart 1920'de Milli Alay'a komuta etmekte olan 20. Kolordu komutanvekili Mahmut Bey, Eskişehir'deki işgal kuvvetleine bir uyarı yaptı veEskişehir'i bir saat içinde terketmelerini istedi. Aynı gün, süreninuzatılması istekleri reddedilen İngiliz kuvvetleri çok sayıda araçgereç ve mühimmat bırakarak Eskişehir'i terk ettiler.
ESKİŞEHİR'İN YUNANLILAR TARAFINDAN İŞGAL EDİLMESİ VE GELİŞEN OLAYLAR
Uşak ve Bursa üzerinden Kütahya ve Eskişehir üstüne saldırıya geçenYunan kuvvetleri, 20 Temmuz 1921'de Eskişehir'i işgal ettiler. TürkBatı Cephesi güçleri Çifteler'e dek geri çekildi. Durum Türkkuvvetlerinin tümüyle aleyhine dönmüştü. İşgal kuvvetlerinin Ankarayakınlarına kadar gelmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nderahatsızlıklara neden olmuştu. Milli Savunma Bakanı Fevzi PaşaAnkara'nın terk edilerek meclis çalışmalarının Kayseri'ye taşınmasınıistiyordu. Ancak TBMM'de kesinlikle Ankara'nın terk edilmemesiniyönünde karar aldı ve 5 Ağustos 1921 tarihinde Mustafa Kemal meclisyetkileriyle donatılarak Başkomutan oldu.
YunanlılannEskişehir'i işgalini ve yaşananları Suzan Albek kitabında şöyleaktarır: "Türk ordusu Eskişehir'i boşalttıktan sonra, Yunan elinikolunu sallayarak girdi buraya. Aylardan temmuz, Eskişehir'de zerdalivaktiydi. Yunan ordusu dağınık, perişandı. İlk günler Aşağı Mahalledekiçarşının dükkanlannı yağmaladılar. Kurşunlu ca-miinin Menzilhanesinierzak deposu, Aşhaneyi mutfak yaptılar. Semahane Yunan askerleriyledoldu. Kumandanlar Fransız mektebine, Doğaloğlu hanı ve diğer büyükbinalara yerleştiler. Odunpazanndaki Turan Numune mektebi hastane oldu.İşgalden iki gün önce Ankara yönüne göçmüş zenginlerin evlerineyerleştiler. Bütün evlere beyaz bayrak asın dediler, astık. Gecedokuzdan sonra sokağa çıkmayın dediler, çıkmadık. Bahçe duvarlannadelik açtık, sokağa çıkmadan birbirimize gidip geldik." (Albek, 1991,s. 193)
Bu arada Yunanlıların Eskişehir'i işgallerinden ikigün sonra 22 Temmuz 1921 'de Yunan kralı Konstantin Eskişehir'e .geldi,yanında Yunan ordusunun üst rütbeli subayları bulunmaktaydı.Eskişehir'de yapılan toplantıda kral Konstantin Yunan OrdularıBaşkomutanı oldu, bundan beş gün sonra Kütahya'da yapılan bir başkatoplantıda ise Ankara'ya saldırı kararı alındı. Yunan Ordusu yaptığıbüyük hazırlıklardan sonra, üç koldan 13 Ağustosla Türk mevzilerinekarşı hücuma geçti. Bundan sonraki bölümü kronolojik olarak gün gün elealabiliriz:
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
1 Ağustos 1921: Sivrihisar, 16 Ağustos t a Mihallıçık işgal edildi.
21 Ağustos 1921: Yunan Ordusu Sakarya Nehri'nin Güneyine geçti, 23Ağustos'a dek ciddi bir direnişle karşılaşmayan işgal ordusu komutanıPapulas, Batı Cephesi mevzilerine saldınlması ve ve cephenin iki yerdenyarılmasını istedi.Mangal Dağı'nı tutan Türk birlikleri. MangalDağı'nda bir alaylık güç bırakarak geri çekildiler.
24 Ağustos1921: Yunanlılar Mangal Dağı'nı ele geçirdiler, ancak Türklerin burayıçok çabuk terketmelerinden de kuşku duydular. İki gün beklemeyi tercihettiler. Bu beklemeden ya rarlanan Başkomutanlık, mevzilerin arkasınagüç yığdı.
25 Ağustos 1921: Yunanlıların saldırısı püskürtüldü. Ancak Yunan kuvvetleri çok geniş bir alana yayılmıştı.
30 Ağustos 1921: Yunan birlikleri yeni bir saldırı başlattılar, beş günboyunca süren çatışmalarda büyük kayıplar verdiler ve Çal Dağı'nızorlukla ele geçirebildiler.
4 Eylül 1921: Yunan Komutanı PapulasSavaş bakanına yazdığı bir raporda Ankara'ya kadar ilerlemeninolanaksız olduğunu belirtti.
6 Eylül 1921: Mustafa Kemal, FevziPaşa (Çakmak) ve İsmet Paşa yaptıkları toplantıda Yunan kuvvetlerininiyicegüç kaybettiği konusunda fikir birliğine vardılar.
7 Eylül 1921: Keşif saldırıları yapıldı ve iyi sonuçlar elde edildi.
10 Eylül 1921: Türk Kuvvetleri " Genel Karşı Saldın" karan aldı ve DuaTepe ele geçirildi. Yunanlılar Beylikköprü sırtlarına dek gerilediler.
12 Eylül 1921: Kartaltepe ve Beştepe ele geçirildi
13 Eylül 1921: Yunan birlikleri tümüyle Sakarya'nın batısına geçtiler.
14 Eylül 1921: Yunanlıları izleyen Mürettep Süvari Tümeni Sivrihisar'a girdi.
17 Eylül 1921: Türk Kolorduları Yunanlıları güneyden sarmaya başladı,Papulas Eskişehir'e çekilmeyi planladı. Aynı gün öncü birliklerMihallıççık'a girdiler.
20 Eylül 1921: Cephane yetersizliği dolayısıyla oldukça yavaş hareket edebilen Türk birlikleri, Sakarya'nın batısına geçtiler.
23 Eylül 1921: Yunan birlikleri Eskişehir'e dek geriledi, burada yeni güçler ve cephanelerle desteklendi.
1921 yılının Eylül ayı sonlarında bitebilecek olan Yunan işgali,malzeme ve cephane yetersizliği dolayısıyla bir yıl kadar uzadı. Buarada Yunanlıların Avrupa'da siyasi destek arayışları devam ediyordu,ancak İngiltere ve Fransa gibi güçlü devletler, savaşın sonunugörmüşlerdi, dönemin Fransa Başbakanı Briand, Yunanlıların Türklerlebir an önce barış yapmalarını önerdi, İngiliz Başbakanı Lloyd Georgeise bir an önce Serv ruhunun terk edilmesi gerektiğini söylemeyebaşlamıştı. 1922 yılının bahar ayları boyunca hem Türk birlikleri, hemde Yunan birlikleri karşılıklı saldırı için hazırlıklarını
yaptılar. Yunan Ordusu'nun başına Hacı Anesti getirilmişti.
22 Ağustos 1922: Mustafa Kemal tüm hazırlıkların 15 gün içinde tamamlanması buyruğunu verdi.
24 Temmuz 1922: Yunanlılar İstanbul'u işgal için bir harekata girişti,bu harekat Türk saldırısının hızlanmasını sağlamaktan başka hiç bir işeyaramadı.
26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz başladı.
30 Ağustos 1922: Büyük Taarruz bitti.
1 Eylül 1922: Seyitgazi düşman işgalinden kurtuldu.
26 Ağustos 1922 de Türk Ordusunun başlayan taarruzu sonucu, 2 Eylül1922 de Eskişehir düşman işgalinden kurtuldu. Ancak işgalciler geriçekilirken yakıp, yıkmış kenti harabe haline getirmişlerdi. HakimiyetiMilliye Gazetesi'nin muhabirine göre; Yunanlılar geri çekilirken 250kişiyi öldürmüş, kent merkezinde 2 bin hane, 22 otel ve han, 2 binmağaza ve dükkan, 5 hamam, 4 fabrika, 2 cami, 3 mescit ve 10 mektepyakmışlardı. Köylerde ise 13 bin hane ve 2 bin davar ağılı ateşevermişlerdi. 150 bin dönüm ormanlık alan da kül haline getirilmişti.Ogünkü kaynaklara göre kent ve çevresinde 150 milyon lira zarar meydanagelmişti. Görüldüğü gibi işgalin bilançosu ağır olmuş ve son elliyıldır sosyal, ekonomik ve kül*türel açıdan canlanmaya başlayan kentiyok olma aşamasına getirmiştir. Savaşın yarattığı dehşeti tarihekaydetmek üzere alanları dolaşan Anadolu'da Yeni Gün Gazetesimuhabirinin ilk izlenimleri ise şöyledir:" Eskişehir'e girdiğimiz zaman( 2 Eylül akşamı) otomobilimiz yamadan görülmez bir hale gelmiş, tammanasıyla eski Osmanlı imparatorluğu'nu andırı*yordu. Birçokharabelerden geçtikten sonra yine o harabeler arasında durduk, pek iyibildiğim Eskişehir'i hiç tanıyamayacak bir halde buldum. Düşmankasa*bayı hemen baştan aşağı yakmış. Oto*mobilimiz Köprübaşı denilenmevkide durmuştu. Etrafımız yanan dükkan, mağaza ve evlerin siyah vekorkunç enkazıyla sarılı idi” TBMM Hükümeti, korkunç manzaraya rağmenidari mekanizmayı kurmakta gecikmedi. Eskişehir'in işgalinden sonramemurlarıyla birlikte Sivrihisar'a taşınmış olan Mutasarrıf İbrahimBey, geri dönerek yönetimi ele aldı. Kurtuluştan sonra yapılan ilkicraat, Eskişehir'i istanbul ve Ankara'ya bağlayan tren raylarının veköprülerinin onarımına başlanması oldu. Zira bu icraata öncelikverilmesinin temel nedeni, stratejik olmasının yanısıra, sosyal veekonomik yaşamla da yakından ilgi*li olmasıdır. İki ay içinde trenhattı onarılarak işletmeye açıldı. Bunun yanında adliye örgütü, kentteeğitim ve öğretime başlanması için eğitim kurumları ve yangından zarargören kentin su ve elektrik tesisatı yeniden yapılandırıldı. Kentinimarı ve canlandırılması süre*cinde yaşanan ilginç olaylardan biri deTBMM'nin Eskişehir'e nakledilme*si konusudur. 11 Ekim 1922 de ken*tinileri gelen kişilerinden oluşturulan bir heyet, TBMM Başkanı MustafaKe*mal Paşa ile görüşerek Meclisin daimi olarak Eskişehir'detoplanmasını istediler. Ancak bu teklif uygun bulunmadı. Mustafa KemalPaşa' nın 15 Ocak 1923'te Eskişehir'e yaptığı gezi de gerek Türkiye'ningeleceği açısından gerek Eskişehir'in imarı konusunda, bir dönümnoktası oldu. Mutasarrıflık Dairesi'nde (Hükümet Konağı) yaptığıkonuşmada, Ulusal Kurtuluş Savaşında büyük acılar çeken Eskişehirhalkının gösterdiği özveriyi takdirle karşıladığını açıkladı. Ayrıca,Mustafa Kemal Paşa Mutasarrıflık Daire*si'nde, üst düzey memurlardankentin imarı konusunda bil*gi aldı ve ihtiyaçlarının neler olduğunuöğrendi. Mustafa Ke*mal Paşa ilgililerden acilen hayvanların ıslahı vehastalıklar*dan korunması, tohumluk dağıtımı, yolların yapılması, yeniokul binalarının inşası, mevcut ormanların haritasının çıka*rılmasıgibi konulara eğilmeleri gerektiği direktifini verdi. Mustafa KemalPaşa'nın bu direktifleri ve Eskişehir'in kalkındırılmasına yönelikhassasiyeti Belediye Başkanı Hasan Basri Bey'i harekete geçirdi.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Özetle Kurtuluş Savaşının 5 önemli meydan muharebesinin üçüEskişehir'de geçmiştir. M.Kemal Atatürk'ün önderliğindeki T.B.M.M.mazlum halklara örnek olacak galibiyetlerin ilkini I.İnönü Savaşı ileEskişehir topraklarında kazanmıştır. Eskişehir, Ulusal KurtuluşSavaşının kilit nok*talarından birini oluşturduğundan, savaştamaddimanevi olarak çok yıpranmıştır. Kurtuluştan sonra geriye yanmış,yıkılmış bir kent kalmış, ancak yöneti*cilerin ve halkın kenti yenidencanlandırma azmi yok olmamıştır. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923'teHükümet Konağında yaptığı konuşmada vurguladığı gibi Eskişehir, zaferinkazanılmasında büyük katkı yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, bu nedenlekentin imarıyla yakından ilgilenmiştir. Cumhuriyet döneminde yapılanyatırımlarla kısa zamanda modern bir kent yaratılmaya çalışılmıştır.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
İçAnadolu stepleri, Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu ormanları, Eskişehir'inbitki örtüsünü oluşturur. Sündiken Dağları'nın, Porsuk Vadisi'ne bakangüney yamaçlarında, 1000 metreden sonra meşe çalılıkları, daha sonra dabodur meşeler görülür. 1300 metreden sonra yer yer kara çamların gözeçarptığı Sündiken Dağları'nın, Türkmenbaba, Eşekli Türkmen Tepesi veBozdağ'ın Sakarya Vadisi yönü incelenirse, (özellikle TandırlarDağküplü Köyleri arası çok sıktır) karaçamla kaplı olduğu gözlenir.Burada karaçamların arasında, kızılçamlar da görülür. Taştepe veMihalıççık civarına kadar sarıçamlar yer alır. Yapıldak civarındaki çamormanları arasında, yüksek meşeler görülür. Eskişehir'in güneyindekiplatolarda ve Çifteler Ovası'nda orman yoktur fakat karakteristik stepbitkileri vardır. Sarısu Porsuk Vadisi'nin bitki örtüsünü, yumak,yavşan ve kekik oluşturur. Porsuk ve Keskin Dereleri'nin kenarlarındakibitki örtüsü ise, söğütler, kavaklar, karaağaçlar ve koruluklardanoluşur.
YABANIL HAYAT
ilin kuzeyinde yer alanÇatacık ormanları yabanıl hayat bakımından oldukça zengindir. Porsuk,Seydisuyu ve Sakarya Nehri ile, Sarıyar ve Porsuk Barajlarında bolmiktarda sazan, yayın, karagöz gibi tatlısu balıkları bulunur,Sivrihisar yakınlarındaki Yakapınar ve Balıkdamı da gerek göçmenkuşlara barınak olması, gerekse yabanıl hayat açısından oldukçaönemlidir.
Koruma Sahaları
Eskişehir Mihalıççık, Alpu ve Sarıcakaya Yaban Hayatı Koruma Sahası
Kuzeyi Mahmuthisar, Sarıyar Barajı, Gökçekaya Barajı ve SakaryaNehri'nin güney kıyısını takiben Mayıslar Köyü, güneyi ise Kozlu,Çardak, Bahçekuyu, Ağaçhisar. Yukarıdereköy, Kozlubel, Sepetçi, Tandırve Yarımca Köylerini birleştiren hat. Batısı Yarımca, Dağküplü'denMayıslar Köyü. Doğusu Kozlu, Gözeler, Obruk, Mahmuthisar'ı takibenSarıyar Barajı güney kıyısı.
Eskişehir Günyüzü - Kayakent Yaban Hayat Koruma Sahası
Batısı Sakarya mahallesi, Musluk Boğazı mevkii, yolu takiben KaracaörenKöyüne kadar; Kuzeyi Karacaören Köyünden başlayarak yolu takibenKuzuören Köyü, Selbelik, Üçcevizler sırtını takibe-den stabilize yol.Kayakent - Gümüşkonak asfaltının kesiştiği noktaya kadar; DoğusuKayakent - Gümüşkonak asfaltı, Karaağaç Ağılı mevkii, Sakarya Nehrininbirleştiği yere kadar. Güneyi Çakmak Yaylası yolu, Sakarya Nehrinitakiben Sakarya Mahallesi arasında kalan saha.
Eskişehir Sivrihisar - Balıkdamı Yaban Hayat Koruma Sahası
Kurtşeyh - Ahiler yolu. Karaçayır mevkii. Sakarya Nehri Karabentköprüsü; buradan Balıkkaya sırtı. Kurtşeyh Köyüne ulaşan yol arasındakalan saha.
Kaplicalar,Hamamlar
Eskişehirgibi su kentlerinin kendilerine özgü su kültürleri olması son dereceolağandır. Hamam geleneği, hamam folkloru da su kültürünün vazgeçilmezparçalarıdır.
Pek çok yörede olduğu gibi Eskişehir'de de hamamla ilgili folklorik gelenekler giderek unutulmaktadır.
Eskişehir'in yerli ahalisi için hamamlar yalnızca yıkanmaya,temizlenmeye yarayan mekanlar değildir. Hamamlar geçmişte ve kısmen deolsa günümüzde bir sosyal boyut taşırlar. Kent merkezinde yer alan çoksayıdaki hamam eş, dost ve akraba hanımların düğün, kırk uçurma vebenzeri gerekçelerle bir araya geldikleri, kimi zaman müstakbel gelinadaylarının belirlendiği, beğenildiği sosyal mekanlardır.... Gün gelirhamamlar, hanımların eğlendikleri, dinlendikleri bir yer halinegeliverir.
Geleneğin yaşanmakta olduğu 1970'lerinsonlarına kadar sadece düğün ve benzeri gerekçelerle değil; yıkanmak,temizlenmek için bile hamama gitmek bir tören, bir ritüeldi. Hamam içingünler öncesinden hazırlıklar başlar, ipekli hamam bohçalarına en az üçparçadan oluşan havlu takımları, gümüş tas, gümüş kakmalı fildişitaraklar, sedef veya gümüş kakmalı nalınlar, en güzel kokulu sabunlarkonur... hamamın soyunma bölümünde giyinirken kerevetlerin üzerinesermek için su bezi denilen yaygılar hazırlanırdı.Daha eski zamanlardabavul kullanılmadığından hamama bohça ile gidilirdi. Bohçalar atlas vedeğişik türde ipek kumaştan yapılır; üstü işlemeli olurdu. En az üçparçadan oluştuğu belirtilen havlu takımları sarı veya beyaz sırmaişlemeli ya da mahrama adı verilen hesap işli olurdu. Hamama giderken .çoğu kez evlerde dolmalar, börekler hazırlanır'veya evin erkekleriöğleye doğru hamama çarşı fırınların¬da pişirilmiş güveç gönderirlerdi.
Yıkanmaya çıplak gidilmediğinden hamama girerken fıta veya futa adıverilen ipekten yapılmış peştemallarla sarınılır, yıkanma çoğu kez birdefileye dönüşürdü.
Eğer ... gelin hamamı gibi bir nedenle hamamagitmek söz konusu ise düğün evi genellikle en popüler hamamlardanbirini o gün için kiralardı. Hamama yalnızca düğün evi tarafındançağrılı olanlar giderdi.... hamam takımlarının en güzelleri böylesigünlerde ortaya çıkartılır, en gösterişli giysiler o güne saklanırdı.Hamama gelen kadınlar tüm takılarını takarlardı. Hamama giren vehamamdan
çrkan konuklara yiyecekler, içecekler ikram edilirdi. ...Gelin de en gösterişli peştamalıyla hamama girer, yaşlıların elleriniöper, yaşıtlarıyla kucaklaşır, bekar olanlarına 'darısı senin debaşına' temennisinde bulunurdu. Gelin ve genç kızlar hamamda kurnabaşında türküler, şarkılar söyler ve oynayıp eğlenirlerdi.
Hamama payton (fayton) veya landon adı verilen bir veya iki atınçektiği mevsime göre açık veya kapalı arabalarla gidilirdi. Bu arabalarya hamam önünde bekletilir veya çıkış saatinde arabacıların yıkananlarıgelip almaları tembihlenirdi. Daha sonraki yıllarda faytonların yerinitaksiler aldı; ekonomik duruma bağlı olarak hamamdan eve taksiyle dönmealışkanlığı hala sürmektedir.
Gelin hamamı dışında bir de lohusahamamı geleneği vardır. Doğumun kırkıncı gününü takiben doğum yapankadın, akrabaları ve yeni doğmuş çocuk hamama götürülürdü. Loğusahamamında cıngıl adı verilen bir ipe dizili anahtar, kilit, delik paragibi nesneler son yıkanma suyunun içine konur, nazara karşı korumasıiçin anne ve çocuğun başından aşağı ..." üç kez "...dökülürdü."
Doğuma ilişkin sağlık hizmetlerinin yaygın olarak yerel ebelertarafından verildiği dönemlerde; doğum günü geçen (doğumu gecikmiş)kadınlara"... ebeler hamama gitmelerini ve sıcak havuz içindeoturmalarını önerirdi, doğum günü yaklaştıkça hamama gidilirse doğumunkolay olacağına inanılırdı. ..."
XX. yüzyılın başlarında (özellikleSarısungur Suyu kente ulaştırılmadan önce) yerel hamamların yıkanmadışında bir diğer fonksiyonu da çamaşırhane olmalarıydı. Birkaç aileninbir araya gelmesiyle belli zaman aralıklarında bir hamam kiralanarakuzun süreli birikmiş çamaşır veya benzeri eşyaların yıkanma işlemigerçekleştirilirdi. Ayrıca söz konusu tarihlerde Yukarı MahalleDebboy'da, Akarbaşı'nda, Yediler'de üstü kapalı çamaşırhanelerbulunmaktaydı.
Bir su kenti olan Eskişehir'de şifalısıcak su kaynakları ve hamam¬ların önemi, tarihsel ve kültüreldüzeydedir. Hamam ve sıcak su olgusu türküler, maniler ve deyişlerlekendini kentin tarihine kazımıştır. Bu kentte yaşayanların sıcak sututkusu, "Eskişehir'in kızı anam der ağlar, hamam der ağlar" deyişiyleifade edilmiştir.
--------------------------------------------------
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Arkeoloji Müzesi
Eskişehir'deilk müze, çevreden toplanan arkeolojik eserlerin, 1944 yılında AlaadinCamii'nde depolanması ile kurulmuştur. Eserler daha sonra KurşunluCamii ve Külliyesi'n-deki medrese odalarında korunmaya alınıp,bahçesinde teşhir edilmiştir. Müze Atatürk Bulvarı üzerindeki binasına2974 yılında taşınmıştır. Müzede; bölgede yapılan Şarhö-yük. Pessinus,Küllüoba, Orman Fidanlığı, Karacaşehir. Çavlum Mezarlığı. Kocakızlartümülüsü kazılarında bulunan eserler sergilenmektedir. Bunun yanındasatın alınma yolu ile gelen eserler, bahçe ve müze içi teşhiri olarakziyarete açılmıştır. Müzede Tunç Çağından - Selçuklu dönemine kadarbirçok eser görülebilir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi MüzesiCumhuriyetdöneminin Eskişehir'deki en eski binalarından biri olan OdunpazarıAskerlik Şubesi, Anadolu Oniver-sitesi'ne tahsis edildikten sonrarestore edilmiş ve "Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi"olarak düzenlenmiştir. Müze, 23 Nisan 1994 günü hizmete açılmıştır.Mü-' zede Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş öyküsü belgelerle yeralmaktadır. Türkiye'nin kuruluşunu anlatan 130 fotoğraf, Mustafa KemalAtatürk'ün çeşitli dönemlere ait 51 potresi, Eskişehir yöresine ait çoksayıda etnografık eser bulunmaktadır.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Lületaşı Müzesi
LületaşıMüzesi. Eskişehir Valiliğince şehrin merkezindeki Yunus Emre KültürMerkezi'nin bir bölümünde 1989 yılında açılmıştır. Müzede, Eskişehirlilületaşı ustalarının ürettikleri seçkin ürünlerin yanında, lületaşınınişleniş aşamaları da sergilenmektedir. Ayrıca her yıl düzenlenenUluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası içindeki yarışmalardaödül alan yerli ve yabancı sanatçıların, lületaşından yaptıklarıeserler sergilenmektedir
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Havacılık Müzesi
AnadoluÜniversitesi Yunus Emre Kampüsü'nün karşısında yer alan HavacılıkMüzesi 1998 yılında açık teşhir olarak ziyarete açılmıştır. Müzede,çeşitli tip ve modellerde sivil ve savaş uçakları görülebilir. Kapalıbir mekanda ise pilot giysileri, rozetler, maket uçaklar ve uçakmotorları ye almaktadır. Restorana çevrilmiş bir uçakta iseziyaretiçilere fast - food hizmeti verilmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Çağdaş Sanatlar Müzesi
AnadoluÜniversitesi Yunus Emre Kampüsündedir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemiyapılarından olup döneminde Askeri Kışla ve Talimgah Binası olarakkullanılan bina, Anadolu Üniversitesi'nce restore edilerek, 2001yılında ziyarete açılmıştır. Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde, zamaniçerisinde toplanan 75 Türk. 12 yabancı sanatçının eserleri müzekoleksiyonunda bulunmakta ve sergilenmektedir. Alanında Türkiye'dekiilk ve tek müzedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Sivrihisar-Ballıhisar
Eskişehirili Sivrihisar ilçesi. Ballıhisar (Pessinus) antik kentinde, EskişehirValiliği'nin desteği ile 1988 yılında açılmıştır. Antik kentteyıllardır sürdürülmekte olan kazılarda gün ışığına çıkartılan taşeserlerin bir kısmı Açık Hava Müzesi olarak düzenlenen bina vebahçesinde teşhir edilmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Yunus Emre Müzesi
Eskişehirili Mihalıççık İlçesi Yunus Emre (eski Sarıköy) köyündeki müze; KültürBakanlığı'nca. Yunus Emre Türbesinin mimarisine uygun olarak 13 yy.mimarisi tarzında yapılmış ve .1974 yılında ziyarete açılmıştır.Müzenin bir bölümünde, Yunus Emre Zaviyesine ait 4 berat, 7 muhasebekoçanı, birinci ve ikinci mezarlarından nakli sırasında çekilmişfotoğraflar ile Yunus Emre'yi tanıtıcı kitaplar sergilenmektedir. Diğerbölümlere ise bölgenin etnografik malzemeleri ile Selçuklu dönem taşsüslemeciliğinin en güzel örneklerini veren mimari parçalarsergilenmektedir.
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Karikatür Müzesi
Karikatürmüzesi binası; 1900'lü yılların başında yapıldığı tahmin edilen vekonut olarak kullanılan ahşap bir yapının restorasyonla yenilenmesindenoluşturulmuştur. İki katlıdır ve toplam alanı 265 metrekaredir. Yapıtipik bir Eskişehir Odunpazarı evidir. Şehrin ilk kurulduğu bölgededir.
Müze, Türkiye'de bir ilk olan Anadolu Üniversitesi KarikatürSanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin yan kuruluşudur. Müzede;daimi sergi, değişken sergi bölümleri, portreler odası, Türk karikatürustaları odası, Eskişehirli karikatürcüler odası ile kitaplık bölümleribulunmaktadır. Müzede karikatür çalışmalarının yapılabileceği mekanlarda tasarlanmıştır.
Müzede karikatür arşivindeki eserlersergilenirken,alt kat salonunda yerli ve yabancı karikatürcülerinsergileri de aralıklı olarak sürdürülecektir. Böylece sık sık yapılacakdeğişikliklerle yaşayan bir müze amaçlanmaktadır.
Müzeden araştırma amacıyla da yararlanılabilecektir. Bu amaçla bir kitaplık oluşturulmuştur.
TCDD Demiryolları Müzesi
EskişehirGar sahasında bulunan müze, 1998 tarihinde ziyarete açılmıştır. Birdemiryolu kenti olan Eskişehir''i açılan bu müzede sergilenen eşyalar[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]ın Osmanlı döneminden itibaren ülkemize sağladığı ekonomik,sosyal ve kültürel gelişmelerin evrelerini gözler önüne sermektedir.Sergilemede eğitim ön planda tutulmuştur. Teşhirde telgraf makinasından- lokomotife kadar demiryolu ulaşımında ve iletişiminde kullanılan araçve aletlerin yanında Demiryolu padişah fermanları fotokopileri, ilgiliyayınlar ve giysiler sergilenmektedir.
NASIL GİDİLİR?
Karayolu:Otogar şehir merkezine yaklaşık 2 km. uzaklıktadır. Bütün BelediyeOtobüsleri ile şehrin her semtinden Otogara ulaşılabilmektedir. Ayrıcafirmaların özel servisleri de bulunmaktadır.
Otogar Tel: (+90-222) 227 88 00 - 227 88 01
Demiryolu: Eskişehir'in demiryolu ulaşımı'da vardır.
İstasyon Tel: (+90-222) 225 55 55
NE YENİR?
Göceli Tarhana, harşıl , çerkez sofrası, çiğ börek, katlama böreğini yerel yemek çeşitleri arasında sayabiliriz.
NE ALINIR?
Lüle taşından yapılan eserler, pipo, takılar yöreden alınabilecek en güzel hatıralık eşyalardır
YAPMADAN DÖNME
Baron Barones'de Pizza Yemeden
Hayal Kahvesine Ugramadan
Buda Bar'a Gitmeden
Club 222'ye Gitmeden
Yazılıkaya'yı (Midas Anıtı) gezmeden,
Sakarıılıca Termal Turizm merkezini ziyaret etmeden,
Şehrin en ünlü yemeği olan çiğböreğinin tadına bakmadan,
Lületaşı eserlerinden satın almadan...
Dönmeyin.
NEREDE KALINIR?
Anemon Otel [5 YılDızlı]
Tel..[+90]-0216-444-43-94 [Rezevasyon]
SEHİR İCİ ULASİM?
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
UNİVERSİTELER
OsmanGazi Universitesi
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
EskişehirOsmangazi Üniversitesi, Eskişehir'de üniversite yaşamını başlatan Tıp,Mühendislik-Mimarlık ve Fen Edebiyat Fakülteleri ile 1970 yılındakurulmuştur.
18 Ağustos 1993'te çıkan 496 sayılı KanunHükmünde Kararname ile Tıp, Mühendislik-Mimarlık ve Fen EdebiyatFakülteleri; Sağlık Hizmetleri ve Eskişehir Sağlık Hizmetleri MeslekYüksekokulları, Fen Bilimleri, Metalurji ve Sağlık BilimleriEnstitüleri ile yeni açılan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi veSosyal Bilimler Enstitüsü 1993 yılında Osmangazi Üniversitesi adıylayeniden yapılanmıştır.
Daha sonra, 1994'de Sivrihisar MeslekYüksekokulu, 1995'te Ziraat ve İlahiyat Fakülteleri, 1998'de EğitimFakültesi kurulmuştur.
36 yıllık bilimsel birikimi ile köklüve güçlü bir üniversite olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi çağdaşbilim yolunda kararlı adımlarla ilerlemektedir.
Anadolu Üniversitesi
[Linkleri görmek için üye olmalısınız...]
Demokratik, çağdaş eğitim
Anadolu Üniversitesinde, her türlü altyapısı tamamlanmış, çağdaşteknolojik olanaklara sahip, demokratik bir ortamda öğrenci önceliklieğitim verilmekte; öğrenciler, uluslararası ölçütlerde katılımcı biranlayışla sosyal ve kültürel etkinliklerin içinde yer almakta;kendilerini ifade etme olanağı bulmaktadırlar.
Deneyimli ve birikimli öğretim elemanı
Anadolu Üniversitesinde, ulusal ve uluslararası alanda deneyimli vebirikimli 1.600‘ü aşkın öğretim elemanı ile kendi alanlarında ülkemizinönde gelen bilim ve sanat insanları da ilgili birimlerde konuk öğretimelemanı olarak görev yapmaktadır. Tüm öğretim elemanları, birikim vedeneyimlerini öğrencilere aktarmak için hiç bir özveridenkaçınmamaktadırlar.
Donanımlı alt yapı
AnadoluÜniversitesinin tüm birimleri, çağdaş yükseköğretimin gerektirdiğiteknik donanıma sahiptir. Birimlerdeki tüm laboratuvar, atölye vestüdyolar en gelişmiş cihazlarla donatılmış, eğitimde; uygulama içingerekli olan her türlü araç ve malzemeler sağlanmıştır. Kütüphanekoleksiyonlarına yeni yayınların kazandırılmasına özel bir önemverilmektedir.
İngilizce hazırlık
Anadolu Üniversitesi,Türkiye‘nin dünya ile entegrasyonunda geleceğin yöneticileriniyetiştirmede yabancı dil bilgisinin önemi açısından birimlerinintamamına yakınında İngilizce hazırlık eğitimi vermekte, öğrencileriyarınlara hazırlarken onları çağdaş bilgilerle donanmış, dünyayıtanıyan, en az bir yabancı dil bilen bireyler olarak yetiştirmektedir.
Nitelikli öğrenci profili
Anadolu Üniversitesinin örgün bölümlerine her yıl beş bini aşkın yeniöğrenci kayıt olmaktadır. Bunların yarıdan çoğunu; Ankara, İstanbul,Eskişehir, İzmir, Bursa ve Antalya gibi büyük şehirlerdeki liselerdenmezun olanlar oluşturmaktadır.
Öğrencilerin mezun olduklarıliseler de hem bulundukları kentin hem de yurdumuzun önde gelen eğitimkurumlarıdır. Öğrencilerin çoğunluğunu, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi,Yabancı Dil Ağırlıklı Lise gibi üst düzeyde eğitim veren ortaöğretimkurumları mezunları oluşturmaktadır.